11. Hukuk Dairesi 2025/3751 E. , 2025/5307 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/314 Esas, 2025/615 Karar HÜKÜM : Direnme-davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/41 E., 2021/211 K. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018/08479 sayılı “... ... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin 2014/65749, 2014/63800, 2011/77722, 2010/71023, 2010/71021, 2016/06025 ve 2014/90808 sayılı markalarını mesnet göstererek, benzerlik eskiye dayalı kullanım ve kötüniyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiğini, davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının benzer olduğunu, “... ... ...” ibareli başvuru markasının, müvekkillerinin etkinliklerinden haberdar olan tüketiciler nezdinde, müvekkiline ait bilhassa “... ...” markası ile “... ...”, “... ...”, “... ...” ve “... ...” markalarıyla işletmesel bağlantı kurularak, müvekkiline ait bir organizasyonun "..." markası tarafından finanse edildiği ve müvekkili markalarının serisi olduğu izlenimi doğurduğunu, ortalama düzeydeki tüketicilerin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden ilk bakışta algılayamayacağını, davalı şirketin müvekkili markalarına "..." ibaresini ekleyerek kendi adına tescil ettirmesinin markaya ayırtedicilik katmadığını ve başvurunun kötüniyete dayandığının delili olduğunu ileri sürerek 2019-M-9537 sayılı YİDK kararının iptali ile 2018/08479 sayılı “... ... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davaya konu markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu “...” ibaresinin Kapadokya bölgesinin İngilizce yazılışını gösteren coğrafi isim olması ve “...” ibaresinin ise uzun mesafe patika koşusuna verilen genel bir isim olması sebebiyle tali unsurlar niteliği taşıdığını, Kapadokya bölgesinde müvekkili şirketin, organizasyonlarının gerçekleştirilmesi için geçmişte ... Tur Turizm Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. ile anlaştığını ve bu şirketin alt şirketi konumundaki ... tarafından da 13.05.2014 tarihinde “cappadociaultratrailcom” alan adı ile internet sitesinin kurulduğunu, müvekkilinin 2014 yılı Haziran ayında twitter kulanıcı hesabı kullanmaya başladığını, ilk etkinlik afişini 27.07.2014’de facebook ve twitter internet sitesinden paylaştığını, müvekkilinin davacı tarafından aynı ibare için 13.08.2014 tarihinde marka başvurusu yapılması üzerine ... Tur Turizm Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti. tarafından başvuruya itiraz edildiğini, davacı başvurusundan 41. sınıfa konu "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri"nin çıkartıldığını, dünyada “...” ibaresini ilk kullanan, bu isimle yarış düzenleyen ve ibareyi ... nezdinde tescil ettirenin ... isimli şirket olduğunu ve ... Tur Turizm Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şti.'nin “... ...” ibaresinin kullanım hakkını 22.07.2014 tarihli sözleşme ile bu firmadan devraldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında "..." ve "..." ibareleri ortak olsa da "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yeri adı olması nedeniyle taraf markalarında bu ibarenin ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, yine, dava konusu markada çekişmeli ibarelerin başına eklenen ..." ibaresinin başvuruda markasal algıyı üzerinde topladığı ve başvuruyu davacının mesnet markalarından yeterince uzaklaştırdığı, 41. sınıf hizmetlerin alıcılarının, dikkat düzeylerinin yüksek bulunduğu da gözetildiğinde, anılan ibarelerin markalarda ortak olarak yer almasının, taraf markaları arasında iltibasa neden olmayacağı, kaldı ki aynı taraflar arasında, işbu davadaki gibi 41. sınıf hizmetler yönünden tescil edilmek istenen "... Kapadokya ..." ibaresi ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Daire kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.09.2024 tarih ve 2023/4395 E.-2024/6326 K. sayılı kararı ile onandığı, anılan karar ile davacı markalarıyla benzer bulunmayan marka ile eldeki davaya konu markanın birinde "Kapadokya" kelimesinin İngilizcesine, diğerinde ise Türkçesine yer verilmesi dışında aynı olduğu gerekçesiyle eski hükümde direnilmesine, bu çerçevede davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.