11. Hukuk Dairesi 2024/4566 E. , 2025/2608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/609 Esas, 2024/788 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/195 E., 2023/481 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 177036 sayılı "..." ibareli tescilli markasına yönelik haksız kullanım tespiti üzerine, dava dışı ... Bitkisel Margarin Yağ Ürünleri şirketi aleyhine Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/192 E. sayılı dosyasında açılan davada, anılan şirketin kullanımının bu davada davalı ... adına tescilli markalara dayandığının savunulduğunu, bu kapsamda davalının eylemlerinin müvekkil markasına tecavüz teşkil ettiğini, her ne kadar fiili kullanım dava dışı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olsa da bu kullanıma katkı sunan davalının da sorumluluğunun bulunduğunu, nitekim 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 30. maddesinde yetkisiz marka lisansı verilmesinin cezai yaptırıma tabi tutulduğunu, ayrıca davalıya ait "... ..." ibareli 2017/55271 ve 2017/51750 sayılı markalar ile müvekkil markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğunu, ayrıca davalı adına tescilli 2018 01437-4 ve 2018 02373 sayılı tasarımların da müvekkilinin markası ve ambalajıyla birebir aynı olduğunu ve bu tescillerin kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek; markaya tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile birlikte SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ve yukarıda belirtilen markaların ve tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının markasını 09.10.1997 tarihinde tescil ettirmesine rağmen Türkiye'de ciddi şekilde kullanmadığını, müvekkili kullanımlarının tescilli markasına dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şikâyeti üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığıca arama yapılan işyerinde ''... ...'' markalı ürünlerin ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait 2017/55271 ve 2017/51750 sayılı markalara dayandığı, davalının söz konusu markaların kullanım hakkını 15.03.2018 tarihli protokolle başka bir firmaya devrettiği ve bu firma aracılığıyla ürünlerin dava dışı şirket tarafından üretildiği, böylece markanın fiilen kullanımının davalı markalarına dayandığı, davacıya ait 177036 sayılı markanın 29. sınıfındaki mallarla, davalıya ait markaların hem aynı sınıftaki ürünleri hem de perakende satış hizmetleri açısından emtia benzerliği bulunduğu, taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik ve iltibas ihtimalinin oluştuğu, SMK'nın 155. maddesi gereğince davalının tescilli markaya dayanarak savunma geliştiremeyeceği, davacının maddi zararının hesaplanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2 hükmü gereğince 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun görüldüğü, davalının eyleminin davacının marka itibarına zarar verdiği ve müşteri kitlesini olumsuz etkilediği, bu nedenle 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, ayrıca davalının ''... ...'' ibareli markaları ile davacı markası arasında iltibas oluşturduğu, davacı markasının tanınmışlığının ve davalının kötüniyetinin yeterli şekilde ispatlanamadığı, dava konusu tasarımların 1997 tarihli tescilli davacı markasının esas unsurlarını aynen içerdiğinden yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle marka tecavüzü nedeniyle davanın kabulüne, davalı eyleminin men’i ve ref’ine, toplam 10.000,00 TL tazminatın tahsiline, 2018/01437 numaralı 4 sıra sayılı ve 2018/02373 sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, marka hükümsüzlüğü talepli davanın kısmen kabulü ile 2017/55271 sayılı markanın 29. sınıftaki ve 2017/51750 sayılı markanın 35. sınıftaki ilgili mal ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacının 177036 sayılı mesnet markasını oluşturan "..." ibaresinin yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, anılan ibarenin dava konusu markalarda aynen yer aldığı gibi yazım karakterinin dahi aynı olduğu hususları gözetildiğinde hayatın olağan akışına göre, yüzlerce seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından, davacının özgün ve orijinal nitelikteki markasının seçilmesinin ve markanın benzer mallarda tescil ettirilmek istenmesinin tesadüfi olamayacağı ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kısmen kabul kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat, marka ve tasarım Hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7c7a0f573ed76884 0fb6dacff574a3bf This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2024/4566 E. , 2025/2608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/609 Esas, 2024/788 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/195 E., 2023/481 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 177036 sayılı "..." ibareli tescilli markasına yönelik haksız kullanım tespiti üzerine, dava dışı ... Bitkisel Margarin Yağ Ürünleri şirketi aleyhine Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/192 E. sayılı dosyasında açılan davada, anılan şirketin kullanımının bu davada davalı ... adına tescilli markalara dayandığının savunulduğunu, bu kapsamda davalının eylemlerinin müvekkil markasına tecavüz teşkil ettiğini, her ne kadar fiili kullanım dava dışı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olsa da bu kullanıma katkı sunan davalının da sorumluluğunun bulunduğunu, nitekim 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 30. maddesinde yetkisiz marka lisansı verilmesinin cezai yaptırıma tabi tutulduğunu, ayrıca davalıya ait "... ..." ibareli 2017/55271 ve 2017/51750 sayılı markalar ile müvekkil markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğunu, ayrıca davalı adına tescilli 2018 01437-4 ve 2018 02373 sayılı tasarımların da müvekkilinin markası ve ambalajıyla birebir aynı olduğunu ve bu tescillerin kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek; markaya tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile birlikte SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ve yukarıda belirtilen markaların ve tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının markasını 09.10.1997 tarihinde tescil ettirmesine rağmen Türkiye'de ciddi şekilde kullanmadığını, müvekkili kullanımlarının tescilli markasına dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şikâyeti üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığıca arama yapılan işyerinde ''... ...'' markalı ürünlerin ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait 2017/55271 ve 2017/51750 sayılı markalara dayandığı, davalının söz konusu markaların kullanım hakkını 15.03.2018 tarihli protokolle başka bir firmaya devrettiği ve bu firma aracılığıyla ürünlerin dava dışı şirket tarafından üretildiği, böylece markanın fiilen kullanımının davalı markalarına dayandığı, davacıya ait 177036 sayılı markanın 29. sınıfındaki mallarla, davalıya ait markaların hem aynı sınıftaki ürünleri hem de perakende satış hizmetleri açısından emtia benzerliği bulunduğu, taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik ve iltibas ihtimalinin oluştuğu, SMK'nın 155. maddesi gereğince davalının tescilli markaya dayanarak savunma geliştiremeyeceği, davacının maddi zararının hesaplanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2 hükmü gereğince 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun görüldüğü, davalının eyleminin davacının marka itibarına zarar verdiği ve müşteri kitlesini olumsuz etkilediği, bu nedenle 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, ayrıca davalının ''... ...'' ibareli markaları ile davacı markası arasında iltibas oluşturduğu, davacı markasının tanınmışlığının ve davalının kötüniyetinin yeterli şekilde ispatlanamadığı, dava konusu tasarımların 1997 tarihli tescilli davacı markasının esas unsurlarını aynen içerdiğinden yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle marka tecavüzü nedeniyle davanın kabulüne, davalı eyleminin men’i ve ref’ine, toplam 10.000,00 TL tazminatın tahsiline, 2018/01437 numaralı 4 sıra sayılı ve 2018/02373 sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, marka hükümsüzlüğü talepli davanın kısmen kabulü ile 2017/55271 sayılı markanın 29. sınıftaki ve 2017/51750 sayılı markanın 35. sınıftaki ilgili mal ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacının 177036 sayılı mesnet markasını oluşturan "..." ibaresinin yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, anılan ibarenin dava konusu markalarda aynen yer aldığı gibi yazım karakterinin dahi aynı olduğu hususları gözetildiğinde hayatın olağan akışına göre, yüzlerce seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından, davacının özgün ve orijinal nitelikteki markasının seçilmesinin ve markanın benzer mallarda tescil ettirilmek istenmesinin tesadüfi olamayacağı ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kısmen kabul kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat, marka ve tasarım Hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7c7a0f573ed76884 0fb6dacff574a3bf ... ...