10. Hukuk Dairesi 2025/9524 E. , 2025/12201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3657 E., 2024/423 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/263 E., 2023/538 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı işverenin otel işletmesinde kat hizmetleri şefi olarak çalışmakta iken 11.05.2015 tarihinde kat terasından koridor kapısına geçerken zeminin ıslak olması sebebiyle kayarak düşmesi sonucu iş kazası geçirdiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 08.10.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 387.700,83 TL olarak arttırmış, 14.08.2023 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 2.246.306,91 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kayarak düşmesinin kendi kusuru olduğunu, yaşadığı iş kazası sonrasında müvekkili şirkette aynı pozisyonda ve yıllarca işine devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maddi tazminat davası bakımından; "açılan davanın kabulü ile 2.246.306,91TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davası bakımından; açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasında müvekkili şirkete kusur yüklenmesini kabul etmediğini, yağmurlu havada zeminin ıslak ve kaygan olacağını hayatın olağan akışında normal makul mantıklı ortalama zekalı bir insanın öngörebileceğini, davacının olayda tam kusurlu olduğunu, tazminat hesabında dikkate alınan ücreti ve kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını ,asgari ücret artış oranının son yıllarda yüksek olması, yargılamanın uzun sürmesinin davalıya yüklenemeyeceği, hesaplanan miktardan takdiri indirim yapılması gerektiği, maddi tazminatı sadece miktar yönünden değil faiz başlangıç tarihi yönlerinden de kabul etmediğini, hesaplanan 2.246.306,91'nin TL miktar itibariyle fahiş olduğunu, davalıya %60 oranında kusur yüklenmesi ve hesaplamaların da bu oran üzerinden yapılmasını kabul etmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10 (21) -94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Ayrıca SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nın 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği de açıktır. Dosyanın incelenmesinden, 03.09.2021 tarihli hesap raporunda işlemiş devre sonu 31.12.2021 tarihi olarak esas alınarak, davalının %100 kusurlu olduğu ihtimaline göre tazminat miktarından bir kusur indirimi yapılmaksızın ayrıca Kurumca bağlanan gelirlerin de tamamı indirilmek suretiyle maddi tazminat tutarının 387.700,83 TL olarak hesaplandığı, raporun davacı ve davalı vekillerine 11.9.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince hesap raporuna itiraz edilmediği, 08.10.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davacı vekilinin maddi tazminat talebini rapor doğrultusunda 387.700,83 TL olarak arttırdığı, takip eden celsede de davanın kabulüne karar verilmesi yönünde talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli 2019/209 Esas 2022/656 Karar sayılı ilk kararı ile kusur oranları Mahkemece resen belirlenmek suretiyle ve davacının %40, davalının %60 kusurlu olduğu kabul edilerek, 3.9.2021 tarihli hesap raporunda %100 davalı kusuruna göre hesaplanan 387.700,83 TL maddi tazminatın, %60 davalı kusuruna isabet eden 232.620,49 TL'na hükmedildiği, Mahkemenin bu kararına karşı taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurduğu, davacı vekilinin kararı, davalı işverenin tam kusurlu olup hesaplanan tazminatın tamamının müvekkili lehine hükmedilmesi gerektiği, kusur oranının bilinmemesi nedeniyle davanın kısmen reddi halinde dahi müvekkili aleyhine karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu sebeplerine dayalı olarak istinaf ettiği; Bölge Adliye Mahkemesince, kusur oranının Mahkemece resen belirlenmek suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hüküm kurmaya elverişli ve yeterli kusur oranının ve aidiyetinin belirlendiği bir heyet raporu alındıktan sonra yeniden aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine iadesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda alınan 07.06.2022 tarihli kusur bilirkişi raporunda davalı işverenin %60, davacının %40 kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, böylece kusur oranlarının değişmediği, kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince alınan 17.10.2022 tarihli hesap raporunda bilinen devre ileri çekilmeden ve bu tarihten sonraki asgari ücret değişiklikleri yansıtılmadan %60 kusur oranı uygulanarak hesaplama yapıldığı, ancak bilirkişi tarafından geçici iş göremezlik ödemesinin ve ilk peşin sermaye değerinin davalı kusuruna göre rücuya tabi kısmının değil tamamının tenzil edildiği ve zararın 187.780,83 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edildiği görülmektedir. İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli 2022/269 Esas sayılı ikinci kararı ile 187.780,83 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın davasını ıslah ettiği ve verilen ilk karara karşı istinaf yoluna başvurduğu bu nedenle davalı lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği, davacının gerçek zararının hüküm tarihine en olacak şekilde tespit edilmesi için aktüerya bilirkişisinden rapor alınması suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın ikinci defa kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin ikinci kaldırma kararından sonra alınan 4.8.2023 tarihli hesap raporunda, bilirkişi tarafından bilinen dönem sonu 31.12.2023 olarak esas alınıp, herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın (%100 kusura göre) ve peşin sermaye değeri mahsubunu da tamamını düşmek suretiyle ( %100 ) hesap yapılarak zarar 3.743.844,85 TL olarak hesaplanmış, davacı vekili 14.08.2023 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 3.743.844,85 TL'nin %60'ı olan 2.246.306,91 TL'ye ıslah etmiştir. Somut olayda, davacı vekilince 03.09.2021 tarihli hesap raporunda 387.700,83 TL olarak hesaplanan zarar tutarına itiraz edilmediği ve davacı vekilinin 8.10.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebinin rapor doğrultusunda 387.700,83 TL olarak arttırıldığı, yine Mahkemenin 25.11.2021 tarihli 2019/209 Esas 2022/656 Karar sayılı ilk kararını davacı vekilinin istinaf ettiği, ancak istinaf dilekçesinde, "davalı işverenin tam kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanan tazminatın tamamının müvekkil lehine hükmedilmesi gerektiğini" ifade ettiği, %100 kusura göre hesaplanan ve 387.700,83 TL olarak belirlenen tazminat tutarına bir itirazı da bulunmadığı dikkate alınmadan, davacının 03.09.2021 tarihli hesap raporuna itiraz etmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Mahkemece yapılacak iş, 03.09.2021 tarihli hesap raporuna %60 olarak belirlenen davalı kusurunu uygulayarak ve SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde 6098 sayılı TBK'nın 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının belirlenmesinde %60 davalı kusur oranını dikkate alarak, davacının tazminat alacağını belirlemekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.