11. Hukuk Dairesi 2024/2127 E. , 2025/2324 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/673 Esas, 2024/46 Karar HÜKÜM : Kabul İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA 1.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 yılının Kasım ve Aralık aylarında KKTC'de bulunan bir otelde kumar oynarken kuponunun bitmesi üzerine yeni kupon alımı amacıyla kredi kartından para çekilememesi sebebiyle boş senetler üzerine imza atarak kupon aldığını, takip eden gün içerisinde internet bankacılığı kanalı ile kupon bedellerini ödediğini ancak senetleri iade almayı unutarak Türkiye'ye döndüğünü, müvekkili aleyhine hiç tanımadığı davalı tarafından 500.000,00 USD bedelli iki adet senet alacağından dolayı icra takibi başlatıldığını, senetlerin kumar borcu için verildiğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı ..., 03.07.2020 tarihinde vefat etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin KKTC vatandaşı ve avukat olduğunu, 2013 yılında tavsiye üzerine gelen davacı ile müvekkilinin ofisinde görüşmeler yapıldığını, davacının KKTC'de büyük bir yatırım yapmak için danışmanlık hizmeti almak istediğini söylemesi üzerine davacı ile 1.000.000,00 USD meblağ karşılığında anlaştıklarını, süreçten vazgeçmesi halinde dahi kararlaştırılan bu tutarın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yazılı sözleşme yapılamadığını, müvekkilinin ödeme konusunda kaygısı olduğunu paylaşması üzerine davaya konu senetlerin davacı tarafından düzenlenerek verildiğini, daha sonra davacının bu yatırımdan ve ortaklıktan vazgeçtiğini, davacının dayandığı olayların tümünün gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine, müvekkili lehine alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili 11.04.2018 tarihli tamamen ıslah edilmiş cevap dilekçesinde; davacının kumar borcu iddiası ile açtığı menfi tespit davasındaki iddiaları kabul etmediklerini, davacının gerçek borcunu inkâr için bu davayı açtığını, kumar borcu iddiasına dayalı davada ispat yükünün davacıya düştüğünü savunarak davanın reddine ve müvekkili lehine alacağın %20'si oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davada ispat yükünün kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğu, davalının bonoların ihdas nedenini tâlil ettiği, ispat yükünün dava konusu bonoların proje sürecinin sonuna kadar üstlendiği masraflar ve sürecin bütününe dair vereceği danışmanlık hizmetine karşılık düzenlendiğini savunan davalıya ait olduğu, savunmasını yazılı deliller ile kanıtlanması gerektiği, yazılı delil sunamadığı, delilleri arasında ayrıca ve açıkça yemin deliline de başvurmadığından yemin teklif etme hakkının da hatırlatılmadığı, savunmasını ispatlayamadığı, davalının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar Mahkemece Dairemiz bozma ilamına karşı davalı vekilinden diyeceklerinin sorulmaması usuli bir eksiklik ise de, Dairemiz bozma ilamında, davacının istinaf yargılaması aşamasında 03.07.2020 tarihinde vefat ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının mirasçıları davaya dahil edilmeden, ölü kişi hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davacının mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, bozma sebep ve şekline göre ise davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiş olması karşısında; anılan usuli eksikliğin sonuca etkili olmamasına, yine davalı vekilince sunulan 27.02.2024 tarihli temyiz dilekçesinde başkaca bir hususun ileri sürülmemiş ve kararda resen nazara alınması gerekli bir kamu düzenine aykırılık hali bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 644d6bcf8cf3791e 03cf514822ff74d5