11. Hukuk Dairesi 2024/4880 E. , 2025/3770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/612 Esas, 2024/867 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/244 E., 2022/37 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılında Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan "Türkçe İlk Kuran Tercümesi Karahanlı Türkçesi" isimli kitabın yazarı olduğunu ve kitap üzerinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan (FSEK) kaynaklanan eser sahipliğinin bulunduğunu, bu eserde müvekkilinin 10. yüzyılda Karahanlılar dönemine ait ilk Kur’an nüshalarından olan ... Nüshasını incelediğini ve bunun üzerinde hem detaylı bir çalışma yaparak Türkçe, Arapça ve Farsça dizin oluşturduğunu hem de ilgili eseri Latin harflerine transkript ettiğini, davalı ...’nün ise "Ayet Bağlamında Türkiye Türkçesi Mealli Doğu Türkçesi" adlı kitabın yazarı olduğunu, diğer davalının da söz konusu eserin yayıncısı olduğunu, müvekkilinin, eserinin tamamının veya bir bölümünün herhangi bir şekilde kullanılması hususunda hiçbir kişi ve kuruluşa izin vermediğini, buna rağmen davalı ...'ye ait eserde, müvekkiline ait eserin kopyalanarak, hiçbir değişiklik yapılmadan ve bilimsel atıf kurallarına uyulmadan, FSEK'in 35. maddesinde belirtilen iktibas serbestisini kanunen aşacak şekilde kullanıldığını, müvekkilinin adının sadece eserin başlangıcındaki kaynakça kısmında belirtildiğini, metin içinde müvekkiline hiçbir şekilde atıf yapılmadığını, davalının profesör unvanına sahip olduğunu, dolayısıyla akademik ve kanuni alıntı kurallarını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, müvekkilinin çoğaltma, yayma ve temsil mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek FSEK'in 68. maddesi uyarınca 10.000,00 TL telif tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tecavüzün refine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 2012 tarihinde yayınlanan "... Nüshası Satırarası Türkçe Kur’an Tercümesi’nde ..." adlı makalesinde belirtildiği üzere Farsça ilk Kur’an çevirisini de içermesiyle ... nüshasının, Kur’an tercümeleri arasında özel bir yere sahip olduğunu, Türk'ler açısından çok önemli bir yere sahip olan nüshanın yazım tarihi ve yazarının tam olarak bilinmediğini, eserin anonim nitelikte olduğunu ve tüm insanların kullanımına açık bulunduğunu, davaya konu taleplerin dayanağı olan davacıya ait eserin 2004 yılında Türk Dil Kurumu tarafından yayımlandığını, Türk Dil Kurumu tarafından basılan ve artık Türk Milletine ait olan bu tür eserlerden başka bilim insanlarının kendi eserlerinde faydalanmalarının doğal olduğunu ayrıca ... Nüshası’nın ana kaynak statüsünde ve anonim nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin kitabında, davacıya ait eserin 3-156. sayfaları arasında yer alan Kur’anı Kerim’in metin kısmından yararlanıldığını, bu kısımlar için her bir ciltte olmak üzere özel kısaltmalar bölümünde, adı geçen çalışmanın kısaltmasının gösterildiğini ve bunun hangi çalışmayı işaret ettiğine dair kitabın künyesinin açık ve net bir şekilde verildiğini, bununla birlikte müvekkilinin, ... KT hakkında da bilgi verirken söz konusu eser üzerinde davacının çalıştığını açık bir şekilde belirttiğini, çalışmada faydalanılan davacıya ait olan üç farklı çalışmanın da yine aynı şekilde açık ve net bir şekilde gösterildiğini, üç çalışmanın da kaynakça bölümünde gösterildiğini, yine eser hakkında bilgi verilirken davacıdan alınan kısımlara italik bir şekilde atıf yapıldığını, eserde yer verilen her bir ayetin başına ... KT şeklindeki özel kısaltma, sure ve ayet numarasını yazmak suretiyle davacının çalışmasına yüzlerce kez atıfta bulunulduğunu, FSEK’te eser sahibine tanınan hakların belli gerekçelerle sınırlandırılabileceğine ilişkin düzenlemelerin yer aldığını, müvekkiline ait eserin, ticari kazanç sağlama amacı gütmeyen, eğitim ve öğretim kurumlarında yararlanılmak üzere hazırlanan, davacıya ait eserden, akademik ve bilimsel kurallara uyularak, eser içeriğinin aydınlatılması amacıyla iktibas serbestisi kapsamında iktibas yapılan bir kitap olduğunu, dolayısıyla hak ihlalinin bulunmadığını, davacıya ait çalışmanın özgün nitelikte fikir, metot, veri veya eser mahiyetinde değerlendirilemeyeceğini, zira eski Türk dillerinde verilmiş her türlü eserin Türk Milletine ait olduğunu ve bundan faydalanmanın hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını, Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetlerin eserlere konu edilmesinin, bu ayetler üzerinde kimseye hak sahipliği vermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait eserin FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, eser sahibinin davacı bulunduğu, davalının eyleminin, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma ve yayma mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlali niteliğinde olduğu, manevi hak ihlali nedeniyle ihlalin niteliği dikkate alınarak 5.000,00 TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, mali hakların ihlali sebebiyle talep edilebilecek telif tazminatı tutarının üç kat toplam 3.868,20 TL olarak hesaplandığı, telif tazminatına karar verildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğu, dolayısıyla tecavüzün ref'i konusunda karar verilemeyeceği, davacı talepleri doğrultusunda, hükmedilen tazminatlara 02.12.2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesinin gerektiği, hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tecavüzün ref'i konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3.868,20 TL telif tazminatının, 02.12.2019 tarihiden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 02.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait eserin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, bu eserin 3-156. sayfaları arasındaki bölümün, davalı ... tarafından yazılan eserde, usulüne uygun biçimde atıf yapılmaksızın aynen kullanıldığı, davalı eserinin kaynakça bölümünde, davacıya ait eserin gösterilmesinin usulüne uygun bir atıf sayılamayacağı, zira atfın açık ve belirli olması gerektiği, somut olayda bu şartın yerine getirilmediği, bu durumda davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma ve yayma mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiği, davacıya ait eserin hangi bedel üzerinden satıldığına dair dosyada bir veri bulunmadığı, bu itibarla bilirkişilerce söz konusu kitabın varsayımsal bedelinin belirlenmesinde bir isabetsizlik olmadığı, buna göre talep edilebilecek telif tazminatının usulüne uygun biçimde belirlendiği, yine hüküm altına alınan manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-d hükmü uyarınca uyuşmazlığın, mutlak ticari dava niteliği taşıdığı gibi yine davalı tarafta yer alan yayıncının şirket olması karşısında ticari iş olduğu, dolayısıyla hüküm altına alınan tazminatlara ticari faiz işletilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı eylemlerinin haksız fiili teşkil etmesi nedeniyle temerrüt haksız fiil tarihi itibariyle gerçekleştiğinden bu yöne ilişkin davalı istinaflarının da yerinde olmadığı, Mahkemece davalıların müteselsilen sorumlu tutulmaları yerinde olduğu gibi yargılama giderleri yönünden de kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, gerekçeli kararın davalı tarafa 21.02.2022 tarihinde usulünce tebliğ edildiği, iki haftalık yasal istinaf süresinden sonra verilen 11.03.2022 tarihli ikinci istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz iddiasına dayalı tecavüzün refi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı şirkette ayrı ayrı yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalı ...'ye iadesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.