Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2406 E., 2025/696 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2406 E., 2025/696 K. (10.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2406
Karar No
2025/696
Karar Tarihi
10.02.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2406 E. , 2025/696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/2449 Esas, 2024/274 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/427 E., 2020/97 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Gıda Maddeleri Üretim-Pazarlama ve Tarım İşletmeleri San. Tic. Ltd. Şti’nden 2013 yılında ayrılarak tüzel kişilik kazanan köklü bir firma olduğunu, "..." markasının 20 yılı aşkın süredir ... Gıda tarafından özellikle biber ve domates salçası olmak üzere birçok üründe kullanıldığını, ayrılıktan sonra ise bu markanın kullanım hakkının bırakıldığı müvekkil şirket tarafından 2013 yılından itibaren ticari unvanı dâhil bütün ticari faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin uzun yıllar tescilsiz olarak kullandığı "..." markasını daha sonra 29 ve 30. sınıflarda tescil ettirerek ana markası olarak konumlandırdığını, ve yanına getirdiği eklerle "... ..." ibareli seri markalar oluşturduğunu, davalının müvekkili şirketin tescilli markalarına benzer olan "..." ve "... " markalarını haksız şekilde tescil ettirdiğini, davalı markalarının müvekkili markaları ile benzer olduğunu, aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, halk nezdinde markaların ilişikli olduğu izlenimi yarattığını, müvekkili şirketin "..." markasının tescil öncesinde de aktif şekilde kullanıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davaya konu markaların tescilli tüm sınıf ve emtialar yönünden hükümsüzlüğüne, bu talepler kabul edilmez ise "salça" emtiası yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 1968 yılından bu yana ticari faaliyette bulunduğu ve başka bir tüzel kişiden ayrıldığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını ve haksız bir kanaat oluşturma çabasından başka bir anlam ifade etmediğini, davacı şirketin müvekkili şirketten sonra kurulduğunu ve marka tescilinin de müvekkilinden sonra olduğunu, müvekkilinin marka üzerinde rüçhan hakkının bulunduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu markaların benzer olmadığını, ... kelimesi ayırt edici gücü zayıf olarak nitelendirilen kelimelerden olduğundan ayırt edici gücü düşük markaların tüketici nezdinde oluşacak iltibas ihtimalini de düşürdüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markalarının 29 ve 30. sınıfta tescilli ve benzer mal ve hizmetleri içerdiği ve iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu sonucuna varıldığı, davacının 2005/ 58615 tescil numaralı "espaeser" markasını ve 2005/57271 tescil numaralı "esin ..." markasını 25.07.2013 tarihinde devraldığı, bu markalar bakımından öncelik hakkına ve gerçek hak sahipliğine dayanabileceği, ayrıca dava tarihi itibarıyle davaların devralınma tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre de geçmediğinden sessiz kalmaya dayalı hak kaybı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2015/104772 tescil numaralı "..." ve 2010/34135 tescil numaralı "... " ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava konusu taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu ve davalı tarafından haksız şekilde tescil edildiği iddia edilen davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/6. fıkrasında marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceği düzenlenmiştir. Dava konusu taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu iddiası ile açılan davada davalı, anılan düzenleme doğrultusunda davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunmuş, İlk Derece Mahkemesince davacı markalarının devralınma tarihlerinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden sessiz kalmaya dayalı hak kaybının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince sessiz kalmaya dayalı hak kaybı değerlendirmesi yapılırken davacının markaları devralma tarihi esas alınmış ise de markaları devredenin sessiz kalma yolu ile hak kaybı söz konusu iken markanın devredilmesi ile devralana yeniden bir hak gözetilemeyeceği dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ:VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fabafef4b053baa7 96c2cf60e4d57ba7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı