Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4989 E., 2025/3453 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4989 E., 2025/3453 K. (20.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4989
Karar No
2025/3453
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/4989 E. , 2025/3453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1448 Esas, 2024/1066 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/206 E., 2019/436 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde "..." ibareli, 25. sınıfta ... tescil no.lu, ... tescil no.lu ve "" ibareli, 25, 35.sınıfta tescilli, ... tescil nolu markalarının bulunduğunu, davalı aleyhine İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/23 D.İş sayılı tespit dosyasında; zemin katta mağaza girişinde "... " tabelalı bir iş yeri olduğunu, dış cephesinde herkesin görebileceği şekilde "..." ve "... " tabelalarının yer aldığını, mağazanın 2. katında "...- ... " ibarelerinin tabelada yer aldığını, ayrıca; mağaza içerisinde teşhiri ve satışı gerçekleştirilen ürünlerin üzerinde ", ... " fiyat etiketinin yer aldığının tespit edildiğini, tespit esnasında davalı tarafından sunulan ve davalıya ait " ..." ibareli, ...... 35. sınıfa ait, tescil belgesi kapsamındaki sınai hakların değerlendirilmesi neticesinde ise davalının 25. sınıf için tescilli markasının bulunmadığını, gerçek hak sahibinin davacı olduğunu ileri sürerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-a hükmü uyarınca şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata, 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespit ve önlenmesini, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere ele geçirilen tabela ve sair ürünlerin imhasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 22.09.2010 tarihinde, şahıs firması olarak kurulduğunu, o tarihten beri de, ... moda ad ve markası ile gelinlik perakende ticareti yaptığını, bu ad ve markayı da, mevzuatın öngördüğü şekilde TÜRKPATENT nezdinde " ..." olarak ... numarası ile 11.03.2014 tarihinde tescil ettirdiğini, davacının bayan dış giyim üzerine üretim ve toptan satış faaliyeti gerçekleştirdiğini, davalının ise işe başladığı günden beri sadece gelinlik perakende ticareti faaliyeti ile iştigal ettiğini, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, gerçek hak sahibinin davalı olduğunu, davacının sessiz kaldığını ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının haksız rekabet ve marka hakkını ihlal teşkil ettiği, davanın açıldığı tarihdeki günün ekonomik koşulları, tarafların tacir sıfatları, bilirkişi raporu, mali kayıtlar, markanın tannımış marka olmaması, ancak davalı yanca markasal olarak kullanılması, verilecek hükmün tecavüz edeni mükafatlandırır, haksız rekabeti özendirir nitelikte olmaması gerçeği ile bu kapsamında hakkaniyet ilkelerine göre maddi tazminat miktarının 5.000,00 TL olarak belirlendiği, yine ihlalin niteliği, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağı, davacının talep ettiği manevi tazminatın mutad sınırlar içinde kalan bir talep olduğu gerekçesiyle davalının, davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, marka hakkını ihlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan işletme defteri ve faturalardan gelinlik ve abiye giysilerin satışı hizmetlerinin de 35. sınıfta işletme adı olarak ... ibaresini markasal olarak kullandığını davalının ispat ettiği, TÜRKPATENT'den celp edilen 15.02.2019 tarihli yazı cevabında davalının ... sayılı ... ibareli 35. sınıftaki marka başvurusuna davacı tarafça itiraz edildiği, itirazın TÜRKPATENT tarafından kısmen kabul edilerek başvurulan 25. sınıfın tamamı ve 35. sınıfın 6. bendinin çıkartıldığı, bu durumda davacı tarafın basiretli tacir olarak davalı kullanımından haberdar olduğu, dava tarihi 07.05.2018 tarihine kadar davalı kullanımlarına sessiz kaldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesine göre davanın sessiz kalma nedeni ile reddi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı adına tescilli "..." ibareli 25. sınfta tescilli ...., "..." ibareli 35. sınıfta tescilli ...., "" ibareli 25, 35. sınıfta tescilli ...... markalara davalının tecavüz ettiği iddiası ile markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, muhtemel tecavüzlerin önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin kararının davalı vekilince istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalının ... sayılı ... ibareli 35. sınıftaki marka başvurusuna davacı tarafça itiraz edildiği, itirazın kısmen kabul edildiği, bu nedenle, davacı tarafın basiretli tacir olarak davalı kullanımından haberdar olduğu, dava tarihi 07.05.2018 tarihine kadar davalı kullanımlarına sessiz kaldığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre davanın sessiz kalma nedeni ile reddi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2020 tarih ve 2017/11-27 E., 2020/225 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu işareti iyiniyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli TMK'nın 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Ancak önceki hak sahibinin uzun süre sessiz kalması mücbir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanıyorsa ve bunun ispatlanması hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır. Diğer yandan 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (SMK) tecavüz davaları bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte marka hükümsüzlük davaları yönünden aynı Kanun'un 25. maddesinin altıncı fıkrasında; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması aranmıştır. Somut olaya gelince; davacı tarafın "..." ibareli 25. sınıfta tescilli ...., "..." ibareli 35. sınıfta tescilli .... "" ibareli 25. ve 35. sınıfta ... markalarının bulunduğu, davalının ise, ... sayılı " ..." ibareli markasının olduğu, dolayısıyla davacının davalıdan önce ''...'' esas unsurlu markaya sahip bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafın 25.04.2012 tarihinde ... sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı tarafından davalının marka başvurusuna yapılan itirazın kısmen kabul edilmesi sonrasında, söz konusu markanın 11.03.2014 tarihinde 35. sınıf hizmetler yönünden tescil edildiği anlaşılmıştır. Ancak; davacı tarafça, işbu dava açılmadan önce 17.01.2018 tarihinde değişik iş dosyası ile davalının, davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerine ilişkin delil tespiti yaptırdığı, delil tespiti sonrası 07.05.2018 tarihinde işbu davayı açtığı görülmüştür. O halde, hem delil tespiti istenilen tarih hem de işbu dava tarihi itibariyle davalı markasının tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde açılmış olduğu gözetilip mahkemece işin esasına girilerek dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a20363af527a868 bb09604db767e3d3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı