Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3806 E., 2025/2905 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3806 E., 2025/2905 K. (29.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3806
Karar No
2025/2905
Karar Tarihi
29.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/3806 E. , 2025/2905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1995 Esas, 2024/900 Karar KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1419 E., 2021/705 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında kum tedariki konusunda şifahi sözleşme yapıldığını, davalı şirkete avans olarak her biri 400.000,00 TL bedelli 6 adet çek ve her biri 72.000,00 TL bedelli 6 adet çek olmak üzere toplam 2.832.000,00 TL bedelli çeklerin verildiğini, çeklerin teslimi sonrasında müvekkilinin Temmuz 2018 döneminde 70.000 ton, Ağustos 2018 döneminde 57.580 ton, Eylül 2018 döneminde 22.922 ton olmak üzere toplam 150.550 ton kum alımı yaptığını, davalı şirket tarafından müvekkiline teslim edilen 150.550 ton kum için 710.596,00 TL tutarında fatura kesildiğini, müvekkili şirketin avans olarak verdiği çeklerden 20753, 20754, 20759 ve 20760 numaralı toplam 944.000,00 TL bedelli çeklerin ödendiğini, 23.10.2018 tarihinde davalıya noter vasıtası ile ihtarname çekilerek 233.404,00 TL'lik kum alımı yapıldıktan sonra başkaca kum talep edilmeyeceğini, bu nedenle davalıya avans olarak verilmiş olan ve karşılığında herhangi bir teslimat yapılmamış olan geriye kalan sekiz adet çekin iade edilmesinin istendiğini, ancak davalının ihtarnameye cevap vermediği gibi çekleri de iade etmediğini, bilakis vadesi gelen 20755 ve 20761 numaralı çeklerin tahsil edildiğini, oysa verilen çeklerin ödeme aracı değil avans niteliğinde olduğunu, müvekkil tarafından davalı şirkete 13.11.2018 tarihinde elektronik posta yolu ile taraflar arasındaki satış işleminin detaylarını gösteren teyid mektubu niteliğinde mutabakat formu gönderildiğini, davalı tarafın kendisine gönderilen teyid mektubuna süresi içerisinde itiraz etmediğini ileri sürerek davalı şirket ile yapılan sözleşme dolayısıyla davalı şirkete verilmiş olan avans çeklerinden kaynaklı davalı şirkete 1.416.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istediği zaman istediği kadar kum aldığını, halen de almaya devam ettiğini, müvekkilinin teslimde temerrüde düşmediğini, aldığı çekleri üçüncü kişilere ciro ettiğini, ihtarda davacının alım satımdan döndüğünün görüldüğünü, müvekkilinin ihtarnameye cevap vermeyerek alım satımdan dönme talebini kabul etmediğini, davacının sadece kendi menfaatini gözettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari ilişkinin bütünü içinde davacının davalıya 2.832.000,00 TL tutarlı çek verdiği, karşılığında davalı tarafça da davacıya, 821.043,40 TL mal/hizmet karşılığı fatura düzenlendiği, teslimi yapılan kum bedelinin dava konusu edilmeyen çekler ile tahsil edildiği, davaya konu çekler karşılığında ise mal teslimi yapılmadığı, davalı tarafça davacının üçüncü şahıslara sattığı ve fatura kestiği kum satış tutarlarının da araştırılması gerektiğini ileri sürmekte ise de bu beyanların savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, davacının açık muvafakatinin bulunmadığı, davaya konu çekler nedeniyle davacının davalı şirkete borçlu bulunmadığı, davaya konu çeklerden dördünün, davadan sonra üçüncü kişilerce tahsil edilmiş olması nedeniyle bu çekler yönünden davaya 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 72/6. hükmü gereğince istirdat davası olarak devam edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davaya konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu kapsamda davacının; 400.000,00 TL bedelli, 72.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu diğer çeklerin dava tarihinden sonra tahsil edildiği belirlenmekle, 400.000,00 TL'nin 06.12.2018 tarihinden itibaren, 400.000,00 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren, 72.000,00 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren, 72.000,00 TL'nin 31.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında çeklerin davalıya davacının henüz kumları almaya başlamadığı aşamada verildiği hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı, davalının, çeklerin avans olarak değil, davacının bir yıl içinde alacağı kumlar karşılığında verildiği yönündeki savunmasının geçerli kabul edilebilmesi için davacının bu çeklerin tamamına karşılık gelen miktarda kum alacağına dair taahhütte bulunmuş olması gerektiği, bu hususta ispat yükünün davalının üzerinde olduğu, dosyada davalı tarafça çek tutarlarının tamamına karşılık gelecek şekilde kum alım taahhüdü bulunduğuna ilişkin bir delil ibraz etmediği, bu nedenle davalının iddiasını ispatlayamadığından karşılığında kum teslim edilmeyen çekler nedeniyle davacının davalıya borcu olmadığının tespitine ilişkin kararın yerinde görüldüğü, davalı vekili, müvekkilinin sadece kendisine davacı tarafından bildirilen kumlarla ilgili fatura düzenlediğini, ihtilaflı dönemde müvekkiline bildirilmeyen deniz kumu alımı yapılıp yapılmadığının, bu hususta davacının kum alışına ve satışına ilişkin faturaların da araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dilekçelerin teati aşamasında bu yönde bir savunma ileri sürülmediğinden ve davacının da açık muvafakatin bulunmadığı anlaşıldığından davalının aksi yöndeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, yargılama aşamasında 30.11.2018 tarihli 400.000,00 TL tutarlı, 31.12.2018 tarihli 400.000,00 TL tutarlı, 31.12.2018 tarihli 72.000,00 TL tutarlı çek ile 31.01.2019 tarihli 72.000,00 TL tutarlı çekin davacı tarafından ödendiği 30.11.2018 tarihli 72.000,00 TL tutarlı çek bedeli yönünden ise daha sonradan dosyaya giren banka yazısına istinaden istirdat kararı verilmediği, bankadan gelen yazı cevaplarında bahsi geçen çekin banka kayıtlarında "ödenebilir" olarak göründüğü, 30.11.2018 ve 05.12.2018 tarihlerinde takastan sorulduğu ancak ödenmediği belirtilmiş ise de davacı vekilinin 11.01.2019 tarihli dilekçe ekinde bu çekin dava dışı çek hamiline EFT yoluyla ödendiğine dair dekont ibraz ettiği, çekin ödenmediği yönünde karşı tarafça da bir itirazda bulunulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile, davacının davaya konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu kapsamda davacının 400.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu diğer çeklerin dava tarihinden sonra tahsil edildiği belirlenmekle, 30.11.2018 tarihli çek nedeniyle 72.000,00 TL'nin 07.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 30.11.2018 tarihli çek nedeniyle 400.000,00 TL'nin 06.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 31.12.2018 tarihli çek nedeniyle 400.000,00 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 31.12.2018 tarihli çek nedeniyle 72.000,00 TL'nin 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 31.01.2019 tarihli çek nedeniyle 72.000,00 TL'nin 31.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, avans olarak verildiği iddia edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f84cadb32b6f2a64 794a41eec67d115a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı