Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1566 E., 2025/36 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1566 E., 2025/36 K. (13.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1566
Karar No
2025/36
Karar Tarihi
13.01.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/1566 E. , 2025/36 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/138 Esas, 2023/1802 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/126 E., 2021/420 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin asıl borçlu dava dışı ... Grup İnş. Ltd. Şti. ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine (GKS) davalının müteselsil kefil olduğunu, bu kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine davalı kefil aleyhinde başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kefalet sözleşmesinin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı bankanın asıl borçluya başvurmaksızın müvekkili hakkında takip başlattığını, müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın likit olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden 331.266,22 TL asıl alacak, 7.845,49 TL işlemiş faiz, 392,27 TL BMSV olmak üzere toplam 339.503,98 TL, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacak, 1.759,55 TL işlemiş faiz, 87,98 TL BMSV olmak üzere toplam 86.509,19 TL'ye yönelik itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren cari hesaptan kaynaklanan 331.266,22 TL asıl alacağa yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV, ticari kredili mevduattan kaynaklanan 84.661,66 TL asıl alacağa 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26/3. maddesi uyarınca, (TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı/kredili mevduat işlemlerine uygulanacak azami gecikme faiz oranı) yıllık %31,80 ve değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 85.202,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kefilin kefalet imzasına veya yazısına yönelik bir inkarı bulunmadığı, kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu, somut olayda, TBK'nın 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşullarının da gerçekleştiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davalı vekilininin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazlar şekli itirazlar olup borç miktarı hesabına yönelik bir itirazı bulunmadığı gibi faiz oranına yönelik de bir itirazda bulunmadığı, hukuki değerlendirmenin hakim tarafından yapılacağı gözetildiğinde davalının bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmeye yönelik itirazları hakkında rapor alınmamasının yargılamada eksiklik bulunduğu anlamına gelmeyeceği, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelince, alacağın bilinebilir ve hesaplanabilir niteliğe sahip olduğu dikkate alındığında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu, davacı vekilinin faiz oranına yönelik istinaf itirazının dosya içeriğine uygun görülmediği, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde; açıklandığı üzere hesap kat ihtarnamesinin davalı kefilin sözleşmedeki adresine tebliğ edilemediği, İİK'nın 68/b hükmünün kefil hakkında uygulanamayacağı da gözetilecek olursa davalı kefilin temerrüdünün takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabulü gerektiği, nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu husus kabul edilerek takip tarihi itibarıyla davacının davalı kefilden olan alacağının temerrüt faizi oranı üzerinden değil akdi faiz oranı üzerinden hesaplandığı ancak takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz miktarının işlemiş temerrüt faiz miktarı olarak nitelendirildiği, itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olup takipte istenilmeyen bir miktara hükmedilemeyeceği, takip talebinden de anlaşılacağı üzere davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faizin temerrüt faizi olup ayrı bir alacak kalemi olarak işlemiş akdi faiz talebi bulunmadığı, takip talebinde yer alan alacak kalemlerinin gözetilmemesinin talep aşımı niteliğinde olup re'sen gözetileceği, Mahkemece, davacının takipteki talebi aşılarak karar verilmesinin doğru olmadığı, her ne kadar, davacı banka davalının temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak ile kapitalize ederek, kapitalize edilen toplam miktar asıl alacak olarak nitelendirilip takip tarihinden itibaren bu şekilde tespit edilen asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep edebilecek ise de, dava konusu icra takibinde, davacı bankanın temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağını asıl alacak ile kapitalize etmeyerek davalının hesap kat tarihinde temerrüte düştüğünü iddia etmek suretiyle hesap kat tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş temerrüt faizi talep ettiği, bu durumda yeniden kurulan hüküm sırasında hesap kat tarihinden temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz miktarı, davacı bankanın takip talebindeki talebi gözetilerek, hesap kat tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak ile kapitalize edilmek suretiyle asıl alacak miktarının tespit edilmesi yoluna gidilmediği, alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak kalemlerinin ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek raporda yer alan asıl alacak kalemleri üzerinden hüküm kurulması yoluna gidildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/6275 E. sayılı icra takip dosyasında cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden 331.266,22 TL asıl alacağa, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacağa yönelik yaptığı itirazın iptaline, takibin cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden hüküm altına alınan 331.266,22 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,80 oranını aşmamak üzere 5464 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 83.185,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı