Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/574 E., 2025/5492 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/574 E., 2025/5492 K. (18.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/574
Karar No
2025/5492
Karar Tarihi
18.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/574 E. , 2025/5492 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1459 Esas, 2024/1762 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/111 E., 2021/105 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2017/112385 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu başvuruya yönelik itirazının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markalarından biri olarak algılanacağını, başvuru konusu ibarenin başlangıç kısmında yer alan "..." ibaresinin, Türkiye’nin batısının ve bu bölgede yer alan denizin adı olduğundan, herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu, dolayısıyla başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 14.01.2019 tarih ve 2019-M-188 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; bir markanın tanınmış olmasının o marka ile benzerlik içeren markaların tesciline her durum ve şart altında engel olunabileceği anlamına gelmediğini, müvekkili markası ile davacı markasının birbirine benzemediğini, davacı yanın piyasada tek başına egemen olma amacıyla hareket ettiğini ve diğer firmaların bu sektör içerisinde olmalarına engel olma gayesi taşıdığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itiraza mesnet seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasının esaslı unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markalarının tüketici zihninde bıraktığı ses ve iz ile aynı etkiyi doğurduğu, tüketicilerin markanın kapsadığı emtia/hizmeti almak için ayırdıkları süre zarfında taraf markalarını ayırt edemeyecekleri, işaretlerin bu derece benzer olması nedeniyle işletmesel bağlantırılma ihtimalinin de mevcut olduğu, davalının dava konusu markayı çekişmeli sınıflar bakımından tescil ettirmesinin markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı, davalı markasının, davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, davacının "..." ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve somut olayda bu hükme dayalı bir tescil engeli bulunmadığı, davacının ticaret unvanının esas ve ayırt edici karakterinin “...” ibaresi olduğu ve bu ibarenin davalı markasında aynen yer aldığı, davacı şirketin faaliyet konusunun “ülkemizde üretilen veya yurt dışından ithal edilen her çeşit sınai ticari zirai kimyevi tıbbi malları ile dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarının toptan veya perakende yurt içi ve yurt dışı alım ve satımı imalatını dağıtımını ve pazarlaması” şeklinde bulunduğu, bu faaliyet sahasının, dava konusu marka başvurusunun kapsadığı 35/05 alt grubundaki mağazacılık hizmetleri ile ilişkili olduğu, bu bakımdan da davacı şirketin ticaret unvanının tescil engeli oluşturduğu, davalının kötüniyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının davacı tarafça sunulan delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'in 14.01.2019 tarih ve 2019-M-188 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/112385 kod nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, ülkemizdeki bir coğrafi bir bölgenin adı olduğu ve ayırt ediciliğe katkısının bulunmadığı, buna göre başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı ve markaların karıştırılacağı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı gerçek kişinin 2017/112385 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacının "..." ibareli markalarını mesnet göstererek ve iltibas, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötüniyet hukuki sebep ve vakıalarına dayanarak yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT YİDK'in 14.01.2019 tarih ve 2019-M-188 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 18.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı