11. Hukuk Dairesi 2024/1743 E. , 2025/374 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1686 Esas, 2023/1662 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/820 E., 2019/770 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalılardan yaptığı alışverişe karşılık imzaladığı tip sözleşmenin altındaki imzalı kısımlarının kesilerek sonradan üzerinin doldurulduğunu ve senet haline getirilen belge ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2017/341 E. sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, bu dosyada alınan raporda, örnek olarak ibraz edilen belgenin alt tarafındaki boş bulunan matbu senedin koparılarak sonradan doldurulmasıyla hazırlanmış olduğunun belirtildiği, sözleşme altını keserek oluşturulan senet mukabilinde müvekkil aleyhine takip başlatıldığını ileri sürerek icra takibine konu senet nedeniyle davalılara borçlu olunmadığının tespitine, davalıların kötüniyet tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkiline 30.03.2015 vade tarihli, 144.350 Kuveyt Dinarı bedelli bonodan dolayı borçlu olduğunu, davacının borcunu ödememesi üzerine aleyhine takip başlatıldığını, müvekkilinin eşi ... ile davacı taraf arasında hatıra dayalı birçok iş ve işlem gerçekleştirildiğini, davaya konu bononun da, davacıya nakit olarak verilen borca karşılık alındığını savunarak davanın reddini, davacının icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ile geçmişte ticari ilişkilerinin bulunduğunu, menfi tespit davasında taraf sıfatının bulunmadığını, davanın dayanağı icra takibinde de taraf sıfatının bulunmadığını savunarak davanın husumetten reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'ın incelenen takip dosyasında ve takibe dayanak bonoda taraf sıfatı ve alacak iddiası bulunmadığına göre adı geçene yönelik borçlu olunmadığının tespiti de istenemeyeceği, bu davalıya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, diğer davalı ... yönünden yapılan yargılama sonrasında; takip konusu bononun iddia edildiği gibi davalı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmelerde bulunan davacı taraf imzasının üzerinin hileli işlemler ile doldurulduğunun kanıt yükünün davacıda olduğu, bu hususun davacı tarafça kanıtlanamadığı, yasal unsurları tam olan bonodan dolayı davacı tarafın borçlu olmadığından söz edilemeyeceği, ayrıca davacının iddiasının ispatı yönünden yemin deliline de dayanmadığı, takip durdurulmadığından ve bu nedenle koşulları oluşmadığından davalı ...'ın tazminat isteminin ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından takibe konu senetlerin sözleşme imzalanırken sözleşme metninden kesilerek çıkartıldığı, bononun üzerindeki yazıların sonradan doldurulduğu ileri sürülmüş ise de bonodaki yazıların sonradan doldurulduğuna dair iddianın yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, yazılı belge ibraz edilmediğinden davacı tarafın ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, ceza mahkemesinde her iki davalı hakkında da kamu davası açıldığı, ... yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.02.2020 tarihinde açığa imzanın kötüye kullanılması neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.12.2022 tarihinde kesinleştiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının hukuk hakimini bağlamadığı, aynı eylemden diğer sanık hakkında beraat kararı verildiği, takibe konu bonoda diğer davalı ...'ın ismi yer almadığından, takipte alacaklı sıfatı bulunmadığından mahkemece bu davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olduğu, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2 Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusununHMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.