11. Hukuk Dairesi 2024/1701 E. , 2025/376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2040 Esas, 2024/28 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/112 E., 2020/402 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında 18.12.2013 tarihinde ''... Türkiye Distribütörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı'' başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalılardan ... Medikal San.ve Tic. A.Ş.'nin ''...'' ürünlerinde Türkiye distribütörlüğünün ve ... Dış Tic. A.Ş. ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren üçüncü kişilere satışı konusunda müvekkilinin davalılara danışmanlık yapacağının, davalıların bu hizmet karşılığında bu hakların üçüncü kişilere satış bedeli üzerinden %5 danışmanlık hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmenin davalılardan ... tarafından ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzalanıp yürürlüğe girdiğini, sözleşmeye göre danışmanlık hizmetinin sözleşmede kararlaştırılan aşamalardan geçerek alıcı ile davalılar arasında niyet mektubu imzalanmasına kadar devam edeceğini, hakların devrinden ve alıcı firmanın ödemesini takip eden bir hafta içerisinde ücretin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin ücretlendirme bölümünde açıkça yazıldığı üzere davalı ...'ın sözü edilen hakların satış ve devrinin tamamlanmasını müteakip ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin imzalanmasını takiben müvekkilinin üstlendiği sorumlulukları yerine getirdiğini ve alıcı adayı üçüncü kişi ... Kişisel Bakım Ürünleri Dağıtım Ticaret Ltd. Şti. ile davalılar arasında 28.01.2014 tarihinde dağıtım haklarının devrine yönelik niyet mektubu imzalandığını, görüşmelere devam edildiğini, müvekkili ile firmalar arasında yapılan toplantı ve görüşmelerde marka değeri, satış rakamları gibi etkenler dikkate alındığında yaklaşık devir bedelinin 45.000.000 TL civarında olmasının beklendiğini, toplantılar ve yazışmalarda sürecin 2014 yılı içerisinde tamamlanması ve Ocak 2015 itibariyle sözleşme konusu ürünlerin Türkiye'de satışının alıcı firma tarafından yapılmasının hedeflendiğini, davalı ...'ın bu durum sonrasında müvekkiline karşı tutumunu değiştirdiğini, bilgi ve dökümanı gizlemeye çalıştığını, davacı ile görüşmekten kaçındığını, davacıya satış bedelini tam olarak belirleyecek son finansal raporları vermediğini, alıcı firmanın da bunu paylaşmamasını sağladığını, davacının ısrarlı aramalar�� ile ulaştığı zamanlarda da davalının kendisini sürekli oyaladığını, davalı ...'ın sözleşmenin feshine dair protokol imzalanması halinde ve başkaca bir hak talebinde bulunulmayacağı taahhüdüne karşılık müvekkiline 300.000,00 TL ödeme yapmayı teklif ettiğini, davacının sözleşmeye uyulması talebini yineleyerek toplantıdan ayrıldığını, bunun üzerine davalılara 02.12.2014 tarihli ihtarname gönderilerek sözleşme hükümlerine uyulması ve ödemenin verilen sürede yapılmasının ihtar edildiğini, davalıların 10.12.2014 tarihli cevabi ihtarname ile tüm gerçekleri inkar ettiğini, yapılan araştırmada görüşmelerin sonuna doğru alıcı firma ile dava konusu sözleşmenin tarafları arasında imzalanan niyet mektubu ile amaçlanan işlemin, bu şirketlerin hisselerinin alıcı firma ... Kişisel Bakım Ürünleri Dağıtım Ticaret Limited Şirketi'ne devri yolu ile gerçekleştiği ve bu şekilde Rekabet Kurumuna devralma için müracaat edildiği ve bu devir almaya 2014 sonunda kurumca izin verildiğinin görüldüğünü, davalı ...'ın, davalı Şirket'in sahibi ve münferiden imza yetkilisi olduğunu, sözleşmede adına taahhütte bulunduğu ve imza attığı ... Dış Ticaret A.Ş.'nin yetkilisi olmaması iddiası karşısında bu şirket adına girdiği taahhütten ötürü şahsi sorumluluğunun olduğunu, sonuçta davalı ...'ın hem şahsen sözleşmedeki taahhüdü hem ... Dış Ticaret A.Ş. adına girdiği taahhüt nedeniyle ayrıca bu nedenle de şahsen sorumlu olduğu gibi diğer davalı ... Medikal San. Tic. A.Ş.'nin imza yetkilisi olması nedeniyle bu davalı şirketin sözleşmede ve davada taraf olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığını, son raporların ve kesin rakamın kendisinden gizlenmesi nedeniyle alacak miktarını tam ve kesin olarak belirleyemediğini, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi uyarınca dava açıldığını alıcı firma ... Kişisel Bakım Ürünleri Dağıtım Ticaret Limited Şirketi'nin davalılara ve ... Dış Ticaret A.Ş.'ye ya da bu şirketin hissedarlarına yapmış olduğu ödeme belge ve kayıtlarla anlaşıldıktan sonra bakiye alacağın harcı tamamlanmak suretiyle talebin arttırılacağını ileri sürerek, şimdilik 250.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve mütelselsilen 16.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 12.10.2017 tarihli dilekçesi ile sözleşme devir bedelinin 41.500.000,00 TL olduğunun ortaya çıktığını belirterek dava değerini 250.000,00 TL'den 2.075.000,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı olarak gösterilen ... Medikal San. Tic. A.Ş.'yi devraldığını ve iki şirketin birleştiğini, bu sebeple davaya ... Kişisel Bakım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.adına beyanda bulunulduğunu, ... A.Ş.'nin sözleşmede herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığını, dolayısıyla ... A.Ş.'yi devralan müvekkili şirketin haklarına zarar gelmemesi açısından, dava dilekçesinde ileri sürülen hiçbir iddianın kabul edilmediğini, davacının dayandığı sözleşmenin taraflarının açıkça tanımlanmadığını, imza kısmında ise diğer davalı ...'ın ''... Türkiye adına Yönetim Kurulu Başkanı'' olarak imzaladığını, ... ... AŞ'nin hiçbir şekilde unvanı bulunmadığını, sözleşmenin ''Ücretlendirme'' başlıklı maddesinde yer alan ifadeden de sözleşmeye ilişkin taahhüdün sadece diğer davalı ...'ın bizzat kendisi tarafından verildiğinin ortada olduğunu, bu nedenle, davacının dava dilekçesinde yer verdiği, ''... şahsen sorumlu olduğu gibi diğer davalı ... ... AŞ'nin imza yetkilisi olması nedeniyle bu davalı şirketin sözleşmede ve davada taraf olduğu konusunda bir tereddüt bizce yoktur...'' şeklindeki iddiasının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, bu nedenle, ... ... AŞ'nin ve dolayısı ile müvekkilinin bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin devirden önce ... ... AŞ'nin en büyük ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... ... A.Ş.'nin uzun yıllardır Alman menşeli olan ... markasının Türkiye satışlarını gerçekleştirdiğini, ... ... AŞ firmasının ... ürünlerini başarı ile satması ve büyük bir müşteri portföyü oluşturmasından dolayı dava dışı ... firmasının ... ürünlerinin Türkiye satış haklarına 2014 yılında talip olduklarını, bir yıla yakın süren karşılıklı müzakereler sonucu ... ... A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifleriyle beraber dava dışı ... ... Ltd. Şti. firmasına satıldığını, görüşmelerin tamamen dış odaklı ve tarafların kendi arasında yürütüldüğünü, davacının danışmanlık ücreti adı altında geçersiz bir sözleşmeye dayanarak bu davayı açtığını, bu nedenle danışmanlık ücretinin talep edilemeyeceğini, davacının dayandığı sözleşme incelendiğinde ... Akademi adi ortaklığınca sözleşmenin imzalandığını ancak sadece ortaklardan biri tarafından dava açıldığını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere hedeflenenin ... markasının Türkiye sınırları dahilindeki tek satıcılık hakkının devri konusunda danışmanlık hizmeti alınması olduğunu, şirket devri konusunda danışmanlık yapılmasına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, danışmanlık sözleşmesi ile şirket payları devredilmeden sadece bir sözleşme ile tek satıcılık hakkının devredileceğinin belirtildiğini, bu sebeple sözleşmenin ... Türkiye ibaresiyle imzalandığını, tek satıcılık hakkının devri ile şirket devri işlemleri arasında farklılık bulunduğunu, ... ... A.Ş.'nin sözleşmede yer almadığını, şirket ticaret unvanı ile yapılmış sözleşme olmadığını, sözleşmenin hem ... ... AŞ'yi hem de ...'ı bağlamadığını, davacının tek satıcılık hakkının devri yönünde yapılan sadece bir toplantıya katıldığını, diğer toplantıya katılmadığını, dava dışı ... ... Ltd. Şti. ile bir yılı aşan görüşmeler neticesinde, hukuki, mali ve vergisel nedenlerden ötürü, tek satıcılık anlaşması yerine şirket hisselerinin devredilmesine karar verildiğini, bu süreç içerisinde herhangi bir hizmet sağlamamış olan, danışmanlık sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmeyen ve toplantılara dahi katılmayan davacının kötü niyetli olarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, ... Akademi sözleşmesinin feshi ve ibra başlıklı belge incelendiğinde, sadece ... tarafından imzalandığı, taraflar kısmında ....A.Ş. ve diğer tarafta ... Akademi Danışmanlığı temsilen ... arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesinin feshedildiği ancak iyiniyet göstergesi olarak 300.000,00 TL ödenebileceği hususlarının yazılı olduğu, davalı taraf adi ortaklık iddiasını ispatlayamadığından davacının aktif husumet ehliyeti olduğu, davalı şirket pasif husumet ehliyetinin olmadığını iddia etmiş ise de sözleşmenin ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı ... tarafından imzalandığı, ...'ın ....A.Ş. nin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, fesih sözleşmesinin taraflar kısmında danışmanlık sözleşmesinin açıkça ...A.Ş. adına imzalandığının yazılı olduğunun görüldüğü, ... A.Ş.'nin ...'in Türkiye distribütör olduğu, sözleşmenin de ... yönetim kurulu başkanı denilerek imzalanması ve dosyaya sunulan mailler dikkate alındığında her iki davalının da pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda, ... distribütörlüğünü yapan ... A.Ş.'nin ... Medikal A.Ş.'ne 6.000.000,00 TL'ye satıldığı belirtilerek bu durumun distribütörlük bedelinin 6.000.000,00 TL olduğunu gösterdiğinin belirtildiği, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi, ... distribütörlüğü-tek satıcılığı hakkının devri konusu ile ilgili imzalanmış olup, distribütör olan ...A.Ş. ...'a 30.09.2014 tarihinde 6.000.000,00 TL'ye satılmış daha sonra da ... -... ve ... arasında 02.12.2014 tarihli pay alım ve satım sözleşmesi imzalanmış olup son sözleşmenin distribütörlük devri ile ilgili değil şirketteki pay devri ile ilgili olduğu, distribütörlük hakkının satış bedeli 6.000.000,00 TL olup bunun %5'inin 300.000,00 TL olduğu, davacı tarafın yapmış olduğu danışmanlık hizmeti karşılığında 300.000,00 TL ücreti hak kazandığı, distribütörlük danışmanlık sözleşmesinde satış bedelinin %5'inin alıcı firmanın parayı ödemesini takip eden 1 hafta içerisinde yapılmasına yönelik hüküm bulunduğundan şirket satışına ilişkin ilk ödemenin sözleşmenin 5.2 maddesine göre 09.01.2015 tarihinde yapıldığından faiz başlangıcının 17.01.2015 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 300.000,00 TL'nin 17.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 18.12.2013 tarihli sözleşme uyarınca danışmanlık hizmetinin ... Medikal firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye Distribütörlüğü işini ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasına ilişkin olduğu, esasında ... ürünlerinin distribütörlük hakkı olan davalı şirketin, ... ... AŞ'yi kül olarak bünyesine devralırken, bu şirketin sahip olduğu ... ürünlerinin Türkiye'ye ithalatındaki ithalatçı haklarını da bünyesine aldığı, davalı şirketin 02.12.2014 tarihinde ... şirketine şirket paylarının kül olarak devri sırasında distribütörlük haklarının da devredildiği, dolayısıyla davacının verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında distribütörlük hakkının devir bedeli olan 6.000.000 TL'nin %5'i oranında ücrete hak kazandığı, dava konusu sözleşmenin Türkiye distribütörlüğünün ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasına ilişkin olduğu, bu ilk devirle davacıların murisi ücrete hak kazanmış olup yapılan ikinci devrin davacıların murisine bir hak sağlamadığı, mahkemece, yazılı miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeden kaynaklı danışmanlık ücretinin tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b (1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dbfbbc03353f494c 63b4106cd212300d