Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ağustos 2025 › 2025/8542 E., 2025/13255 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8542 E., 2025/13255 K. (10.08.2025) – Tescil

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8542
Karar No
2025/13255
Karar Tarihi
10.08.2025
Konu
Tescil

10. Hukuk Dairesi 2025/8542 E. , 2025/13255 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/375 E., 2025/936 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/32 E., 2024/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.01.1996 tarihinden 15.04.1997 tarihine kadar geçen süre içerisinde davalı .... Şti.'ye bağlı olarak ...’nin Ulustaki taş binasında temizlik görevlisi olarak kesintisiz çalıştığını, davacının 02.01.1996 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna işe giriş yapılmasına rağmen primlerinin ödenmediğini belirterek davacının ... Temizlik Ltd. Şti.'nde 02.01.1996 - 15.04.1997 arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 02.01.1996 olduğunun tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı işveren tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1-Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir. 2-Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin kabulünün tek başına sonuç doğurmayacağını, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştığının Kurumca tespit edilip edilmediği, hizmetin geçtiği iddia edilen dönemlerde işyerinin gerçekten olup olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamına alınacak nitelikte olup olmadığı, bu durumun Kurumdan sorulması, davacının çalıştığını iddia ettiği yıllara ait işyeri kayıtları ve ücret tediye bordrolarının celp edilerek davacının bu işyerinde çalıştığını gösterir kayıt ve belgelerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, böylece çalışma iddiasının öncelikle belge ve kayıtlarla tespit edilmesi, çalışma konusu sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların beyanları değerlendirilirken o işyerinde davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler, komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlan dahi dinlenilmesi gerektiğini, iddia edilen çalışmanın devamlı mı yoksa (part-time) kısmi zamanlı mı hususunun nitelik olarak araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Davacının 02.01.1996 - 15.04.1997 tarihleri arasında davalı .... Şti. adına işlem gören 1017898.06 sicil sayılı işyerinde 463 gün süre ile hizmet akdiyle çalıştığının tespitine, Davacının emekliliğine esas sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 23.03.1996 tarihi olduğunun, 02.01.1996 - 23.03.1996 dönemindeki 4/a çalışmaları prim gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; fiili çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 02.01.1996- 15.04.1997 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, Medeni Hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği Ticaret Sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik Ticaret Sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Somut olayda, davalı ... Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğin ihyası için dava açılmış, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 26.06.2019 tarihli kararı ile davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, ticaret siciline tesciline karar verilmiş, ancak şirket hakkında daha önce verilmiş bir tasfiye kararı bulunmadığı gibi atanmış bir tasfiye memuru da bulunmadığı gözetilerek tasfiye memuru atanması talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, verilen karar 01.07.2021 tarihinde kesinleşmiştir. İnceleme konusu eldeki davada, davalı şirketin tasfiye memuru bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararı ise şirketin ticaret sicili adresine TK 35. maddesine göre tebliğ edilmişse de davalı şirket hakkında açılan davanın, şirketin geçici 7. madde uyarınca terkin edildiği tarihten sonra açılmış olması nedeniyle ilgili ticaret sicil müdürlüğünce gerçekleştirilen re’sen terkin işlemi hukuka uygun olup, aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 Esas, 2021/1107 Karar sayılı kararında vurgulanmıştır. Buna göre davalı şirketin ihyasına ilişkin karar, TTK’nın 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiye niteliğinde olduğundan Mahkemece, aynı maddenin 2. fıkrasına göre ihyasına karar verilen dava konusu şirketin ek tasfiye işlemlerini yerine getirmek üzere tasfiye memuru tayin ederek tescil ve ilanına karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f16bb8ac3f4047d6 c708bba648f93df7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ağustos 2025 kararlarının tamamı