11. Hukuk Dairesi 2025/1118 E. , 2025/6008 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/680 Esas, 2024/1956 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/510 E., 2022/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dünyanın en büyük havalimanlarından olan ... Havalimanı’nın inşaatını yapmak ve 25 yıl boyunda işletmek üzere kurulmuş bir şirket olduğunu, "....", "...." markası altında işletilen havalimanı bölgesine ayrılan alanın büyüklüğü ile de rakiplerinin hayli üzerinde yer aldığını, davalı şirkete ait "...." markasının müvekkili şirketi adına tescilli "..." ibareli markalarla benzerlik taşıdığını, bu benzerliğin halk arasında karıştırılma dahil iltibas tehlikesi doğurduğunu, ortalama tüketici nezdinde "..." ibareli marka ile müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu hizmetler arasında bir ilişkinin var olduğu düşüncesinin doğma ihtimalinin yüksek olduğunu, kaldı ki davalı şirketin müvekkili şirket ile aynı şehirde aynı ilçede yani konumsal olarak oldukça yakın bir mesafede faaliyet gösteriyor olduğu da dikkate alındığında tüketicilerin davalı markasını müvekkili şirket ve veya müvekkili şirkete ait markalar ile ilişkilendireceğinin açık olduğunu, "...." markasının tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili şirketin anılan markaya yönelik olarak yoğun ve önemli yatırımlar yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, davalı şirket tarafından 2019/.... sayılı marka başvurusunun müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanmak maksadıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek 2019/.... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." şekil ibaresi için 43. sınıf ile marka başvurusu gerçekleştirildiğini ve bu başvurunun tescil edildiğini, havalimanı işletmesi olduğunu unvanında belirten davacı şirketin, "...." "...." ve "...." ibarelerini sahiplenerek tekelci bir zihniyet tutumu içerisinde herkesin kullanabileceği İstanbul şehir ismini, havalimanı ve airport genel ibarelerini tanınmışlık iddiası ile kendine mal ettiğini, müvekkiline ait "..." şekil ibareli marka ve itiraza konu edilen davacı markalarına görsel ve işitsel olarak bakıldığında mutlak surette bir benzerlik taşıması ve karıştırılmasının mümkün olmadığını, yazılışları, okunuşları, logoları ve yazım karakterleri birbirinden farklı olan bu markaların, farklı oldukları ve farklı işletmelere ait olduklarının açık ve bariz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markasının siyah zemin üzerinde sarı harfler ile "...." unsurlarından oluşmakla markada "...." ibaresinin diğer kelime unsurlarına göre daha büyük yer aldığı ve "...." kelime unsurunun markanın alt kısmında küçük bir şekilde konumlandığı, somut olayda, davalı markasında yer alan şekil unsurunun kelime unsurlarına baskın olarak akılda kalacak, ayırdediciliği ve orjinalliği yüksek bir nitelikte olmadığı, "..." kelimesinin ise sektör ve hizmeti belirtmesi, görece küçük ve altta yer alması nedeniyle ayırdediciliğe katkısı bulunmadığı, davalı markasının asli ve ayırdedici kısmının "...." kelime unsurları olduğu, davacı markası ile davalı markasının asli unsuru yüksek derecede işitsel, kavramsal ve görsel benzerlik içermelerinin yanısıra sınıfsal olarak da benzedikleri, ortalama tüketici algısında "...." kısaltmasının, doğrudan İstanbul kelimesini refere ettiği, "airport" kelimesinin anlamının havalimanı ve söz konusu İngilizce kelimenin bilinirliğinin yüksek düzeyde olduğu, "airport" kelimesi ile karşılaşan tüketici zihninde doğrudan bu kelimenin havalimanı olarak algılanacağı, taraf markaları arasında iltibasın bulunduğu, bilirkişi raporlarındaki aksi görüşe iştirak edilmediği, anlamsal, işitsel, görsel ve sınıfsal benzerliklerin yüksek oranda olması nedenleri ile özel bir dikkat ve eğitim seviyesine sahip olmayan ortalama tüketici nezdinde markalar ya da işletmeler arasında idari/ekonomik ilişkilendirme riskinin bulunduğu ve dar olan zayıf marka koruması kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacının tanınmışlık iddiasını ispata yarayacak delillerini sunamadığı, davacı kötüniyet iddiasında bulunmuş ise de kötüniyeti iddia edenin bu hususu ispat külfeti altında bulunması ve dosyada davalının kötüniyetini ispata yarayacak derecede bir delil sunulmamış olması nedeni ile davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıya ait 2019/.... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bütünsel değerlendirme yapıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar ve işletmeler arasında idari/ekonomik ilişkinlendirme riski bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup ilk raporun tek marka vekili tarafından hazırlandığı, ikinci raporda sektör bilirkişisi ile 2 marka vekili bilirkişi olduğu da dikkate alındığında mahkemece hukuki hususlar resen değerlendirilerek 2. rapora göre karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik bulunduğu iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a2fe2472aca25bcb d513ba00cc695382