Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/6235 E., 2025/3802 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6235 E., 2025/3802 K. (28.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6235
Karar No
2025/3802
Karar Tarihi
28.05.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6235 E. , 2025/3802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/412 Esas, 2024/1374Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/95 E., 2020/414 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında tarihsiz bayilik sözleşmesi düzenlediğini, 08.04.2016 tarihinde de bu sözleşmeye ilişkin ek protokol imzalandığını, daha sonra davalının ... Noterliğinin 15.08.2017 tarihli ihtarnamesi ile 15.09.2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak fesh edildiğini davacı şirkete bildirdiğini, davacı şirket tarafından da davalı tarafa ... Noterliğinin 07.12.2017 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırılık ve sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların ödenmesi istemli ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin 14.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini, ihtarnamede belirtildiği üzere ek protokolün asıl bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olup ana sözleşmedeki sürelere riayet edilmesi gerektiğini, bayilik sözleşmesinin 08.04.2016 tarihinde imzalanan ek protokol ile aynı anda yapıldığı kabul edilir ise 08.04.2017 tarihinde sözleşmenin bir yıl yenilendiğinin açık olduğunu, davalı yöneticilerin hazırladığı tabloda belirlenen cirolardan hareketle 08.04.2016 ila 01.03.2017 tarihleri arasında sözleşmede olmasına rağmen davacının operasyona başlatılmamasından kaynaklı oluşan gelir kaybının 4 araç ile ilgili aylık 355.000,00 TL olduğunu, 11 aylık süreçte oluşan gelir kaybının 3.905.000,00 TL olduğunu, sözleşmede davacının kâr marjının tüm maliyetlerin davalı şirket tarafından ödenmesinden sonra ciro üzerinden % 3,5 olarak kararlaştırıldığını, bunun da 136.675,00 TL olduğunu, davacının Mart ayı dahil olmak üzere gelir kayıpları ve zararları oluştuğunu, 01.05.2017 tarihinde ise davalının davacıyla mutabakat sağlamadan tek taraflı olarak sistem değişikliğine gidilmesine karar verdiğini, bu değişiklik ile 01.05.2017 tarihinden itibaren daha önceden kararlaştırılan ve tüm maliyetlerin davalı şirket tarafından karşılanmasına yönelik anlaşmanın davalı şirketçe tek taraflı olarak değiştirildiğini, maliyetleri karşılamama kararı aldığını, 01.03.2017-01.10.2017 tarihleri arasında davacının oluşan gelir kaybının 281,314,00 TL, zarar toplamının 172.421,00 TL, 2017 yılı sonuna kadar oluşacak olan gelir kaybının tahmini 157.500,00 TL civarında olduğunu, davacı şirket yetkilisine imzalanması amacıyla geçmiş 26.04.2017 tarihli fesih tutanağı teslim edildiğini, ancak görüşmenin 05.07.2017 tarihinde gerçekleştiğini, davalı şirket ile uzun yıllar çalışma stratejisi ile bayilik sözleşmesi yapıldığını ancak davalı tarafından tek taraflı olarak yapılan fesih nedeniyle davacının maddi ve manevi büyük zarara uğradığını ileri sürerek tüm alacak kalemleri için davacının davanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak koşulu ile şimdilik 08.04.2016 ile 01.03.2017 tarihleri arasında sözleşmede belirlenen bölgelerde operasyona başlatılmaması nedeniyle oluşan gelir kaybı miktarı olarak 80.000,00 TL'nin, davalı şirket tarafından tek taraflı olarak alınan kararla sistemde yapılan değişiklik nedeniyle 01.03.2017-01.10.2017 arası oluşan gelir kaybı toplamı 70.000,00 TL'nin, zarar toplam miktarı 50.000,00 TL'nin, 2017 yılının sonuna kadar oluşacak olan gelir kaybı toplam miktarı 17.000,00 TL'nin, sözleşme sonu erme tarihi 08.04.2018 yılına kadar uzadığı kabul edilecek olur ise gelir kaybı toplamı 18.000,00 TL'nin davacının ticari itibarinin zedelenmesi yeni sözleşme sırasında yaşadığı zorlukların tazmini açısından 100.000,00 TL manevi tazminatın, ihtarname tebliğ tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye uygun olarak fesih yapıldığını, davacının bir zararının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında, taraflar arasında imzalanan tarihsiz bayilik sözleşmesinin 40. maddesinde "şirket bayi ile arasında yapılmış olan iş bu sözleşmeyi herhangi bir neden belirtmeksizin lüzum görmesi halinde 1 ay önceden haber vermek kaydı ile tek taraflı olarak feshedebilir, şirketin iş bu tek taraflı feshinin bayii kabul etmek yükümlülüğünde olup sözleşmenin sona ermesi nedeniyle her türlü iadeyi şirkete yapmayı ve şirketin uğradığı zararları karşılamayı kabul ve taahhüt eder " hükmünün bulunduğu, iki firma arasında düzenlenen ek protokolün 21. maddesinde " ... Pazarlama Ltd Şti firması ile bayi arasındaki bayilik sözleşmesine ek olup imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süre ile geçerli olup 1 yıl sonunda sona erer " şeklinde ifade edildiği, davacı şirkete davalı tarafından ... 5. Noterliğinin 15.08.2017 tarih 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede 15.09.2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, haklı fesih ile ilgili bayilik sözleşmesinin 40. maddesi ve ek protokolün 21. maddesi uyarınca fesih yönünden 1 aylık süreye uyulduğu, davacının bayilik yaptığı 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir tabloları incelendiğinde brüt karlılık oranının aynı olduğu, faaliyet karının bulunduğu ve davacı şirketin ilgili dönemde zarar etmediğinin tespit edildiği, davacı firmanın faaliyet zararı olmadığı, bunun yanı sıra işe başlaması ile birlikte yapmış olduğu yatırımların kendisine ödendiğinin tespit edildiği, davacının talep etmiş olduğu bayilik başlangıcında yapılan görüşmelerde projeksiyon olarak belirlenen cirolardan elde edilmesi muhtamel karlara ilişkin zarar konusundaki talebinde ise ön görülen kazancın ticari beklenti karı olup fiktif olduğu, bu hali ile hesaplamayı gerektirecek somut bir zarar oluşmadığından hesaplanacak bir zarar veya tazminat bulunmadığının tespit edildiği, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği maddi zararların varlığını ispat edemediği, davacı tarafça manevi tazminat talebinde de bulunulduğu ancak davalı tarafça yapılan fesih işleminin haksız fesih niteliğinde olmadığı, sözleşmeye aykırılığın söz konusu olmadığı gibi sözleşmeye aykırılık söz konusu olsa bile sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için sözleşmeye aykırı davranışın, kişilik haklarının zedelenmesine neden olması gerektiği, davacı tarafça kişilik haklarının zedelendiği ve manevi olarak zarar gördüğü iddialarının ispatlanamadığı ve davacının manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Taraflar arasında bayilik sözleşmesi akdedilmiş olup, davalı ... Noterliğinin 15.08.2017 tarih 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolü tek taraflı olarak feshetmiş, ihtarnamede feshin sebebinin sözleşmenin feshi hususunda tarafların mutabık kaldığını ve bu kapsamda taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirmiştir. Davalı şirket tarafından fesih sebebi tarafların fesih hususundaki mutabakatı olarak gösterildiği gibi tek taraflı fesih hakkı verilmiş ise de bu hak kullanılırken hukukun genel ilkelerinden olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (TMK) 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 40. maddesinde " şirket bayi ile arasında yapılmış olan iş bu sözleşmeyi herhangi bir neden belirtmeksizin lüzum görmesi halinde 1 ay önceden haber vermek kaydı ileŞirketin iş bu tek taraflı feshini bayii kabul etmek yükümlülüğünde olup sözleşmenin sona ermesi nedeniyle her türlü iadeyi şirkete yapmayı ve şirketin uğradığı zararları karşılamayı kabul ve taahhüt eder " hükmünün bulunduğu, bu kapsamda davalı tarafça yapılan fesih işleminin haksız fesih niteliğinde olmadığı değerlendirildikten sonra işin esasına girilmiş ve davacının dava dilekçesinde iddia ettiği maddi zararların varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmünün davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir. Keza hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında sözleşmenin feshi hususunda mutabakata varıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın sözleşmedeki davalının söz konusu tek taraflı fesih hakkının mutlak olarak haklı fesih sayılmayacağı nazara alınarak dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı hususu tartışılması gerekirken gerekçede tartışılmış değildir. Mahkemece davalının söz konusu fesih hakkını dürüstlük kuralarına uygun olarak kullanıp kullanmadığı hususu, davacı iddiaları kapsamında araştırılıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e9af7de9c2c07c6d 694fc1a079c67b48

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı