Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6823 E., 2025/4338 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6823 E., 2025/4338 K. (19.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6823
Karar No
2025/4338
Karar Tarihi
19.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/6823 E. , 2025/4338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/488 Esas, 2024/1755 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/438 E., 2021/248 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasıyla çok uzun yıllardır beri faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının TÜRKPATENT nezdinde 2020/... sayı ile "..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği markanın, müvekkilinin ticaret unvanının aynısı olmasının yanında, kullandığı ... sınıfında tescil alarak, müvekkiline ait olan "..." esas unsurlu markalara yönelik iltibas oluşturduğunu iddia ederek davalı adına olan 2020/.. tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin markasının aynı sınıfta tescilli olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin dava konusu "..." ibareli markasının davacı markaları ile benzer olmadığını, işletme adı ve ticaret unvanının müvekkili tarafından hiçbir zaman markasal olarak kullanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." kelimesinin, markaların tescilli olduğu emtialar bazında ayırdediciliği bulunan bir kelime olduğu ve bu itibarla davacı markasının asli ve ayırdedici unsurunun "..." kelimesi olduğu, davalı markasının münhasıran "... ..." kelime unsurlarından oluştuğu, markada bulunan "..." ibaresinin, tescilli olduğu emtialar da düşünüldüğünde "sektör" belirten, zayıf ve ayırdediciliği düşük bir kelime olduğu, davalı markasında asli ve ayırdedici unsurun "..." kelimesi olduğu, ortalama tüketicinin markalar arasında işletmesel ya da ekonomik bağlantı kurma riskinin bulunduğu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi anlamında karıştırma ihtimalinin var olduğu, davalı markasının söz konusu fıkra kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede ise davalı markasının tescilli olduğu sınıflar ile davacı ticaret unvanının tescilli olduğu iş kolları bakımından emtia ve hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları karşılamaları, hammadde-mamul ilişkisinin bulunması, dağıtım kanallarının ortak olması, süpermarketlerde aynı reyonlarda satılmaları gibi özellikleri nedeni ile benzerliğin var olduğu, ilgili maddenin düzenleniş biçimine göre hükümsüzlük kararı için davaya konu edilen markanın başkasına ait önceki tarihli ticaret unvanını içermesinin yeterli görüldüğü, ayrıca fiili markasal bir kullanım şartı yer almadığı, hem davacının önceki tarihli ticaret unvanının çekirdek unsurunu "..." kelimesinin oluşturması hem de bu unsurun davalının markasında asli ve ayırdedici unsur olarak seçilip tescil edilmesi karşısında SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait 2020/... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükümsüzlük davasına mesnet alınan markanın dava dışı ... adına tescilli olduğu, adı geçen tescil sahibinin davacı şirketin kurucusu olduğu, davacı şirketin bu markaları tescil sahibinin onayı ile kullandığı anlaşılıyor ise de SMK'nın 6/1 ve 6/3 hükümlerine dayalı hükümsüzlük davasının marka sahibi tarafından açılması gerektiği, iltibas ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümszlük talebi yönünden davacının üçüncü kişi markalarına dayanamayacağı, davacının ticaret ünvanının 12 Şubat 2018 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusu arasında “her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak," bulunduğu, davacının fiilen de tescilli olduğu bu alanda faaliyetini yürüttüğü, davalı markasının 23.09.2020 başvuru tarihli olduğu, dava konusu markanın davacının tescilli ticaret ünvanının asıl unsuru olan "..." ibaresini aynen içerdiği, davalı markasının kapsamında bulunan 30. sınıftaki emtialarının, davacının ticaret ünvanı tescili kapsamında yer alan“her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak" şeklindeki faaliyeti kapsamında satılan ürünler olduğu anlaşılıyorsa da, önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği, ticaret ünvanının ticari işletmeleri ayırt etme fonksiyonuna sahip olduğu, markanın ise üzerindeki ürünün kaynağını ve kalitesini garanti etme, ürünü tanıtma işlevine sahip olduğu, davacının “gerçek hak sahipliğini” ispat için fatura ve fişleri sunduğu, 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait fatura ve fişlerde ... ... ...-... şeklindeki kullanımın ticari unvan kullanımı olduğu, faturaların ürünler üzerinde markasal kullanımı göstermediği, davacı şirketin davalı marka başvuru tarihine kadar 30. sınıf emtia üzerinde ... işaretini ticaret unvanına ve tescilsiz markaya dayalı markasal olarak kullandığına dair delil veya belge sunmadığı, tescilli ticaret unvanının markasal kullanımının ve öncelik hakkının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıya ait 2020/.. tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davacı, "..." esas unsurlu birçok markasının tescili bulunduğunu, aynı zamanda ticaret unvanında da bu ibarenin yer aldığını belirterek davalının 2020/.. tescil numaralı "..." ibareli markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalı markasında asli ve ayırdedici unsurun "..." kelimesi olduğu, ortalama tüketicinin markalar arasında işletmesel ya da ekonomik bağlantı kurma riskinin bulunduğu ve SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırma ihtimalinin var olduğu, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede ilgili maddenin düzenleniş biçimine göre hükümsüzlük kararı için davaya konu edilen markanın başkasına ait önceki tarihli ticaret unvanını içermesinin yeterli görüldüğü, ayrıca fiili markasal bir kullanım şartı yer almadığı, davacının önceki tarihli ticaret unvanının çekirdek unsurunu "..." kelimesi oluşturması ve bu unsurun davalının markasında asli ve ayırdedici unsur olarak seçilip tescil edilmesi karşısında SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilinin istinaf talebinde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı markasının kapsamında bulunan 30. sınıftaki emtialarının, davacının ticaret ünvanı tescili kapsamında yer alan“her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak" şeklindeki faaliyeti kapsamında satılan ürünler olduğu anlaşılıyorsa da, önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği, davacı şirketin davalı marka başvuru tarihine kadar 30. sınıf emtia üzerinde ... işaretini ticaret ünvanına ve tescilsiz markaya dayalı markasal olarak kullandığına dair delil veya belge sunmadığı gerekçesiyle karar kaldırılarak dava reddedilmiştir. Davacı; davalının markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunduğunu, ayrıca ticaret unvanında "..." ibaresi bulunması nedeniyle de gerçek hak sahibi olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle somut olayda SMK'nın 6/1 ve 6/6 hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. SMK'nın 6/1 hükmü gereğince yapılan değerlendirme sonucunda; davacının 2019/.... nolu "BK ... ..." markasının tescilli olduğu bir kısım emtialar ile dava konusu "..." ibareli markanın tescilli olduğu 30. sınıftaki emtialar arasında benzerlik bulunduğu, markalarda "..." ibaresinin ortak olmasının karıştırılma ihtimaline neden olacağı anlaşılmakta olup, mahkemece bu hususun dikkate alınmaması doğru olmamıştır. Ayrıca davacının ticaret unvanının 12.02.2018 tarihinde tescil edildiği, ticaret unvanının faaliyet konusu arasında “her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak, her türlü kahvenin ticaretini yapmak" bulunduğu, davalının markasının da davacının faaliyet alanına dahil olan emtialarda tescilli olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacının ticaret unvanının faaliyet alanı bakımından davalı markası ile sınıfsal benzerliğe sahip olduğu, öncelik hakkına sahip davacıya ait ticari unvanının çekirdek unsuru olan "..." ibaresi ile karıştırma ihtimali doğuracak derecede benzer ibarenin marka olarak aynı ve benzer sınıflarda tescilinin SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca hükümsüzlüğü gerektirdiği, anılan Kanun hükmüne göre markanın ticaret unvanını içermesinin yeterli olduğu, ticaret unvanının markasal kullanımının ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen şirket faaliyet konusunda fiili faaliyette bulunmanın ayrıca aranmadığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince davacının ticaret unvanını markasal kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle karar verilmesi de hatalı olmuştur.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5aa3d9a000a3cfe2 4192f94b388c384f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı