11. Hukuk Dairesi 2024/6622 E. , 2025/5005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1448 Esas, 2024/1539 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/262 E., 2022/883 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Almanya'da ...Consult AG'yi iki ortak ile kurduğunu ve şirketine yatırımcı arayışına girdiğini, davalının şirkete yatırım yapmak isteyenlere şirketin amacının yenilenen enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olduğunu ifade ettiğini, yatırımcıların borçlu tarafından kendilerine şirketin kuruluş amacı olarak ifade edilen bu amaca yönelik olarak yatırım yaptıklarını ancak borçlunun yatırımcıların sermayelerini başka amaçlara kullandığını, bundan dolayı da Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile davalının dolandırıcılık suçundan 5 yıl hapse mahkum edildiğini, kararda borçlunun şirkete yatırılan paraların sadece küçük bir kısmını şirketin amacına uygun, geriye kalan asıl paraları başka işlerinde kullandığının tespit edildiğini, davalı hakkında Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40’da tüketici iflası açıldığını, davacının da kasten işlenmiş haksız fiilden doğan iflas alacağını 29.09.2008 tarihinde iflas masasına yazdırdığını, müflis ve iflas idaresi tarafından bu alacağa itiraz edilmiş ise de müflisin itirazının 02.09.2010 tarihinde, iflas idaresinin itirazının da 04.02.2010 tarihinde bertaraf edildiğinin mahkemenin 02.09.2010 tarihli kararı ile tespit edildiğini, buna göre davacının borçludan 45.192,88 euro alacağı bulunduğunu, davalının Almanya'daki iflas tasfiyesinde Bodrum'daki taşınmazını beyan etmediğini, davalının şirketi üzerinden gerçekleştirdiği bu tür eylemler sonucunda, tüzel kişilik perdesi kaldırılarak kişisel malvarlığı ile sorumlu addedildiğini, davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin dava değeri üzerinden devamına, davalının alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Berlin/Almanya'da ikamet ettiğini, dava dışı ......Holding AG'nin davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği Almanya’da faaliyet gösteren şirket olduğunu, Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi kararı incelendiğinde davacının ..., davalının ise ......Holding AG olduğunu, müvekkilinin ......Holding AG’nin yetkilisi bulunduğunu, ancak iddia edilen ticari ilişkide aslen sorumlu tutulamayacağını, davacının ......Holding AG'den olduğunu iddia ettiği alacaklarını hukuka aykırı olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın yetki itirazı sebebi ile reddi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının Almanya'da mukim şirketin yöneticisi, yetkili ve sorumlusu olduğu, davacı ve diğer yatırımcıların ... Colsult A.G'nin yöneticisinin verdiği bilgilere güvenerek paralarını bu şirkete yatırdıkları, ancak şirket yöneticisinin sözleşmeye uygun olmayan şekilde yatırımcıların paralarını sanat eseri temininde kullandığı ve yatırımcılar için risk oluşturduğu, bu hususların Alman Federal Mahkemesi tarafından kabul edildiği ve dolaylı suçlarda ihmal yoluyla dolandırıcılığın gereklerini karşıladığı, ayrıca bir maddi kaybın kanıtlanamaması durumunda Ceza Kanunu'nun 264/a maddesi kapsamında bir sermaye yatırımı dolandırıcılığının olup olmayacağının değerlendirilmesi gerektiği şeklinde karar oluşturulduğu, bu kararın Türk hukuku uyarınca da haksız fiilin ispatı bakımından takdiri delil olacağı, Alman Medeni Kanunu uyarınca da haksız fiilin gerçekleştiği durumda failin zararı karşılamakla yükümlü olduğu, davalının iflas ettiği, Bodrum'daki taşınmazı iflas masasına bildirmediği, iflas tasfiyesinin 2014 yılında Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile tamamlandığı, Alman hukukuna göre haksız fiil alacağının borçtan kurtulmaya tabi olmadığı, talep edilebilir bir alacak olduğu, iflas masasına kaydedilen alacakla ilgili apostil şerhi alınmış belgenin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında bir belge olmadığı, ancak davacının haksız fiil sonucu uğradığı zararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 199/1 hükmü anlamında ispata yarar belge mahiyeti taşıdığı, iflas kayıt belgesine göre haksız fiilden kaynaklanan alacağın 45.192,88 euro olduğu, Alman Medeni Kanunu'na (BGB 246 maddesi) göre haksız fiillerde uygulanması gerekli olan faiz oranının yıllık %4 olması gerektiği, müflis tarafından yapılan itirazın kesin olarak reddedildiği gerekçesiyle 02.09.2010 tarihinden icra takibinin yapıldığı 05.04.2018 tarihine kadar 45.192,88 euro asıl alacak ve 13.919,41 euro işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %4 oranda faiz işletilmesine, fazla istemin reddine, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacı tarafından dava dışı davalının yöneticisi olduğu şirket hakkında Hamburg 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 3280563/07 numaralı davada 10.04.2008 tarihinde verilen karar ile davalı şirketin 36.000,00 euro nominal değerli tahvil bedeline, 12.11.2007 tarihinden itibaren baz faiz oranının 5 puan üzerinde faiz ödemesine ayrıca 1.419,19 euro ödemeye mahkum edildiği, bu kararın kesinleştiği, icra takip dosyasında davacı tarafça 29.09.2008 iflas masasına başvuru tarihinden itibaren takip tarihi 05.04.2018 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (3095 sayılı Kanun) gereği aylık faiz hesaplanarak takip tarihine kadar kimi aylarda % 4 oranı aşan oranlarda, bazı aylarda %4 oranın altında faiz hesaplanıp talep edildiği, uygulanacak faiz oranının %4 olduğu halde bu oranın altındaki talep ile davacının bağlı olduğu, bilirkişi kurulunun faiz hesabının taleple bağlılık kuralına aykırılık taşıdığı, icra takibinde 17.465,46 euro işlemiş faiz talep edildiği, davacı vekilinin iflas masasına başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin talebinin yerinde olduğu, ancak %4 oranı aşan kısım bakımından istinaf nedeninin yerinde bulunmadığı, icra takibinde taleple bağlı kalınarak yeniden hesaplama yapıldığında işlemiş faiz toplamının 15.300,23 euro olarak hesaplandığı, davalı vekilinin müvekkilinin temerrüde düşürülmediği yolundaki istinaf nedeninin ise haksız fiil nedeniyle doğan borcun borçlusu zarar doğduğunda mütemerrit olduğundan yerinde bulunmadığı, verilen kararın faiz başlangıcı bakımından davacı lehine ise de hesaplamada talep aşıldığından davalı vekilinin işlemiş faiz bakımından başvurusunun haklı bulunduğu, taraf vekillerinin işlemiş faiz bakımından istinaf nedenlerinin kısmen yerinde görüldüğü gerekçesiyle her iki taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 45.192,88 euro asıl alacak, 15.300,23 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.493,11 euro bakımından kabulüne, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %4 oranı geçmemek üzere talebiyle bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankaları tarafından euro cinsi açılmış bir yıllık vadeli mevduata verilen en yüksek oranda temerrüt faizi işletilmesine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, Almanyada kurulan, davalının, yöneticisi ve hakim ortağı olduğu ......Holding AG'ye topladığı parayı şirketin amacına uygun olarak kullanmadığının ceza yargılamasında tespit edildiği iddiasına dayalı davacı zararının davalıdan tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.