Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4095 E., 2025/2914 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4095 E., 2025/2914 K. (29.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4095
Karar No
2025/2914
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

11. Hukuk Dairesi 2024/4095 E. , 2025/2914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... mukim, medikal ekipman üretip satan bir firma olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketin mallarını bir dönem Türkiye'de dağıtıp sattığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalının hukuki açıdan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sona erdiğini, davalının mallar nedeniyle doğan borçlarını ödemediğinden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe kısmen itiraz ederek kısmi ödeme yaptığını, kısmen de takas ve mahsup ileri sürdüğünü, davalının itiraz dilekçesinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkinin varlığı ve davacının alacaklı olduğu noktalarında uyuşmazlık bulunmadığını, davalının alacak miktarına itiraz ettiğini ve ayrıca takas beyanında bulunduğunu, davalının kendi ticari defterlerinde 362.760,76 euro borç göründüğünü kabul ettiğini, ancak bu tutar hakkında takas ileri sürdüğünü, davalının takas beyanında ileri sürülen hususların da gerçek dışı olduğunu, davalının kâr kaybı, portföy tazminatı, stok maliyeti, çalışanlara kıdem tazminatı ödemesi gibi hususların müvekkili aleyhine tazminat veya alacak doğuran bir yapıda olmadığını, davalının hiçbir hak ve alacağı olmamakla birlikte, bir an için alacak iddiaları haklı olsa bile bu alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği 552.714,71 euro bedelin doğru olmadığını, davalının mal alımı nedeniyle 362.760,76 euro davacıya borcunun bulunduğunu, borçlu olunan bu bedele karşılık ise 201.957,44 euro 2012 ve 2013 yılları kâr kaybı, 73.943,40 euro denkleştirme bedeli, 14.125,00 euro satılamaz hale gelen emtia bedeli, 14.317,00 euro değersiz hale gelen kalibrasyon cihazı bedeli, 3.000,00 euro değersiz stokların bedeli, 7.582,97 euro çalışanlara ödenen ihbar tazminatı alacağının takas edildiğini ve bakiye 47.834,95 euro mal bedelinin davacıya ödediğini, davalının borcunun kalmadığını, taraflar arasındaki münhasır distribütörlük anlaşmasını haksız şekilde sona erdiren davacının yukarıda açıklanan zararları ve denkleştirme bedelini müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacı tarafın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğu, davacı tarafından haksız olarak sözleşmenin sona erdirildiği, davacının icra takibiyle toplam 552.714,71 euro alacağı olduğunu iddia ettiği, davalının ise kendi defterlerine göre 362.760,76 euro borçlu olduğunu ve buna karşı da takas definde bulunduğunu beyan ettiği, yapılan inceleme neticesinde davalı defterlerine göre davacının 362.760,76 euro alacağı olduğunun tespit edildiği, itiraza uğrayan 189.953,95 euronun ise davacı tarafından ispat edilemediği, takas/mahsup defi öne sürülen 362.760,76 euro yönünden kar kaybı tutarının 13.803,96 euro olduğu, fazlaya ilişkin talebin reddedilmesi gerektiği, hesaplanan denkleştirme tazminatının 42.408,45 euro olduğu, fazlaya ilişkin istemin reddedilmesi gerektiği, satılamaz emtia bedeli ve kalibrasyon cihazları yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda takas definde ileri sürülen bedellerin talep edilebileceği fakat stok bedelleri ve ihbar tazminatı bedellerine ilişkin kısımların ispat edilememesi nedeniyle takas definde yer alamayacağı tüm bu nedenlerle takas/mahsup define uğrayan ve itiraz edilen kısım yönünden talebin kısmen kabulü ile 278.106,35 euro asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar vermek gerektiği, ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalı da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında 189.953,95 euro bedele ilişkin yapılan itiraz yönünden açılan itirazın iptali davasının reddine, takas-mahsup def'ine konu edilen 362.760,76 euro bedele ilişkin yapılan itiraz yönünden açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, 278.106,35 euro asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, alınan raporlar ile davacının 189.953,95 euro farka ilişkin alacak iddiasının dayanağının kanıtlanamadığının mütalaa edildiği, davacının davalının ticari defterine kayıtlı olandan daha yüksek miktarda alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, mahkemece bu tutar bakımından davanın reddinin yerinde olduğu, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri bakımından ise; davalının kâr kaybı talebine ilişkin olarak; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalının aynı nitelikteki işi aynı koşullarda bulabileceği makul süre konusunda bir tespit bulunmamakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 3 aylık süre esas alınarak hesaplama yapılmış olup, bu sürenin somut olayın özelliklerine göre makul olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle davalı vekilinin kâr kaybı alacağına ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, denkleştirme tazminatı bakımından ise, somut olayda davalının son beş yıllık dönem içerisinde zarar elde ettiği 3 yıl hesaba katılmaksızın, sadece davalının kâr elde ettiği 2 yılın kâr tutarları esas alınarak davalı lehine yapılan hesaplamanın esas alındığı, her bir ticari faaliyeti için ayrı düzenlenmiş kâr-zarar hesabının bulunmadığı da tespit edilmiş olmakla, davalı vekilinin denkleştirme tazminatı hesabına ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedeninin de yerinde görülmediği, davacının kanıtlanamayan 189.953,95 euro alacağının dava konusu 504.879,76 eurodan düşülmesiyle elde edilen 314.925,81 eurodan, davalının takas edebileceği kabul edilen 84.654,41 euronun düşülmesiyle davacının bakiye alacağı 230.271,40 euro olarak tespit edilmiş olmakla, davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulü gerekirken mahkemece hesap hatası yapılarak 278.106,35 euro alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğu, diğer yandan, alacağın likit olduğu ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul icra takibine yönelik kısmi itirazının kısmen iptaline, takibin 230.271,40 euro alacağa takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca euro ile açılmış bulunan 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranında faiz işletilerek devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranda hesaplanan 108.591,38 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, taraflarca temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı, ... mukim bir şirket olarak, hesap özetine dayalı şekilde, davalıya yönelik 552.714,71 euro bedelinde asıl alacağının tahsili amacıyla takibe girişmiş olup, davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmektedir. Davalı ise, davacıya 362.760,76 euro borcunun bulunduğunu, bu borca karşılık davacıdan olan, kâr kaybı, denkleştirme bedeli, satılamaz hale gelen emtia bedeli, değersiz hale gelen kalibrasyon cihazı bedeli, değersiz stokların bedeli ve çalışanlara ödenen ihbar tazminatı alacaklarının takas edildiğini ve bakiye 47.834,95 euro mal bedelinin davacıya ödenerek hesabın kapatıldığını, davacıya borcunun kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının talebi doğrultusunda, istinabe yoluyla Danimarka Adli Makamından, davacının 2009 yılı ve devamı tarihli ticari defter ve kayıtları üzerinde, davalı ile olan ticari ilişkisi ve bu kapsamda davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının belirlenmesi konusunda bilirkişiden rapor alınarak, alınan raporun mahkemeye gönderilmesi talep edilmiş ise de, Danimarka Büyükelçiliği'nin 28.08.2018 tarihli cevabında adli yardım talebinin çok kapsamlı olması nedeniyle yerine getirilemeyeceği, ancak dava konusu yapılmak suretiyle talep edilebileceği bildirilmiştir. Bunun üzerine Mahkemece, davacının ticari defterleri incelenmemiş ve davalı kayıtları üzerinden inceleme yapılarak karar verilmiştir. Somut olayda, Mahkemece, davacıya, ... bulunan ve dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tarihleri kapsayan tüm ticari defter ve kayıtlarının tasdikli örneklerini sunması için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesi kapsamında bu maddedeki ihtaratı içeren kesin süre verilmesi gerekmektedir. Davacının, verilen kesin süre içerinde ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, bu defter ve kayıtların önceki raporların alındığı bilirkişi heyetine tevdi ile taraf defterlerinin karşılaştırılarak talepler konusunda inceleme yapılması için rapor istenmesi, verilen kesin süre içerisinde bu defter ve kayıtların tasdikli örneklerin sunulamaması ve sunulmasının mümkün olmadığının geçerli nedenle beyanı halinde, davacıya Danimarka Büyükelçiliği'nin 28.08.2018 tarihli yazısında belirtildiği üzere defter ve kayıtlarının dava açılmak suretiyle incelettirilmesi konusunda kesin süre verilmesi, kesin süre içerisinde davacı tarafından anılan davanın açılması halinde sonucunun beklenmesi, davanın açılmaması ve defter ve kayıtların tasdikli örneklerinin de sunulmaması halinde davalı defterlerine göre yapılan inceleme sonucuna göre karar verileceğinin, her iki halde verilen mehilde ihtar edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Danimarka Büyükelçiliği'nin cevabı karşısında, anılan işlemler yapılmadan, yalnızca davalının ticari defterleri incelenmek suretiyle karar verilmesi doğru olmamış, eksik inceleme nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı