11. Hukuk Dairesi 2024/6080 E. , 2025/3697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2447 Esas, 2024/752 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/149 E., 2021/263 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul İlindeki dava konusu taşınmazın 6/12 hissesinin müvekkili ile kızkardeşinin eşi tarafından 02.07.1996 tarihinde satın alındığını, ancak ... ve akrabalık ilişkisi nedeniyle tapuda tescilin davalı adına yapıldığını, sonrasında müvekkilinin kardeşi ile eşine ait hissenin 12.07.2007 tarihinde müvekkiline satıldığını, taşınmazın diğer yarı hissesinin dava dışı ... Yağcı'ya ait olduğunu, dava konusu taşınmazın yarı hissesinin müvekkiline ait olduğunu ancak davalının devre yanaşmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline ya da taşınmazın rayiç bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 04.04.2016 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde bazı hususların hatalı yazıldığını, dava konusu taşınmazın 1985-1986 yıllarında davalı tarafından kendi adına alınarak tescil edildiğini, müvekkilinin, davalının ve kız kardeşlerinin ... Örme San. Tic. Ltd. Şti. ortakları olduğunu, müvekkilinin şirkete yeni örme makinası alınırken 210.000,00 DM verdiğini, sonrasında şirketin zora girmesiyle tasfiyeye geçildiğini ancak davalının faaliyete devam etmek istediğini, bunun üzerine müvekkili ile kız kardeşlerinin şirkete koymuş oldukları sermaye, verilmiş para karşılığında davalı adına tescilli taşınmazın müvekkili ile kız kardeşine aidiyeti konusunda anlaşıldığını, aradaki akrabalık ilişkisine güvenilerek taşınmazın resmî devrinin yapılmadığını, dava konusu taşınmaz davalı adına kayıtlı görünmekle beraber asıl sahiplerinin müvekkili ile diğer 3. kişiler olduğunu, bu hususun müvekkili ile kız kardeşi arasında tanzim edilen 12.07.2007 tarihli sözleşmeden ve tanık beyanlarından anlaşılabileceğini, aile arasında benzer harici satış ve devirlerin olduğunu ileri sürerek taleplerini yinelemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin çelişkilerle dolu olduğunu, davacıların parasını ödedikleri taşınmazı üzerlerine almama nedenini açıklayamadıklarını, 1996 yılından sonra bölgede ipka yapıldığı halde tapuyu yine üzerlerine almadıklarını, 11 yıl boyunca taşınmaz vergilerinin müvekkili tarafından ödediğini, şirket yöneten davacıların her türlü işlemi yazılı yaptıkları halde bu taşınmaz için protokol ya da sözleşme yapmadıklarını, herkesin haklarını kullanırken iyi niyetle davranmak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların kardeş oldukları, davacı ile davalının, dava dışı kardeşleri ... ile birlikte ... Örme Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları, davacı ve dava dışı ...'ın 17.02.1999 tarihinde şirketteki tüm hisselerini davalıya satarak hisse devir sözleşmesine göre bedelini aldıkları hususlarında taraflar arasında çekişme bulunmadığı, uyuşmazlığın davacı ile kardeşi ...'ın hisselerini davalıya devrederken şirketteki sermaye paylarına karşılık olarak para yerine davalı adına kayıtlı taşınmazdaki davalıya ait 1/2 hissenin davacı ve ...'a aidiyeti konusunda anlaşıp anlaşmadıkları, anlaşmaya rağmen akrabalık ilişkilerine güvenilerek taşınmazın kayden davalı üzerinde bırakılıp bırakılmadığı noktalarında toplandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesine göre limited şirketlerde hisse devri ile ilgili olarak esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noter tarafından onayının gerektiği, pay devri işleminin tamamlanması akabinde kararın üçüncü kişiler bakımından hüküm ifade etmesi için Türk Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescili gerektiği, davacı ve davalının ... Örme Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları oldukları, ancak davacının 17.02.1999 tarihinde şirketteki tüm hisselerini davalıya satarak hisse devir sözleşmesi içeriğine göre sermayesine karşılık gelen bedeli aldığı, hisse devir işleminin yasanın emredici şekline uygun olarak noterde gerçekleştirildiği ve ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiği gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptali ve tescil istemine konu 6/12 hissenin davalı adına tapuda kayıtlı olduğu, davacı tarafın iddiasının ispatı yönünden 12.07.2007 tarihli dava dışı ... ile aralarında akdedilen sözleşmeye dayandığı, ancak davalının bahse konu sözleşmenin tarafı olmadığı, iddianın yazılı delille ispatı gerektiği halde davacı tarafça yazılı delil sunulmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığı, bu nedenle iddianın tanıkla ispatının mümkün olmadığı, dinlenen tanık beyanlarının da hükme esas alınamayacağı, davacı tarafın yemin deliline dayandığı, hatırlatılmasına rağmen bu delil hakkının kullanılmadığı, iddianın ispatı yönünden davalı tarafa da yemin yöneltilmediği, davanın reddine yönelik kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket payına karşılık olarak verildiği ileri sürülen taşınmazın davacı adına tescili ya da rayiç bedelinin tespiti ve davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.