Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1055 E., 2025/5981 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1055 E., 2025/5981 K. (07.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1055
Karar No
2025/5981
Karar Tarihi
07.10.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/1055 E. , 2025/5981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1983 Esas, 2024/2180 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/121 E., 2022/346 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılından beri Ankara’da ağız ve diş sağlığı hizmeti verdiğini, davacının aynı zamanda 2016/98126 sayılı, 44. sınıftaki hizmetlerde “...” ibareli markayı Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde adına tescil ettirdiğini, davalının ise “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden bir markanın tescili için TÜRKPATENT’e başvurduğunu, 2020/81588 sayılı bu marka başvurusunun dava dışı üçüncü kişilerin itirazları üzerine TÜRKPATENT tarafından nihai olarak reddedildiğini, buna rağmen, davalının söz konusu markayı davacının tescilli markasıyla karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde aynı sektörde kullanmaya devam ettiğini, bu işaretlerde esas unsurların “...” ve “...” ibareleri olduğunu, bu iki ibarenin yerleri değiştirilerek aynı hecelerden oluşması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin yüksek bulunduğunu, ayrıca bu işaretlerin aynı hizmetlerde markasal amaçla kullanılıyor olmasının karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını ileri sürerek davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün durdurulmasını, önlenmesini, giderilmesini ve ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının markasal kullanımlarının davacının tescilli markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira Türk Diş Hekimleri Birliği’nin yayınladığı Türk Diş Hekimleri Birliği Tabela Standartlarına göre, "diş" logosu haricinde tabelalarda logo kullanılamayacağını, davalının bu yüzden bu logoyu tabelasında kullanmasının teknik bir zorunluluk olduğunu, ayrıca davalının uyuşmazlık konusu markasal kullanımlarında geçen İngilizce “dent” ibaresinin Türkçe’de “diş” anlamına geldiğini ve uyuşmazlık konusu edilen hizmetler açısından markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “pro” ibaresinin de “profesyonel” kelimesinin kısaltılması olduğunu ve hiçbir mal/hizmet açısından markasal hüviyette ayırt edici olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu yüzden de Türkiye’de ve dünyada “...” ibaresinin diş sağlığı özelinde tıbbi hizmetlerde tanıtma vasıtası olarak çok sayıda kişi ve kuruluş tarafından tercih edildiğini, bu zayıf ibarenin küçük değişikliklerle başkaları tarafından da markasal amaçla kullanılmasına davacının katlanmak zorunda olduğunu, davalının kötüniyetinin ispatlanamadığını, kötüniyetli olanın davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu edilen markasal kullanımlara konu “ağız ve diş sağlığı hizmetleri”nin davacının markasının kapsamına giren “tıbbi hizmetler”in bir alt kolu olduğu, dolayısıyla dava konusu edilen markasal kullanımlara muhatap hizmetler açısından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davacının markasında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin sadece yerleri değiştirilerek “...” şeklinde ve işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliği en yüksek unsuru şeklinde kullanıldığı, bu yüzden de, dava konusu edilen markasal kullanımların, davacının markası ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacı adına tescilli 2016/... sayılı markaya tecavüz teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine ve ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı adına tescilli 2016/98126 sayılı markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi, giderilmesi ve ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı