11. Hukuk Dairesi 2024/4128 E. , 2025/2555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008/33588, 2009/18232, 2009/18235, 2010/31482, 2014/08860, 2014/108592, 2014/108601, 2014/17229, 2015/43274, 2015/43279, 2016/53090, 2016/53091, 2016/56650, 2016/103882, 2018/80553 sayılı ve ".... DERSHANELERİ", "... ... DERSHANELERİ Dershanede ... ... Eğitim ciddi kurumların işidir+şekil", ".... DERSHANELERİ", "... ... DERSHANELERİ Dershanede ... ... Eğitim ciddi kurumların işidir+şekil", ".... DERSHANELERİ", "... ... DERSHANELERİ Dershanede ... ... Eğitim ciddi kurumların işidir+şekil", "... DÜNYASI Eğitim ciddi kurumların işidir+şekil", "... DERSHANELERİ", "... OKULLARI", ".... Eğitim ciddi kurumların işidir", "ARIKANLAR ... OKULLARI", "FBO ... OKULLARI", "... MERKEZİ+şekil", "...+şekil", "... OKULLARI+şekil", "... EĞİTİM KURUMLARI+şekil", ".... Eğitim Kurumları 1985'ten beri+şekil" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ...'nun bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini 41. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazının nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddine karar verildiğini, oysa Türkiye’nin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan Özel ... Merkezi Dershanesi'ni müvekkilinin 1997 yılında devraldığını, Türkiye genelinde davacıya ait 140 adet “... Eğitim Kurumu”nun bulunduğunu, müvekkilinin ... web sitesinin 1998 yılından beri sahibi olduğunu, davacının “...” ibaresini uzun yıllardır marka, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı hüviyetinde yoğun bir biçimde kullandığını, “...” ibaresine büyük emekler harcayarak yoğun ve yaygın kullanım ile tanıtım çalışmaları sonucunda eğitim-öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından ayırt edicilik kazandırdığını, “...” ibaresinin doğrudan davacıyı çağrıştırdığını bu ibarenin davacı adına tanınmışlık ve bağımsızlık da kazandığını, davalı şahsın aynı ibareyi ihtiva eden dava konusu başvurusu ile davacının tescilli markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin “davacının ...'teki şubesi” olarak algılayacaklarını, taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davacının markasının tanınmışlığından haksız olarak yararlanılmak istenildiğini, dava konusu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklı haklarını da ihlal ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK’ın 2020-M-7245 sayılı kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında itiraza mesnet markaların ... Merkezi Eğitim Hizmetleri A.Ş.'ye devredildiğini bildirerek, davaya anılan şirket huzurunda devam edileceğini belirtmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin eğitim-öğretim alanında faaliyet gösterdiğini “...” ibaresinin genel anlam taşıyan bir ibare olduğunu, bu ibareyi markasında ayırt edici şekilde kullanan yüzlerce işletme bulunduğunu, çekişme konusu markaların ortak kullanıma açık ve ayırt edicilikten yoksun "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımadığını, “...” ibaresinin ilk ve orta öğretimde ders kitabı olarak kullanıma özgülenmiş genel anlam taşıdığını müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "...” ibaresinin yerleşik/bilinen anlamı nedeniyle bilim dünyasında ve özellikle de eğitim-öğretim hizmetlerinde doğrudan tanımlayıcı ve markasal anlamda ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, böyle bir ibarenin özellikle ayırt edici ek sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2019/65360 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile aynı tür olduğu, davacı yanın “...” ibaresini asli unsur olarak kullandığı markalar açısından, davacının eğitim ve öğretim hizmetlerinde yoğun ve uzun yıllara sair kullanım sonucu elde ettiği bilinirlik düzeyi ile birlikte ve dava konusu markadaki tek ek unsur olan “...” ibaresinin markanın bütününe farklı bir anlam katmaması, yalnızca bir şube algısı yaratır anlam yüklemesi nedeniyle, işaretlerin birbirleri ile karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşıdıkları, eğitim-öğretim hizmetleri dışında kalan hizmetler açısından, “...” ibaresinin zaten daha baştan ayırt ediciliği bulunması nedeniyle işaretler arasındaki benzerliğin yine karıştırılma ihtimalini doğuracağı, davacı markalarının kullanım sonucunda elde ettiği bilinirliğin mevcut olduğu eğitim öğretim hizmetleri alanında, yıllara sair bu yoğun kullanımlar sonucunda sektörsel bir bilinirlik elde ettiği, bu nedenle dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin davacının elde ettiği ayırt ediciliğe zarar verebileceği gibi davalı lehine de haksız bir menfaat temini sağlayabileceği, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 21.08.2020 tarih 2020/M-7245 sayılı kararının tüm sınıflar yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının ... bölgesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas koşulları oluştuğundan, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının oluşup oluşmadığının sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b461890aa521851f 595cc0fde0bd142e