11. Hukuk Dairesi 2024/4516 E. , 2025/3272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2019/1442 Esas, 2020/1111 Karar HÜKÜM :Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2014/290 E., 2017/143 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in 28.09.2008 tarihinde davalı ... ile birlikte diğer davalı şirketi kurduklarını, şirket hisselerinin %90'nın davacıya, %10'un davalı ...'e ait olduğunu, davacının şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl süre ile temsile yetkili olduğunu, 16.05.2008 tarihinde davalı ...'un da şirketi münferiden temsil ve izam etmesine oy birliği ile karar verildiğini, davalının bu süre içerisinde şirketin işlerinin yolunda olduğunu ancak taşınmazların satışını yapamadıklarını bildirdiğini oysa şirket adına kayıtlı 13 adet taşınmazın diğer davalı ...'ya görünürde satış yapılma sureti ile muvazaalı olarak devredildiğini, şirket adına hiç taşınmaz kaydının kalmadığını, şirket hesaplarına taşınmaz satış bedellerinin girmediğini, davalı ...'nın haricen tapuları herhangi bir bedel ödemeden aldığını, davalı ortağın muvazaalı işlem ile şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek öncelikle taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile şirket adına kayıt ve tescilini, tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde zarar miktarının yargılama sırasında tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 370.000,00 TL'sinin satış tarihi olan 18.02.2010 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin ödünç para verme amacı ile kurulduğu, taşınmazların satış tarihlerinde kullanılmaz halde olduğunu, satın almadan sonra inşaatların kendisi tarafından tamamlanarak satışa uygun hale getirildiğini, şirket tarafından taşınmaz satışı ile ilgili düzenlenen faturalara karşılık ödeme yapıldığını, davacının tapudaki resmi işleme yönelik iddialarını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2-Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının taşınmazların satışından bilgisi olmadığı iddiasının doğru olmadığını, satışların şirket kararlarına uygun ve gerçek olduğunu, satış tarihinde davaya konu taşınmazların inşaat halinde olduğunu davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirkete ait taşınmazların tamamının şirket müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...'a gerçek değerlerinin çok altında bedeller gösterilmek sureti ile devredildiği, satış bedelinin davacı şirkete ödendiğine ilişkin yazılı belge ibraz edilmediği, satış işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tapuya kayıtlı tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu kayıtlarına göre satış davalı şirketi temsile yetkili ortak tarafından gerçekleştirildiğinden satışın şirket tarafından yapıldığı, bu hali ile davacı şirketin muvazaalı olduğu ileri sürülen işlemin tarafı olduğu, muvazaalı işlemin tarafının muvazaa iddiasında bulunarak işlemin iptalini talep edemeyeceği, davaya konu taşınmazların tespit edilen rayiç değerleri ile akit tablosundaki satış bedelleri arasında fahiş fark mevcut ise de bu durumun tek başına muvazaanın varlığının kabulü için yeterli olmadığı, davalı ... şirket çalışanı olmadığı gibi ekonomik sosyal durumunun araştırılması ile turizm danışmanlık işi yaptığı, adına birden çok taşınmazın bulunduğu, bu durumda, davacı şirket ortağının muvazaa iddiasının ispatlanamadığının kabulü gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile muvazaanın ispatlandığı kabul edilerek tapu iptali ve tescil istemli davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, terditli açılan davada elden çıkarılan taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili yönündeki taleplerin sorumluluk davası bünyesinde inceleneceği, davalı ortağın şirketin taşınmazlarını 3. kişiye devredip satıp bedelini şirket kayıtlarına intikal ettirmediği, bu hali ile şirketin zarara uğratıldığı ancak davacı tarafından 370.000,00 TL harç yatırılarak dava açılmasına göre taleple bağlı kalınarak bu tutarın davalı şirket ortağından alınarak davacı şirkete verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davacı şirketin davalı ... hakkında açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddine, davacı ...'in davalı ... aleyhine açtığı davanın kabulüne, 370.000,00 TL'nin satış tarihi 18.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Somut olayda uyuşmazlık, davaya konu taşınmaz satışlarının muvazaalı olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Yargılama sırasında dava konusu taşınmazların tamamının, şirket müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...'a gerçek değerlerinin çok altında satış bedelleri ile satıldığı, davalı ...'ın asgari ücretli çalışan olduğu ve vergi kayıtlarında da dava konusu taşınmazları satın alabilecek bir gelirinin bulunmadığı, satışa ilişkin davalı ... ile davacı şirket arasında taşınmaz satışından kaynaklanan bir para transferinin olmadığı, mahkemece yapılan keşif neticesinde belirlenen taşınmaz değerleri ile tapu kaydı değerleri arasında ciddi fark bulunduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan tespitler ile taşınmazların gerçek değeri ile tapuda gösterilen değerleri arasındaki fahiş fiyat farkı, davacı şirket banka hesap hareketlerine göre taşınmazların satışından kaynaklı şirket kasasına girmiş bir para olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde muvazaanın varlığının kabulü gerekli iken Bölge Adliye Mahkemesince fahiş fiyat farkının tek başına muvazaanın varlığını kabulü için yeterli olmadığı şeklindeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.