Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/536 E., 2025/5454 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/536 E., 2025/5454 K. (17.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/536
Karar No
2025/5454
Karar Tarihi
17.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/536 E. , 2025/5454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1546 Esas, 2024/1792 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/48 E., 2020/321 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 /2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ..., ... gibi tütün sektöründe tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, “...” ve “...” markalarının tescil sahibi .... şirketinin ABD dışındaki tüm marka haklarının müvekkili tarafından devralındığını, müvekkilinin ... numaralı “...” ibareli marka başvurusunun sahibi ve "..." ve "..." markalarının da Dünya çapında halefi olduğunu, bu gerçek hak sahipliğinin resmi tasdikli rüçhan belgeleri ile sübut olduğunu, buna ek olarak 1982’den beri kullanılmakta olduğunu, davalının 2011/45895 numaralı “...” markasınının kötüniyetli tesciline karşı Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/424 E. sayılı dosya ile hükümsüzlük davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, İsviçre’de müvekkili tarafından 16.02.2016 tarihinde “...” ibareli marka başvurusuna istinaden TÜRKPATENT nezdinde rüçhanlı marka başvurusunun 15.08.2016 tarihinde ... sayılı ile gerçekleştirildiğini, davalı tarafından kendi adına tescilli 2011/45895 nolu marka mesnet gösterilerek müvekkilinin ... numaralı marka başvurusuna itiraz edildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından başvurunun reddi üzerine bu karar aleyhine müvekkili tarafından Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/372 E. sayılı dosya ile dava açıldığını ve davanın kesinleşmediğini, hükümsüzlük davası devam ederken 34. sınıfta işbu davaya konu 2016/51419 numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, bu başvurunun yayınının müvekkilinin ... numaralı rüçhanlı markası dikkate alınarak reddedildiğini, ancak daha sonra TÜRKPATENT tarafından rüçhanlı markanın da reddedilmesi üzerine 2016/51419 numaralı marka başvurusunun tekrar yayınına karar verildiğini, bu karara itirazlarının müvekkilinin ... sayılı rüçhanlı başvurunun reddedilmesi üzerine en son TÜRKPATENT 2018/M-9499 numaralı YİDK kararı ile reddedildiğini, ayrıca davalının hükümsüzlük davası devam ederken 4. sınıfta 2016/51594 numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvuru ile ilgili verilen itirazın reddine dair YİDK kararı hakkında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/452 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, YİDK’in hükümsüzlük davasını dikkate alması ve bekletici mesele yapmasının gerektiğini, YİDK kararında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/298 E. sayılı kesinleşmiş kararında markanın hükümsüzlük talebinin reddedildiği beyan edilmiş ise de bu davada YİDK kararının iptalinin talep edildiğini, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi dosyasında hükümsüzlük davasının kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini, ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla hükümsüzlük bakımından kesin hüküm bulunmadığı belirtildiğinden davanın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/424 E. sayılı dosyası ile görülmeye devam edildiğini, davalının hükümsüzlük davası devam ederken işbu davaya konu marka başvurusunu gerçekleştirdiğini, davalının Almanya’da yaşadığını ikrar ettiğini, müvekkili markalarının 2011 senesinden önce Almanya’da kullanıldığını ve sigara sektöründe oldukça tanınmış olduğunu, davalının da markadan haberdar olduğunu, bu nedenle başvurusunun kötüniyetli olduğunu, müvekkili ile markaları devraldığı ...’nin 25.04.2016 tarihinde bir basın açıklaması yaptığını ve 01.06.2016 tarihinden itibaren “...” markasının artık “...” olarak değiştirileceğinin kamuoyuna bildirildiğini, bunda sonra iki hafta içerisinde davalının “...” ibaresi için 10.06.2016 tarihinde 34. sınıfta 2016/51419 numaralı ve 4. sınıfta 2016/51594 numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, bu durumun davalının kötüniyetini gösterdiğini, “...”, “...” markalarının tanınmış olduğunu ülkemizde de başvuru tarihinden önceki tarihlerde satışa sunulduğunu, kaldı ki bu markalı ürünler Türkiye’ye getirilmese bile Paris Anlaşmasının mükerrer 6. maddesi gereğince ülkemizde himaye göreceğini, korumanın tüm sınıflarda olması gerektiğini ileri sürerek YİDK'in 16.11.2018 tarih ve 2018/M-9499 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada ileri sürdüğü tüm iddialarının daha önce açılmış davalarda müvekkili lehine karara bağlandığını, “...” ibareli markanın müvekkili adına 2011/45895 numarasıyla tescilli olduğunu, davacının itiraz ettiği müvekkilline ait marka başvurusunun da davacının mesnet gösterdiği markadan daha önceki tarihli olduğunu, tescil belgelerinin, rüçhan belgelerine üstün tutulmasının gerektiğini, kaldı ki işbu rüçhan tarihinin müvekkilinin 2011/45895 “...” markasına dair korumadan sonraya tekabül ettiğini, müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği marka ibarelerinin aynı olduğunu, ortada davacının iddialarına dayanak tescilli bir markası bulunmadığını, kaldı ki farklı marka sınıfları arasında iltibastan söz edilemeyeceğini, davacının tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği gibi itirazlarının hepsinin kesin delil niteliği taşıyan kesinleşmiş mahkeme kararları ile reddedildiğini, davacının Türkiye’de işbu markanın kendilerince kullanıldığına dair geçerli hiçbir delil sunmadığını, Türkiye pazarında dava konusu markalar bakımından hiçbir söz sahibi olmayan davacının tanınmışlık iddialarının reddi gerektiğini, müvekkilinin ahşap küllük üretimi ve pazarlaması yapmak üzere ticari faaliyetlerini başlatmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescil başvurundaki tüm mallar yönünden emtiaların aynı/benzer olması şartının sağlandığı, markaların bütünsel olarak benzer olduğu, ancak davaya konu davacıya ait markanın tescil başvurusunun reddedildiği, davalının 2011 tarihli “...” markası bulunmasına karşın davacının rüçhan iddiasının 2016 yılına dayandığı, 2011 yılından daha eski tarihli markasının da bulunmadığı, bu durumda 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/1-b maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, davacının, eskiye dayalı kullanımına dair fatura, katalog, reklam broşürü ve benzeri herhangi bir delil sunmadığı, davacı tarafından “...” ibaresi üzerinde işbu davadan önce Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/12 E., 2014/309 K. sayılı dosyasında öncelikli hak sahipliği iddiasında bulunulduğu, bu iddianın yerel mahkemece reddedildiği, verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/2851 E., 2015/7653 K. sayılı ilamı ile onandığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi kapsamında tescil engelinin bulunmadığı, davalının anılan başvuruyu kötüniyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, dava konusu başvurudan önce rüçhan hakkı sahibi olunduğu iddia edilen ... sayılı marka tescil başvurusuna dayanılarak davalının 2016/51419 sayılı marka başvurusuna itiraz edildiği, davacının itirazlarının YİDK’in 16.11.2018 tarih ve 2018-M-9499 sayılı kararı ile reddedildiği, her ne kadar davacı 2016 tarihli başvurusu nedeniyle rüçhan hakkı bulunduğunu belirtmiş ise de davalı gerçek kişinin 2011/45895 sayılı "..." ibareli markasının bulunduğu, esasen davacının itirazında dayandığı ... sayılı başvurusunun, davalının 2011/45895 sayılı önceki tarihli markasına dayalı itirazının YİDK'in 2017-M-6494 sayılı kararı ile reddedildiği, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/372 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile anılan YİDK kararının iptali davasının reddedildiği, ret kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2022 tarih, 2021/2850 E., 2022/6956 K. sayılı kararı ile onandığı, davalının 2011/45895 sayılı markasının hükümsüzlüğü istemiyle Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'de açılan 2018/424 E. - 2019/264 K. sayılı dosyada 09.07.2019 tarihinde davanın reddine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16. Hukuk Dairesi'nin 2019/2737 E., 2022/733 K. sayılı kararı ile hükmün gerekçesine yönelik olarak davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sonuçta "...davacının Türkiye'de tescilli markasının bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde dünyanın çeşitli ülkelerinde tescil ettirildiği ileri sürülen markaların dava dışı ... Şirketi adına tescilli olduğu, esasen dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde de ABD dışındaki marka haklarının dava dışı şirketlere devredildiğinin beyan edildiği, davacının dava dışı şirketler adına tescilli markaların tanınmışlığı ve kullanımından kaynaklı olarak, önceye dayalı hak iddiasında bulunamayacağı, davalının davaya konu markayı Türkiye'de ticarete konu ettiğini ispatlayamadığı, istinaf dilekçesinde duty free'de bu ürünlerin satıldığına yönelik iddiasını ispatlar delil sunulmadığı gibi, duty free gümrüklü alan olmakla, Türkiye'de kullanım yönünden delil teşkil etmeyeceği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2024 tarih, 2022/5139 E.-2024/1265 K. sayılı kararı ile onandığı, işbu dava YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup YİDK karar tarihindeki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğinden 2011/45895 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın bekletici mesele yapılmamasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle davacının Türkiye'de tescilli ve geçerli bir markasının bulunmadığı, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca değerlendirme yapılamayacağı, davacının öncelikli hak sahibi olduğunu dosya kapsamına sunduğu delillerle kanıtlayamadığı, zaten davacının öncelikli hak sahibi olmadığının yukarıda anılan mahkeme kararları ile de kabul edildiği, yurt dışı kullanımların ise 556 sayılı KHK'nın 8/3. maddesine dayalı bir hak bahşetmeyeceği, kötüniyete ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılmasının başvurunun kötü niyetle yapıldığının kabulü için yeterli olmadığı, dolayısıyla davalının 2011/45895 sayılı markasına karşı davacının devraldığını bildirdiği ... ... tarafından açılan hükümsüzlük davasının, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/226 E. numarası ile görülmekte iken davalının işbu dava konusu başvuruda bulunmasının tek başına kötüniyet göstergesi olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi şartlarının gerçekleştiğinin de davacı tarafça kanıtlanamadığı, yine bu dava bakımından emsal oluşturan davalının 2016/51594 sayılı "..." ibareli 4.sınıf emtialara ilişkin marka başvurusu hakkında YİDK tarafından verilen ret kararına karşı davacı tarafından açılan iptal davasında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/05/2019 tarih, 2017/452 E.- 2019/187 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi şartlarının oluşmadığı, öncelikli hak sahipliği, tanınmışlık, kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle verilen ret kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/7733 E., 2023/2126 K. sayılı kararı ile onandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! af7faed43f645e71 e3259e1388c4bc7b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı