Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2264 E., 2025/710 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2264 E., 2025/710 K. (10.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2264
Karar No
2025/710
Karar Tarihi
10.02.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2264 E. , 2025/710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1054 Esas, 2024/215 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/67 E., 2023/43 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TR 2015/... sayılı ve TR 2015/... sayılı patent belgelerinin sahibi olduğunu ve söz konusu patentlerin, damperli araçların damperlerinin kalkık durumda trafikte seyretmesini önleyecek buluş ile ilgili olduğunu, ancak müvekkilinin patent belgeleri ile korunan ürün ve usulünün davalı tarafından müvekkilinin herhangi bir izni olmaksızın taklidinin üretildiğini ve bu durumun müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüzün tespitine, önlenmesine ve tecavüz fiillerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından patent alınan bir ürününün bulunduğunu, ancak müvekkilinin sadece AİTM Damper Yönetmeliği gereği yasal zorunluluğu yerine getirmek için tertibat bulundurduğunu, söz konusu tertibat ile davacı ürününün tamamen farklı olduğunu, davacı ürününün ayırt edici bir özelliğe sahip olmadığını, davacının sırf AİTM Damper Yönetmeliğinin getirdiği zorunluluğu kendi lehine kullanmak ve tekel olmak amacıyla kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile patent konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi marifetiyle davalı işyerinde inceleme yapılarak hazırlanan raporda, davalıya ait damper kilit sisteminin çalışma işleyişinde kullanılan switch kolunun davacıya ait patentlerinin istemlerinde bulunmadığı ve davalıya ait damper kilit sisteminin davacıya ait patentlerin bağımsız istemlerindeki unsurların tamamını bünyesinde barındırmadığı ve tespit edilen araç damper kilit sisteminin davacıya ait TR 2015/... ve TR 2015/... patentlerinin koruma kapsamında olmadığının belirtildiği, raporun dosya kapsamıyla uyumlu ve yeterli görüldüğü, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun(SMK) 141. maddesi anlamında patent haklarına tecavüzün söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, patent konusunda uzman makine mühendisinden alınan raporda, tespit edilen araç damper kilit sisteminin, davacıya ait Türkiye'de bulunan TR 2015/... ve TR 2015/... patentlerinin koruma kapsamında olmadığının belirtildiği, raporun denetime elverişli olduğu, davacının patent haklarına tecavüzün söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin davacının lisans hakkı sahibi olduğu patent hakkına tecavüz edip etmediği ve bu doğrultuda tecavüzün önlenmesi ve kaldırılması isteminin yerindeliği noktasındadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının lisans hakkı sahibi olduğu patente tecavüz olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Patent hakkının korunmasının kapsamı ve koruma metodu SMK'nın 89. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemleri doğrultusunda belirlenecek, istemlerin yorumlanmasında ise tarifname ve resimler de kullanılabilecektir. Bununla birlikte istemler yorumlanırken sadece kullanılmış olan kelimelerin verdikleri anlamlarla sınırlı olarak bir yorum yapılmayacaksa da buluş sahibi tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde bir yorumla da koruma alanı genişletilemeyecek, başvuru veya patent sahibine hakkı olan korumayı sağlayacak ve üçüncü kişilere de korumanın kapsamı açısından makul bir düzeyde kesinlik ifade edecek şekilde istemler yorumlanacaktır. Öte yandan SMK'nın 89/5 hükmünde patentin sağladığı koruma kapsamı belirlenirken, tecavüzün varlığının ileri sürüldüğü tarihte istemlerde belirtilmiş unsurlara eşdeğer nitelikte olan unsurların da dikkate alınacağı, bir unsurun esas itibarıyla istemlerde talep edilen unsur ile aynı işlevi görmesi ve bu işlevi aynı şekilde gerçekleştirerek aynı sonucu ortaya çıkarması halinde genel olarak istemlerde talep edilen unsurun eşdeğeri olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu noktada önemi nedeniyle hemen belirtmek gerekir ki suçlanan üründeki unsurun, istemlerde yer alan unsurla aynı işlevi görmesi eşdeğer kabul edilebilmesi için tek başına yeterli olmayacak, anılan fıkradaki üç şartın da bir arada olması aranacaktır. Bu durumun tespiti ise işlev-yol-sonuç testi gibi teknik bir yöntemle, denetime elverişli şekilde yapılmalı ve incelemenin sonucunda farkın önemsiz olduğunun anlaşılması halinde ise suçlanan üründeki unsurun patent kapsamında korunan unsurla eşdeğer olduğuna kanaat edilmelidir.(Ali Rıza KÖKER, Uğur Gürşad YALÇINER; Uzman Gözüyle Patent ve Faydalı Modelden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s. 313) Anılan düzenlemeler doğrultusunda patent hakkına tecavüz iddiası halinde, teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle patent ve ilgili mühendislik alanında uzman bilirkişiler yardımıyla denetime elverişli şekilde yapılacak incelemeyle, dayanak patent belgesinin bağımsız ve bağımlı istemlerinin tespit edilmesi, daha sonra istemler unsurlarına ayrılarak, patent istemleri kapsamında korunacaksa da bu istemlerin yukarıda belirtilen şekilde kapsamını genişletmeden yorumlanmasının da mümkün olduğu unutulmadan ve patent belgesinde yer alan bir unsurun, tecavüz iddiasına konu suçlanan ürün üzerinde aynen yer alabileceği gibi aynen yer almamakla birlikte onunla aynı etkiyi sağlayabilecek, aynı işlevi aynı şekilde görüp aynı sonuca ulaşan eşdeğerinin de suçlanan üründe olabileceği, böyle küçük ve önemsiz değişiklikler yoluyla patent korumasının etkisiz hale getirilmesine çalışılabileceği de gözetilerek yapılacak teknik incelemenin sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir. Yapılan tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen ilkelerden uzak, davacının dayanak patentlerinin kapsamındaki istemleri unsurlarına ayırıp açıklanan yorum şekillerini ihtiva eder şekilde suçlanan ürünün unsurlarıyla bir karşılaştırma yapmadan, salt suçlanan üründe yer alan bir unsurun dayanak patent belgelerinde yer almadığı tespitine dayalı olarak, eksik ve denetime elverişsiz şekilde düzenlendiği anlaşılmakla; anılan rapora dayalı Mahkeme kararının, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetince düzenlenecek denetime elverişli raporun incelenip değerlendirilmesiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bozulması gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 93ad5a8f5d162448 1bd6f05cad56c50a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı