Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/5759 E., 2025/3757 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5759 E., 2025/3757 K. (28.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5759
Karar No
2025/3757
Karar Tarihi
28.05.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/5759 E. , 2025/3757 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1100 Esas, 2024/1297 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/249 E., 2021/304 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “... + ŞEKİL” ibareli markasını tescil ettirmeden önce 1998 yılından beri kullandığını, 2006/20847 ve 2010/85410 başvuru numarası ile birden fazla sınıftaki başvurusunun kabul edildiğini, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin uzun yıllardır kullanmakta olduğu marka ile birebir ayniyet gösterecek şekilde “PD ... VE ŞEKİL” markasını 2018/40515 başvuru numarası ile tescil ettirmek için başvurduğunu, başvuruya yapılan itirazın TÜRKPATENT yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, müvekkilinin 20. ve 24. sınıflarda kullandığı “... ve şekil” ibareli markasının tescil tarihini yenilemeyi kaçırdığını, 2006 yılında yapılan başvurunun müvekkilinin bu markanın gerçek hak sahibi olduğunun bir kanıtı olduğunu, 2010/85410 başvuru numarası ile söz konusu markayı 24 ve 26. sınıflarda tescil ettirdiğini, tescil öncesinde de müvekkilinin “... ve şekil” ibaresini kullandığını ileri sürerek 2019-M-3621 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/40515 sayılı marka başvurusunun, başvurusu yapılan tüm hizmetlerde reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin 2006 yılından itibaren “...” adı altında kurumsallaşarak faaliyet gösterdiğini, davalılara ait 2007/34632 sayılı markanın 10 yılın sonunda mazeret nedeniyle yenilenemediğinden düştüğünü, bunun üzerine müvekkillerinin 20.04.2018 tarih ve 2018/40515 başvuru numarası ile “PD ...+ŞEKİL” markası için yeni bir tescil başvurusu yapılarak markanın tekrar müvekkilleri adına tescilinin sağlandığını ve koruma altına alındığını, taraf markalarının görsel olarak birbirinden tamamen farklı olduklarını, 2007 yılında müvekkileri adına tescil edilen markanın huzurdaki davaya konu 2018/40415 sayılı “PD ...+ŞEKİL” markası ile birebir aynı olduğunu, 2007/34632 sayılı markanın 35. sınıfta tesciline ve bu sınıfta müvekkilleri tarafından kullanımına davacı tarafından sessiz kalındığını, her iki tarafın da uzun yıllardır aynı sektörde hiçbir karışıklık yaşamadan birlikte var olmasının karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığına delil teşkil ettiğini, ... ibaresinin davacı ... davalıların iştigal alanı olan sektörde sunulan mal ve hizmete dair tasviri ya da tanımlayıcı niteliği haiz olduğundan tek başına ayırt ediciliği yüksek bir marka olmadığını, dolayısıyla davacının tek başına ve inhisari olarak hak sahibi olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına dayanak gösterdiği 2006/20847 sayılı markanın dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibarıyla hükümden düşmüş bir marka olduğu, dava konusu marka başvurusunun, davacının 2006/20847 sayılı markasının koruma süresinin (08.05.2016) sona ermesinden itibaren iki yıl içinde (20.04.2018) yapıldığı, ancak bu hükme dayalı bir itirazda bulunulmadığı, ayrıca davacının iş bu markayı koruma süresinin dolmasından sonraki iki yıllık süreçte kullandığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, bu bağlamda 2006/820847 sayılı markanın başvuru yönünden tescil engeli olarak kabul edilemeyeceği, davacının hüküm ifade eden 2010/85410 sayılı markası ile dava konusu marka karşılaştırıldığında, taraf markalarının ortak unsur olarak “...” ibaresini içerdiği, bu ibarenin ayırt edicilik gücü zayıf olmakla birlikte, kural olarak asgari ayırt edicilik niteliğini taşıdığı, ..." ibaresinin, tekstil ürünlerinin satışı hizmetleri bakımından tanımlayıcılık içeren zayıf bir marka işareti olduğu dikkate alınarak iltibas değerlendirmesinin yapılması gerektiği, zira işbu hizmetler bakımından herkesin kullanımına açık olan “perde” ve “dünya” kelimelerinin, farklı unsurlarla kullanılarak birbirinden yeterinde farklılaşmış markalara vücut vermesinin mümkün olduğu, bu kapsamda davalı gerçek kişilerin başvuru markası kapsamında kalan emtialar ile davacının 2010/85410 sayılı markası emtiaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı gerçek kişilerin ..." ibaresini 2007 yılından beri aralıksız kullandığı, 2017 yılında yenileme süresi kaçırılmışsa da 2 yıl içinde 2018'de yeni marka başvurusu yapıldığı dikkate alındığında bu ibare üzerinde hak sahibi olduğu, taraf markalarının uzun yıllardır bir arada nizasız olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f4985506d5bb1a34 ef688eff70bf7fe3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı