Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1736 E., 2025/147 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1736 E., 2025/147 K. (15.01.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1736
Karar No
2025/147
Karar Tarihi
15.01.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/1736 E. , 2025/147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/396 E., 2021/323 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin en tanınmış kurumlarının başında olduğunu, PTT markasının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkiline ait PTT ibaresinin davalı tarafça sendika adı olarak kullanıldığını, bu durumun halk tarafından karıştırılma ya da davalı sendika ile müvekkili arasında bir bağ olduğunu düşünme riskine sebebiyet vereceğini, iltibas suretiyle tecavüz oluşturacağını, davalının PTT markasını hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, davalının sendika adının PTT-SEN olmadığına yönelik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalının dilekçesinde yer verdiği logosuna bakıldığında da açıkça "PTT-SEN" ibarelerini kullandığını ileri sürerek davalının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, durdurulmasına ve men’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sendika üyelerinin tamamının PTT A.Ş. nezdinde çalışan alt işverenlere bağlı işçiler olduğunu, sendikanın ticari faaliyette bulunmadığını, davacının marka hakkını ihlal etmediğini, PTT A.Ş.'nin marka hakkının sağladığı hukuki korumadan faydalanmaktan ziyade sendikal faaliyetlerini engellemeyi amaçladığını, sendikanın logosunda farklı renklere yer verdiğini, iltibasa sebep olmadığını, markanın tescil edildiği mal veya hizmet sınıfı ile sınırlı korunacağını, davalı sendikanın mal veya hizmet üretmediğini, herhangi bir ticari kazanç elde etmediğini, hiçbir vatandaşın müvekkili sendikayı PTT şubesi sanıp mektup veya kargo yollamak için ziyaret etmeyi düşünmeyeceğini, PTT markasının görünüş özellikleri değerlendirildiğinde kullanılan renklerin, fontun ve karakterlerin müvekkili sendikanın logosuna benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Sendika'nın tüzüğünde yer alan kısa adı “PTT-SEN” ibaresinin, davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz oluşturmadığı, davalı Posta Telefon ve Telekominikasyon İşçileri Sendikası'na ait kullanımın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) kapsamında haksız rekabete konu eylemler içinde sayılamayacağı, davalı bir sendika olduğundan ürettiği mal ve hizmet ile bunları pazarladığı bir tüketici kitlesinin bulunmadığı, ticari fayda amaçlı hareket etmediği, davalı Sendika ile davacı Şirket'in halk tarafından karıştırılabilme ihtimalinin sendikaların doğası ile uyuşmadığı, davalı Sendika'nın ticari uygulamalarda bulunmadığı, davalının kullanımından dolayı iltibasın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının uygulama ve eylemlerinin ticari etki doğurmasının haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için zorunlu olduğu, oysa davacı ile davalının aynı ve benzer alanlarda faaliyet göstermedikleri, davalı Sendika'nın ticari bir kurum olmadığı veya ticari faaliyetlerinin bulunmadığı, davalının sendikal faaliyetlerinin markasal nitelik taşımadığı, bu durum karşısında davalının ticari hayata yansımayan dava konusu davranış ve uygulamalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29/1 hükmü uyarınca marka hakkına tecavüz ve 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmediği, sendika ile işveren arasındaki ilişkinin mahiyeti gereği ortaya çıkan sonuçların işbu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı