11. Hukuk Dairesi 2024/1543 E. , 2025/897 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1883 Esas, 2023/1744 Karar HÜKÜM :Asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/8 E., 2021/18 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. ASIL DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2015/75976, 2013/40649, 2013/40633, 2013/40650 sayılı ve “... ”, “... ”, “... ”, “... ” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2018/78386 numaralı "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazların reddine karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 11.11.2019 tarih, 2019/M-7981 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin markaları ile itiraza konu markanın görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, aynı fiil kökünden geldiğini, aynı hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının seri marka niteliğinde olduğunu, ortalama tüketicinin itiraza konu markayı müvekkili markalarının serisi olarak algılayacağını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının 2004/02156 sayılı "KIVRIK" markasını kullanmadığını ve kullanmamaya bağlı sonuçlardan kaçınmak amacıyla dava konusu marka başvurusunu yaptığını, davalının itiraz aşamasında ileri sürmediği kullanmama defini bu aşamada ileri sürme imkanının bulunmadığını ileri sürerek YİDK'nın 2019/M-7981 sayılı kararının iptali ile 2018/78386 numaralı marka başvurusunun tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde; davalı-karşı davacının itiraz aşamasında kullanım ispatı talebinde bulunmadığını, karşı davanın haksız olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde; davacı şirketin markaları ile davaya konu "KIVRIK" markasının farklı anlamlara geldiğini, davacı şirketin markalarında asli unsurun "..." ibaresi olduğunu, markaların fonetik, kavramsal ve yarattıkları algı itibariyle farklı bulunduğunu ve iltibasa neden olmayacağını, davacı şirketin ilgili markalarını kullanmadığını, kullanmama def'ilerinin bulunduğunu, markalar arasında sınıfsal açıdan benzerlik olmadığını, dava konusu başvurunun "..." kök markasına dayalı müktesep hakka dayandığını, davalının markalarının tanınmış marka niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davacı vekili dava dilekçesinde; davacı-karşı davalı adına tescilli 2013/40633 ve 2013/40649 numaralı markaların Türkiye sınırları içinde ciddi biçimde kullanılmadığını, ilgili markaların yedekleme kastı ile kötüniyetle tescil edildiğini ileri sürerek davacı-karşı davalı adına tescilli 2013/40633 ve 2013/40649 numaralı markaların kullanmama nedeniyle iptalini, 2015/75976 ve 2013/40650 numaralı markaların ise kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre asıl dava yönünden davacının 2013/40649 sayılı "... KIVIR KIPIR", 2013/40633 sayılı "... " ve 2013/40650 sayılı "... ..." markaları ile davalının markası arasında benzerlik olmadığı, karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacının 2015/75976 sayılı "... " markası ile davalının dava konusu markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ancak davalının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) m. 25/7'deki kullanmama def'ini ileri sürdüğü ve bu markanın kullanımına ilişkin verinin bulunmadığı, davalının 2004/02156 sayılı kök markasının "KIVRIK" ibareli markası için müktesep hak teşkil ettiği, bu sebeplerle davalının "..." ibareli markası ile davacının "... " markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmasına rağmen, 6769 sayılı SMK'nın m. 6/1 hükmünün uygulanamayacağı, 6769 sayılı SMK'nın m. 6/5 hükmünün uygulanabilmesi için gereken şartlara ilişkin dosya içeriğinde veri olmadığı, kötüniyet iddialarını ispatlamaya elverişli delil bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın m. 6/9 hükmü şartlarının oluşmadığı, karşı dava yönünden ise davacı-karşı davalının 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markalarının tescilinden itibaren beş yıllık sürenin geçmiş olduğu, kullanıma ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı, 6769 sayılı SMK'nın m. 26/1-a hükmündeki markanın iptali şartlarının gerçekleştiği, davacı-karşı davalıya ait 2013/40650 ve 2015/75976 sayılı markaların tescil tarihinden itibaren beş yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle gerçekte kullanılıp kullanılmadığı hususunun ve yedekleme kastının bulunup bulunmadığının netleşmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, davacı-karşı davalıya ait 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markaların kullanmama nedeniyle iptaline, davacı-karşı davalıya ait 2013/40650 ve 2015/75976 sayılı markaların kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı-karşı davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, asıl davada davacının itiraza mesnet markalarının “... ”, “... ”, “... ” ve “... ” ibareli, asıl davada davalının marka tescil başvurusunun ise "..." ibareli olduğu, her iki taraf markasının da 30. sınıf mallarda kullanılmak istendiği, tarafların markaları arasında iltibas ihtimalinin ilk koşulu olan emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak işaret benzerliği konusunda ise aynı sonuca varılmasının mümkün olmadığı, asıl davada davacının markalarının asıl unsurlarını "...", “... ”, “...” ve “...” ibareleri, asıl davada davalının marka tescil başvurusunun asıl unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, davacı tarafın itiraza dayanak markalarında " ..." ibaresinin tek başına kullanılmadığı, "..." ibaresi ile birlikte "... " şeklinde kullanıldığı, bu durum karşısında Mahkemece, asıl davanın taraflarının marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddedilmesinin doğru görülmediği, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin benzer olmadıkları sonucuna varıldığından, asıl davada davacının itiraza dayanak markalarının tanınmış olup olmadığının veya asıl davada davalının kullanmama def'inin ve kazanılmış hakkının bulunup bulunmadığının incelenmesine de gerek görülmediğinden asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davalıya ait 2013/40649 ve 2013/40633 sayılı markaların kullanılmama nedeniyle ayrı ayrı iptaline, karşı davalıya ait 2013/40650, 2015/75976 sayılı markaların kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş, karar, davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü, karşı dava, markanın kullanmama nedeniyle iptali ile hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.