11. Hukuk Dairesi 2024/2259 E. , 2025/1437 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1872 Esas, 2024/261 Karar HÜKÜM : Asıl dava ret - Birleşen dava kısmen kabul(Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/530 E., 2022/61 K. BİRLEŞEN DAVA : Mahkemenin 2021/281 E. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ...A.S. adına tescilli 2005/382... tescil numaralı üç boyutlu markanın, yedek parça üretim serbestisini engellemek maksadıyla ve kötüniyetli olarak tescil edildiğini, üç boyutlu markanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 5. maddesine göre marka niteliği taşımadığını, ayırt edici özelliği bulunmadığını, geometrik şeklin tescille bir kişinin kullanımına hasredilemeyeceğini, kendinden başkasına seçenek özgürlüğü bırakmayan bir tasarımın rekabeti yok edeceğini, tekelleşmeye sebebiyet vereceğini, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 22. maddesinde onarım amaçlı ürünlerin üretimine ilişkin özel bir düzenleme getirildiğini, müvekkillerinin otomobil yedek parçalarını yurt dışı firmalardan ithal ettiklerini, eylemlerinin yasaya aykırılık teşkil etmediğini, markanın davalı tarafından kullanılmadığını ileri sürerek 556 sayılı KHK'nın 14. ve 42. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne, davalı markasına tecavüz etmediklerinin ve haksız rekabette bulunmadıklarının tespitine, davalı şirketin marka tescilinin 554 sayılı KHK'nın yedek parça üretimi serbestliğini yok etmek amacıyla kötüniyetle tescil ettirmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesi talep olunmuştur. 2.Birleşen davacı ...vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve ... markaları ile 2005 38.... tescil numaralı “...” markasının tescilli olduklarını, yurt dışında da pek çok tescilli markalarının bulunduğunu, tanınmış marka statüsü taşıdığını, davalıların otomobil yedek parçaları imali, alımı, satımı, itahalatı, iharacatı ve pazarlama işiyle iştigal ettiklerini, ... ve www.de-ga.com.tr alan adlı intrenet sitelerinde müvekkiline ait “...” ve “eşkenar dörtgen ...” markalarını birebir taklit ederek kullandıklarını, tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile tecavüzün belirlendiğini, davalıların müvekkiline ait markayı kullanmalarının teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığını ileri sürerek davalı şirketlerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin hükmen tespitine, menine, ref’ine, haksız rekabetin ve marakaya tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 556 sayılı KHK’nin 64, 66/2-b, 67, 68. maddeleri uyarınca şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle bankaların uyguladıkları en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ...A.S. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 118...sayılı “...” markasının 03.05.1965 tarihinden itibaren Türkiye ve bir çok ülkede tescilli olduğunu, ... marka ve logolarının da tescil edildiğini, davaya konu 2005 38234 numara ile tescilli ... markasının 02.05.2005 tarihinden itibaren 12. sınıfta tescil edildiğini, WIPO, OHIM nezdinde ve 27 Avrupa ülkesinde tescilli bulunduğunu, 40'ı aşkın ülkede 7 yıldan beri tescil edilmesi nedeniyle markaların kötüniyetli tescil edildiğinin ileri sürülemeyeceğini, ... ve markasıyla özdeşleşmiş eşkenar üçgen biçimindeki amblem logonun 1925 yılından beri çocukların dahi tanıdığı marka halini aldığını, müvekkilinin ürettiği ve kendisiyle özdeşleşmiş tampon, jant kapağı, ön ve arka kaput ve çok sayıda ürün üzerinde yıllardır kullandığı baklava biçiminde logosunu ve bu logonun değişik biçimlerini tescil ettirmesinin müvekkili şirketin ticari hayatının gerekliliği ve zorunluluğunu teşkil ettiğini, müvekkilinin markasını kullandığını, 3 boyutlu tasarımların marka olarak tesciline engel bulunmadığını, markanın kullanımın teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını, 554 sayılı KHK'nın 22. maddesinin yedek parça ürünlerinin bizzat kendisiyle ilgili olduğunu, üzerlerinde yer alan marka ya da logo ile ilgisinin bulunmadığını, yan sanayi üreticilerinin bu ürünlerin müvekkiline ait marka ve logoyu kullanmadan üretebileceğini, kaput üzerinde 3 tane boşluk bırakılarak da üretilmesinin ve orijinal logonun bu şekilde kaput üzerine monte edilmesinin mümkün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; tescilin kötüniyetli olduğunu, müvekkillerinin kullanımının teknik bir zorunluluktan kaynaklandığını, müvekkilinin ilgili parçayı hukuki olarak da karşı tarafın tasarımıyla birebir aynı üretmesi gerektiğini, ürünlerdeki boşluğun ise karşı tarafın marka hakkına tecavüz etmediğini, davacının markasının ayırt edici niteliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile malın doğal yapısından kaynaklanan görünümlerden olmamak ve ayırt edici olmak kaydıyla, üç boyutlu şekillerin de marka olarak tescil edilebileceği, davacının kötüniyetle marka tescil ettirdiği hususunun ispat edilemediği, Anayasa Mahkemesinin kararları ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) yürürlük tarihi dikkate alındığında 06.01.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısından yasal boşluk oluştuğu, birleşen davada davalıların sitelerinde ve kataloglarında belirtilen tüm parçaların uyarlanabilir yedek parça olduğu, uyarlanabilir yedek parça imalatçılarının aracın marka, tip modeline uygun uyarlanabilir yedek parça imal etmelerinin gerektiği, orijinal izlenimi verecek şekilde tanıtılmadığı, web sitesinde tüm araba markalarının referans numaraları ve resimlerinin örnek teşkil etmesi için verildiği, orijinalinde oyuk içinde logo yeri tasarlanmış bir yedek parça için, uyarlanabilir yedek parça imal edicisinin buna zaten riayet ederek bu oyuğu imalatta hazırlamış olması gerektiği, oyuk (yuva) olmaksızın üretilen yedek parça üzerine orjinal logonun takılması, sabitlenmesi ve takıldığı yerde güvenle kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, dolayısıyla yedek parçanın orjinal tasarımına uygun şekilde üzerinde oyuk (yuva) bulunmak suretiyle imal edilmesinin teknik olarak zorunluluk arzettiği, üretim yönünden ise oyuğa ihtiyacın hem teknik, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan gereklilik olduğunu, dolayısıyla davalı kullanımlarının haksız rekabet ve marka ihlali oluşturmadığı, dava konusu markanın kaporta üzerine logonun yerleştirilebilmesi için gerekli olan bir boşluk olduğu, bu boşluğun orada bulunması konusunda uzmanlardan oluşan her iki heyetteki bilirkişilerin denetime uygun görüşlerinde de bildirdikleri üzere teknik bir zorunluluk içerdiği, yedek parça üreticisinin orjinal parçayı taklit etmesi, yedek parça üreticisinin bu parçanın orjinali ile karıştırma çabası içerisinde olmaması şartıyla haksız rekabet teşkil etmeyeceği, burada oluşturulan parçanın yanıltıcı/ taklit olmayıp zorunlu bir kullanım niteliği taşıdığı, davalı şirketler tarafından üretilip piyasada pazarlanan yedek parçaların ambalajları ile pazarlandığı, davalıların ambalajları üzerinde kendi üretici firmalarının adının bulunduğu, davalıların kullanımının ticari hayattaki dürüstlük kuralarına uygun bir kullanım olduğu, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetlerinden söz edilemeyeceği, davalıların ihlal teşkil edecek eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada; kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısından yasal boşluk oluştuğundan esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, 2005/38234 tescil numaralı markanın kötüniyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin reddine, 2005-38234 tescil numaralı davaya mesnet markanın davalılarca kullanımının 556 sayılı KHK'nın 12. maddesi kapsamında ticari hayatta dürüstlük ilkesine göre hareket edildiği ve bu nedenle markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, 2005/38... tescil numaralı marka kötüniyetli tescil edildiği ve bu nedenle yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar/ birleşen davada davalılar ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekili ile davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile üç boyutlu şekillerin marka olarak tescilinin mümkün olduğu, markanın ayırt edici nitelik taşıdığı, tescilli olduğu emtia sınıfında tescilde görünen biçimde kullanılmasının zorunlu olmadığı, hükümsüzlük isteminin reddine yönelik kararın yerinde görüldüğü, hükümsüzlük isteminin reddine bağlı olarak da davalı ...'un tescilli marka kullanımının yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinden bahsedilemeyeceği, bu durumda bu yöndeki istemin reddinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle, SMK’nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden önce iç hukukumuzda markanın kullanımını zorunlu kılan bir kanun hükmü bulunmadığından kullanmama nedeniyle iptal davasının konusuz kaldığı, davacı markasının, tescilli olduğu emtialarda, birebir kullanıldığı, yedek parçaların orijinal malı üreten işletmeden kaynaklandığı izlenimi uyandırdığı, ambalajlar ve katalog üzerindeki "Adaptable Part Alternative to Original/uyarlanabilir yedek parça" ibaresinin asıl davacılar- birleşen davalıların ürünlerine ayırıcı nitelik kazandırmadığı, davacı- birleşen davalıların teknik zorunluluk nedeniyle ve dürüstlük kuralları çerçevesinde markayı kullandıklarının kabul edilemeyeceği, birleşen dosyada davacı, asıl dosyada davalı vekili tarafından sunulan görsellerde piyasada davalının üç boyutlu markasının yer almadığı, yedek parça görüntülerine de yer verildiği dikkate alındığında, markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğu, diğer taraftan asıl davaya konu olan 2005/38... numaralı üç boyutlu marka dışındaki kullanımların markaya tecavüz, haksız rekabet oluşturmayacağı, ilgili internet sitelerinde "..." markası dışında birçok markaya yer verildiği, davalıların diğer kullanımlarının yetkili satıcı izlenimi verdiğinden söz edilemeyeceği dikkate alındığında, 2005/38324 numaralı marka dışında tecavüzün tespiti meni ve refi istemlerinin reddinin gerektiği, birleşen davalı kullanımlarının davacının 2005/38324 numaralı markasına tecavüz oluşturduğundan ref’i gerektiği gerekçesiyle davacılar/ birleşen davada davalılar ... A.Ş. vekili ile ... A.Ş. vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı/ birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden; davalının 2005/38234 tescil numaralı markasını 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi kapsamında kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması istemi yönünden esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, 2005/38234 tescil numaralı markanın kötüniyetli tescil edildiği yönündeki hükümsüzlük isteminin reddine, 2005/38234 tescil numaralı markanın davalılarca kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediğinin tespiti talebinin reddine, 2005/38234 tescil numaralı markanın kötüniyetli tescil edildiği ve bu nedenle yedek parça üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki talebin reddine, birleşen dava yönünden ise; davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile davalıların kullanımlarının davacının dava konusu 2005/38234 numaralı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ref’ine, men’ine, markaya tecavüz nedeni ile 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birleşen dosyada davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, markaya tecavüz nedeni ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacılar/ birleşen davada davalılar ... A.Ş. vekili ile ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalının markasının tescil edilemeyecek işaretlerden olduğu ve kötüniyetli tescil nedeniyle marka hükümsüzlüğü, kullanmama nedeniyle marka iptali, davacıların kullanımlarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti, davalının ... markasının tescil edilmesinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar/birleşen davada davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 556 sayılı KHK ile teşebbüslere tanınan ve süre yönünden sınırsız olan tekel hakkı, her türlü işaretleri marka olarak seçme özgürlüğü, KHK’nın marka hakkının kapsamını düzenleyen 9. maddesi ve marka hakkına tecavüz hallerini düzenleyen 62 ve devamı maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde; marka hakkının sınırlandırılması zorunluluğu gündeme gelmiştir. Bu sınırlamalardan biri de, 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi ile üçüncü kişilerin ticaret ve sanayideki dürüst uygulamalara uygun olarak koruma altında olan markayı kullanmalarının marka hakkı kapsamının dışında bırakılmasıdır. 556 sayılı KHK'nin 12.maddesinde aynen; "Dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez." şeklinde belirtilmiştir. Marka sahibi, 556 sayılı KHK tarafından kendisine tanınan inhisari haklarına dayanarak, üçüncü kişilerin 12. madde kapsamında kalan kullanımlarını engelleyemeyecektir. Mülga 556 sayılı KHK’da sayılan kullanım biçimlerinin sınırlayıcı olmadığı, buradaki sayımın örnek teşkil etmesi amacıyla sayıldığı da öğretide kabul edilmiştir. Eğer üçüncü kişilerin madde kapsamında belirtilen kullanımları dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ediyorsa, ancak bu durumda marka sahibi, marka hakkının ihlali gerekçesi ile üçüncü kişilere müdahalede bulunabilecektir. Burada dürüst kullanımın temel ölçütü markanın, marka sahibi dışındaki kişilerce, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılmasıdır. Aynı zamanda sözkonusu sınırlama ile üçüncü kişilerin ticari ve sınai alanda marka haklarının herhangi bir zarara uğramaması amaçlanmaktadır. Ayrıca yargılama sırasında yürürlüğe giren SMK'nın 7/5(c) hükmü gereğince aksesuarların, yedek parçaların ve eşdeğer parça ürünlerinin belirli bir markanın mal ve hizmetlerin kullanımına eşlik ettiğinin açıklanması, marka hakkına tecavüz teşkil etmeyecek ve markanın dürüst kullanımı dolayısıyla engellenemeyecektir. Yine aynı Kanunun 58/4-c hükmü ile de tasarlanan veya tasarımın uygulandığı ürünü, başka bir ürüne mekanik olarak monte edebilmek veya bağlayabilmek için ancak zorunlu biçim ve boyutlarda üretilebilen tasarımların koruma kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir. Somut olayda; esas uyuşmazlık konusu, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı ...A.S.'nın 2005/38324 sayılı eş kenar dörtgen şeklindeki ambleminin yerleşeceği oyuk şeklindeki üç boyutlu ... markasının, asıl davada davacı/ birleşen davada davalılar tarafından üretilen yedek parçalar üzerinde kullanılmasının dürüst kullanım kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve buna bağlı olarak asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin değerlendirilmesi noktasındadır. Asıl davalı/ birleşen davacı ...A.S. adına tescilli bulunan 2005/38234 sayılı marka, ...ambleminin üç boyutlu oyuntu halini yansıtan bir ... olup, aynı zamanda ... S.A.S. amblemi altıgen şeklinin araçların üzerine bağlanıp sabitlenebilmesi için gerekli olan yuvanın da şeklidir. Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı, ambleminin içine gireceği alan olan yine amblem şeklindeki bu yuvanın marka tescilini almıştır. Asıl davada davacılar/ birleşen davada davalılar ise otomobil yedek parça üreticisi oldukları ve kataloglar ile web sitelerindeki yayınlardan yalnız asıl davada davalı/ birleşen davada davacının değil, birçok otomobil markasının araç modeline uygun uygulanabilir yedek parça üretimini yaptıkları anlaşılmaktadır. Dava konusu markanın kaporta, jant kapağı ve ön tampon gibi zemin üzerine ... ambleminin yerleştirilebilmesi için gerekli olan bir boşluk olduğu ve asıl davada davacı/ birleşen davada davalı yedek parça üreticileri tarafından üretilen kaporta, jant ve ön tampon üzerinde bu boşluğun bulunmasının teknik zorunluluktan ileri geldiği hususu 13.08.2013 ve 23.02.2016 tarihli denetime elverişli her iki uzman heyet raporunda da tespit edilmiştir. Gerçekten de ürünü orijinal görünümüne kavuşturmak için orijinal ürünün yerine geçecek olan yedek parçaların, aynı ihtiyacı görecek şekilde zorunlu olarak aynı biçim ve ve görünümde olması gereklidir. Ayrıca hasar onarımında orijinal amblem kullanılmasının zorunlu olduğu nazara alındığında, amblemin, yan sanayi yedek parça üzerinde orijinaline uygun olarak yer alması ve aracın tüm teknik özellikleri ile ilk görünümüne dönmesi asıl beklentidir. Bu nedenle yedek parça üreticileri tarafından üretilen ve kendi firma etiketleri ile paketlenerek satışa sunulan parçaların orijinalini taklit amacı taşımadığı ve yedek parça üzerinde altıgen amblemin yerleşeceği oyuk şekli uygulanmasının amblemin yerinde kalabilmesi için işlevsel ve görsel zorunluluktan kaynaklandığı ortada olup, ticari hayatın olan akışı içerisinde dürüst kullanım olarak kabul edilmelidir. Aksi halde yani oyuntu olmadan amblemin monte edilmesi görsel açıdan uyumlu olmayacağı gibi işlevsel de olmayacaktır. Buna bağlı olarak, 556 sayılı KHK'nın 12. maddesi kapsamında dürüst kullanım ilkesine dayanarak 2005/38... sayılı ... markasının asıl davada davacılar/ birleşen davada davalılar tarafından kullanımı markaya tecavüz teşkil etmeyeceğinden birleşen davanın da reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın asıl davada davacılar/ birleşen davada davalılar yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar/ birleşen davada davalıların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar/ birleşen davada davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.