Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1435 E., 2025/5806 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1435 E., 2025/5806 K. (30.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1435
Karar No
2025/5806
Karar Tarihi
30.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/1435 E. , 2025/5806 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1220 Esas, 2025/146Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2023/149 E., 2023/338 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;davacı şirketin enerji ve spor içecekleri başta olmak üzere meşrubat ürünleri, alkollü-alkolsüz içecekler, aromalı çaylar, spor içecekleri, sıvı gıda ve besin takviyeleri sektöründe dünya çapında faaliyet yürttüğünü, davacı adına tescilli ... markaların bu sektörde en bilinen 2 - 3 dünya markasından biri olup Türkiye’nin de en tanınmış enerji içeceği markalarından biri olduğunu, davacının ... markasının OHIM başta olmak üzere dünya nezdinde onlarca ülkede tescilli olduğunu, davacının markası ile davalının 33. sınıfta tescilli ... markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iltibas tehlikesi bulunduğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğunu, davalının kötüniyetli başvuru yaptığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı adına 33. Sınıfta tescilli ... (...) ibaresinin Manisa'nın ... ilçesi için kullanılan 2000 yıllık bir coğrafik betimlemeden geldiğini, davacının markası ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, davalının 2010 senesinden bu yana Manisa ...'da ... 15 çeşit üzüm ile şarap ürettiğini, ... şarap yarışmasında birçok ödül aldığını, davalı markasının da bu şekilde ortaya çıktığını, davacının marka başvurusu aşamasındaki aynı yöndeki itirazlarının da reddine karar verildiğini, dava konusu markaların farklı sınıflarda tescilli bulunduğunu, dava konusu malların farklı yerlerde teşhir edildiğini, aynı yerde teşhirinin yasal olarak mümkün olmadığını, dava konusu markaların aynı/benzer olmadığını, iltibas ihtimali bulunmadığını, tanınmış markaya ilişkin aranan somut delillerin sunulmadığını, kötüniyet iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın 33. sınıfı kapsarken, davacı markalarından sadece "..." markası 32. ve 33. sınıflarda tescilli olup, 33. sınıf açısından tarafların malları aynı/aynı türden olduğu, davacı yanın kalan markaları kapsamında 33. sınıf mallar bulunmadığı için bu markalar yönüyle, taraf markalarının malları anı/aynı tür olmadığı, zira, 32. sınıf mallar, biralar hariç, alkolsüz olduğu, su, maden suyu, meyve suları ve diğerleri sadece susuzluğu giderici ya da enerji verici bir işlev görürken, alkollü içecekler kategorisine giren emtiaların, satış yerleri ayrılmış ürünler olduğu, potansiyel sarhoş edici etkileri nedeniyle onları çocuklar ve içki karşıtı kişiler tarafından tüketilmesini engelleyen ayrı bir kategori oluşturduğu ve 33. sınıfa dahil olan mallardan farklı olduğu, 32. sınıftaki “biralar” söz konusu olduğunda ise; bu emtia ile 33. sınıf mallar arasında; gelen halka yönelik aynı alkollü içecek kategorisine giriyor olmaları, restoranlarda ve barlarda servis edilebilmeleri, süpermarket ve marketlerin aynı alanında bulunmaları, ayrıca, bazı alkollü içeceklerin aynı teşebbüslerden kaynaklanmasına bağlı olarak benzerlik bulunduğu, diğer taraftan, bu benzerliğin her durumda güçlü olduğundan bahsedilemeyeceği, 32. sınıfa dahi olan mallar; günlük tüketime yönelik, ekonomik değeri düşük olduğundan bir anda satın alınabilen, satın alma anında yüksek dikkat ve özen derecesi gerektirmeyen, her cins, yaş, meslek, sosyal ve ekonomik düzeyden, dikkat, ihtimam ve özen derecesi düşük veya ortalama düzeyde bulunan kişilere, yani genel halka hitap eden gıda ürünleri olduğu, 33. sınıfa dahil olan malların ise, bakkal/marketten satın alınabilen gıda sınıfındaki ürünler arasında olsa da, alkollü içkiler olmasına bağlı yasa gereği 18 yaş ve üzerindeki kişilere satılabilen, özel durumlar dışında günlük alışverişe konu olmayan ve nispeten yüksek değerdeki ürünler olup bu ürünlerin alıcılarının dikkat düzeyinin, diğer gıda emtialarına kıyasla daha yüksek olduğu, davalı taraf ait markanın “...” kelimelerinden oluştuğu, davacı taraf markalarının ise “...”, “... şekil”, “... ... ...”, “...”, “...", “...” ve “... ...” kelimelerinden oluşan markalar olduğu, davalı markasındaki birinci kelime ... ise de ikinci kelime olan ... kelimesinin davacı markalarının hiçbirinde kelime olarak yer almadığı, davacı markalarının ... kelimesini içeren seri markalar olduğu, davacı tarafın seri markalarındaki ortak kelime olan ... kelimesinin “yanmak, yakmak” anlamında İngilizce bir kelime olduğu, davalı tarafın “...” markasının ise “yanmış toprak/arazi/alan” anlamında İngilizce bir kelime olduğu, taraf markaları arasında karıştırılacak düzeyde bir görsel benzerliğin mevcut olmadığı, her ne kadar davacı tarafa ait markalardan birisi tek başına ... kelimesinden oluşmakta, bazıları da ... kelimesi ile başlamakta ise de davacı markalarında ... kelimesinin yanında başka kelimelerin de yer aldığı, davalı taraf markasının tek başına ... kelimesinden oluşmadığı, ... kelimesinin yanında ... kelimesi de bulunduğu için taraf markaları arasında işitsel benzerliğin söz konusu olmadığı, buna göre, taraf markalarının genel imajları kavramsal benzerlik açısından karşılaştırılacak olursa, taraf markaları arasında kavramsal benzerliğin mevcut olmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu markalar yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun m.6/1,4 ,5 ve 9 fıkralarına ilişkin koşullarının oluşmadığı, davacı tarafça ileri sürülen kötüniyet iddialarının, dava konusu markaların benzer olmadığı yönündeki değerlendirmeler ışığında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, davaya konu markaların tescilli olduğu sınıf ile mal ve hizmetlere ilişkin karşılaştırma ve ayrıştırma yapıldığı, davalının markası “...” kelimelerinden oluşmakta iken davacının markalarının ise “...”, “... şekil”, “... ... ...”, “...”, “...”, “...” ve “... ...” kelimelerinden oluştuğu, davalı markasındaki ... ve ... kelimelerinin davacı markalarında yer almadığı, davacı markalarının ... kelimesini içeren seri markalardan oluştuğu, ... kelimesi “yanmak, yakmak” anlamında iken “...” ifadesinin “yanmış toprak/arazi/alan” anlamına geldiği, esasen davalının markasının çıkış noktasının davalının faaliyet alanı olan Manisa’nın ... ilçesine ait tarihi ve coğrafik bir betimlemeye dayandığı, her iki markanın farklı sınıflarda tescil edildiği, davacının markası ile davalının markası arasında benzerlik bulunmadığı gibi tanınmışlık iddiasına dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının da oluşmadığı, kötünüyet iddiasının da ispatlamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı