10. Hukuk Dairesi 2025/5975 E. , 2025/9220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2685 E., 2024/814 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : .... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2021/43 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.02.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi, aylıkların yasal faizleriyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kesin dönüş şartını yerine getirerek yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun aylık bağlanmasına engel olarak belirttiği prim ödemesinin yurt dışında çalışmasına bağlı prim ödemesi olmadığını, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 01.02.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi, aylıkların yasal faizleriyle tahsili istemine ilişkindir. İnceleme konusu davada davacının 24.11.2016 tarihli yurt dışı borçlanma talebine istinaden 4/1-a kapsamda 5450 gün borçlanma süresi ödediği, Türkiye'de 22.11.2016-25.11.2016 tarihleri arasında 4 gün 4/1-a kapsamda sigortalılık süresinin bulunduğu, 01.02.1968 doğumlu davacının 26.01.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, talebin kesin dönüş şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile reddi üzerine eldeki davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın aynı gerekçe ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6'ncı maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır. Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurt dışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurt dışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurt dışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23. maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 no.lu Protokolün 2. maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanun'un 6. maddesinin B bendi ile tekrar yurt dışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurt dışında bulunmuş olanların, yurt dışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanun'a göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurt dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurt dışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir. Ayrıca, yurt dışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurt dışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır. Bu bağlamda, İlk Derece Mahkemesince dosya içerisine alınan ve davalı Kurumun 24.03.2025 tarihli yazısı ekinde gönderdiği 04.07.2019 tarihli Avusturya sigortalılık süresini gösterir belgenin tercümeli bir suretinin dosya içine alınarak; davacının bu belgeye göre sigorta başlangıç tarihinin 01.10.1990 olduğu da gözetilerek, yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle, Avusturya'da davacı adına varsa ödenen primlerin niteliğinin tek tek tarih aralıkları ile birlikte tespiti ve yukarıda belirtilen kesin dönüşe engel bir yardım veya ödenek alıp almadığı hususları irdelenerek, davacıya kesin dönüş şartını gerçekleştirdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanabileceğine göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.