Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/5936 E., 2025/5000 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5936 E., 2025/5000 K. (09.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5936
Karar No
2025/5000
Karar Tarihi
09.07.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/5936 E. , 2025/5000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2097 Esas, 2024/1087 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/1009 E., 2021/678 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili ile davalının yarı yarıya hissedar olarak kurduğu ... ... Ltd. Şti'nin münferit imzalı yetkilisi olduğunu, davalının şirketin kuruluşundan itibaren davacıya kar payı ödemediğini, davalının yaptığı usulsüz işlemler ile şirketin içini boşaltarak şahsına ve yakınlarına haksız kazanç sağladığını, bu konuda davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının piyasadan topladığı çeklerin bir kısmını vadesi gelmeden ... ... A.Ş'nin yetkilisi ... aracılığıyla hukuka aykırı olarak kırdırdığını, bu nedenle de hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının şirketin banka hesabından kendisinin, kardeşinin ve eşinin şahsi hesaplarına para aktardığını, kredi kartı borçlarını şirketin banka hesabından ödediğini, şirketin vergi borcunu ise ödemediğini belirterek davalının haklı nedenle müdürlük görevinden azline, davalının şirkete verdiği zarar nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.09.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle tazminat istemi bakımından dava değerini 28.459,25 TL'ye çıkarmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki güven ilişkisinin bozulmasına davacının sebebiyet verdiğini, davacı tarafın iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili, eşi ve kardeşine ait kredi kartlarının şirket finansmanın yetersiz kaldığı durumlarda şirkete mal veya yakıt alımı için kullanıldığını, hatta davacının ve şirket personelinin de bu kredi kartlarını kullandığını, davacının da şirket yönetiminde aktif olarak görev aldığını, buna ilişkin fatura, tahsilat makbuzu, sipariş kayıtları bulunduğunu, davacının müvekkilinin bilgisi dışında eşi .. şirket çalışanı olarak gösterdiğini ancak bu kişinin bir gün dahi fiili çalışmasının bulunmadığını, davacının şirket alacağı için müşterilerden aldığı çekleri ne yaptığının bilinmediğini, bu hususta iptal davası açtıklarını, dolayısıyla kusurlu olan davacının, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacağını, taraflar arasında kar payı hususunda bir anlaşma bulunmadığını ancak davacının şirket karından payını her zaman aldığını, tarafların şirketten her ay 3.000,00 TL maaş aldıklarını, bu ödemelerin müvekkilince elden yapıldığını, elden ödemeler dışında davacının banka hesaplarına toplam 115.536,00 TL ödeme yapıldığını, davacının kızının dersane parasının şirkete ait müşteri çeki ile ödendiğini, müvekkilinin hukuka aykırı şekilde çek kırdırdığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirkete ait para veya mal varlığının müvekkilinin şahsi harcamaları için kullanılmadığını, müvekkilinin azlini gerektirecek hiçbir somut veri bulunmadığını, davacının şirkete kayyım atanması ve tazminat taleplerinde haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava konusu şirketi kötü yönettiği hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, bilakis 2015 yılında kar etmeyen şirketin 2016 yılı mali verilerine göre 321.456,00 TL kar ettiği, bu bağlamda davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 630/2 hükmü gereğince davalının şirket müdürlüğünden azlini gerektirir haklı nedenlerin varlığını ispatlayamadığı, davacının tazminat istemi bakımından ise 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a hükmü yollamasıyla aynı Kanun'un 553. maddesine göre davalının kusurlu eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığı hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, davalının şirkete borçlu olmasının, ancak ortağın şirkete borcu olarak değerlendirilip bu kapsamda talepte bulunulacağı, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı yönündeki istemin ancak 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesindeki koşullara göre değerlendirilebileceği, sonuç itibariyle davacı tarafın davalının şirket müdürlüğünden azli ve şirketi zarara uğrattığı hususunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. EK KARAR: Davalı vekilinin, dava konusu iki ayrı talep yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle bu hususta hükmün tamamlanmasını talep etmesi üzerine, mahkemece talebin kabulü ile davalı lehine azil istemi ve tazminat istemi bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş, asıl ve ek karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin asıl ve ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürü davalının şirket müdürlüğünden azli ve yönetici sorumluluğu kapsamında zarar tazmini talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5e2c51671b12e689 9ada080b27d684b4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı