11. Hukuk Dairesi 2024/5329 E. , 2025/4335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/115 Esas, 2024/808 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/774 E., 2020/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili satıcı ... Sağlık Hizmetleri ve Yapı San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... ve dava dışı ... arasında 05.11.2015 tarihinde taşınmaz satış sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme ile ... Yapı Kooperatifine ait ... .. .. mevkiinde yapılmakta olan '.. ..' isimli siteden toplam 51 adet bağımsız bölümün satışı için anlaşmaya varıldığını ve anlaşma bedeli olarak 4.282.000,00 USD tutarın kararlaştırıldığını, davalı alacaklı tarafından sözleşme gereği teminat olarak 20.08.2016 tarihli 1.225.000,00 USD bedelli çekin .... Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23309 E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkili şirket ve şahsın alacaklı tarafa böyle bir borcu bulunmadığından icra takibinde ödenen bedeller için istirdat, kalan bedel için menfi tespit davası açılmasının zaruri hale getirdiğini, takibe konu edilen çekin imzalanan satış sözleşmesinin teminatı niteliğinde olduğunu, evrakın doğrudan icra takibine konu edilmesinin hukuk ve yasaya aykırılık taşıdığını, müvekkili şirket ve aval veren müvekkili gerçek kişinin çek bedeli kadar borçlu olmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesi ile tarafların karşılıklı olarak yükümlülük altına girdiklerini, sözleşme gereği 26 bağımsız bölümü tamamlayıp davalıya devrettiğini, kalan bağımsız bölümler içinde karşı yanla iletişime geçildiğini, davacının temerrüde düşmediğini, yine davalı alacaklının sözleşmeden caymakta ise eğer varsa başvuru hakkını kullanmamış olduğundan teminat senedini tüm borca hasren takibe konu etmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek icra takibinin durdurulmasını, takibe konu çekin kambiyo vasfını taşımadığının tespitini, tahsil edilen bedellerin istirdadını, kalan bedel için menfi tespit davalarının kabulü ile davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitini, takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri tarafından sözleşme kapsamındaki 42 tapuya karşılık gelen bedeller ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından sadece 26 tapu devri yapıldığını, kalan tapuların kooperatifle yaşanan birtakım sorunlar ileri sürülerek tapu devirlerinin yapılamayacağının bildirildiğini, taraflar arasında 03.06.2016 tarihinde ek protokol yapılarak sözleşme kapsamında davacının edimlerini yerine getirmediği, dairelerin henüz müvekkili adına tescilinin sağlanmadığı, müvekkili davalı/alacaklının tüm hukuki haklarının tutulduğunun taraflarca kabul ve taahhüt altına alındığını, dava ve takip konusu çekin kayıtsız ve şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içeren müvekkili tarafından davacıya ödemesi yapılan bedele karşılık davacıdan alınan ve teminat fonksiyonu bulunmayan kıymetli evrak olduğunu, çekin borca karşılık olarak teslim edildiğinin tartışmadan uzak olduğunu, teminat çeklerinde çekin teminat çeki olduğunun açıkça çek metninde belirtilmesi gerektiğini, alacağa konu edilen çek üzerinde teminat çeki olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, teminat vasfını belgeleyen herhangi bir sözleşmede bulunmadığını savunarak davanın reddini ve alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin ön yüzünde teminat olarak verildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, çekin arka yüzünde ... .. ...'ye vekâleten Av. ... isim ve imzasının bulunduğu, 24.08.2016 tarihinde bankaya ibraz edildiği, banka tarafından çekin keşide edildiği banka hesabının -0- olarak belirtildiği, 05.11.2015 tarihli ve 03.06.2016 tarihli sözleşmeler kapsamında davacının sözleşme konusu toplam 51 adet bağımsız bölümün 30.07.2016 tarihine kadar davalıya tapuda tescili sağlanarak teslim edilmesinin yükümlenildiği, davalının da 51 adet taşınmaz karşılığında toplam 4.284.000,00 USD bedeli ödemeyi üstlendiği, davalının sözleşme bedelinin %50'sini ve 30.01.2016 tarihinde ödenmesi gereken 714.000,00 USD'yi ödediği, toplam bu ödemeler karşılığında sadece 26 adet dairenin alıcılara teslim edilerek adlarına tapuda tescilinin sağlandığı, ancak ek protokolün yapıldığı tarih itibariyle davacının alıcılar adına tapudan tescilini sağlayarak teslim etmesi gereken 16 adet daireyi teslimde geciktiği, davaya konu edilen 20.08.2016 keşide tarihli çekin sözleşme ve protokolde teminat çeki olarak verildiğine ilişkin yazılı bir delil bulunmadığı gibi çekin üzerinde de bu yönde bir ibare bulunmadığı açık ise de, bu çekin bedeli ödendiği halde alıcılara teslimi ve tapudan da tescilini sağlama yükümlülüğü bulunan 16 adet dairenin bedeli karşılığında ya da 16 adet dairenin alıcılar adına tapuda tescilini sağlamak borcunun teminatı olarak verilmesi hayatın olağan akışına uygun bir durum olduğu, bu çekin davacıların iddia ettiği gibi teminat çeki olduğu kabul edilse dahi davacı taraf 16 adet dairenin alıcılar adına tapuda tescilini ek protokolde vaat ettiği gibi en geç 25.07.2016 tarihinde gerçekleştirmediği, ek protokolde üstlenmiş olduğu borcu ifa etmediği, dolayı bu borcun ifasında temerrüde düştüğünden davalının elindeki çeki takibe koymaya hak kazandığı, dolayısıyla teminat çekinin takibe konulması için gerekli olan akdi ve yasal koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, takibe konu edilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, tahsil edilen bedellerin istirdadı istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 19.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 31747dcb50ddbfed 366c296ad3f27b37