10. Hukuk Dairesi 2025/569 E. , 2025/593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/437 E., 2024/530 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı iş yeri tarafından yurt dışında yapılacak bir işin yapımında görevlendirilen müvekkilinin 14.11.2012 günü Kazakistan’ın Astana şehrine gittiğini, iş yerinin diğer bazı sigortalıları ile birlikte 15.11.2012 tarihinde gece saat 03:45 sıralarında havaalanına iniş yapıldığı ve işin yapılacağı yere sürücüsü ve plakası belli olmayan Kazakistan uyruklu sürücünün kullandığı minibüs ile Türkiye'den uçak ile giden 14 işçi ile işyerine götürülmekte iken, araç sürücüsünün buzlu ve kaygan yolda aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında birden çok işçi ile birlikte işçi müvekkilinin yaralanması ile neticelenen bir trafik iş kazası olayı yaşandığını, müvekkilinde sürekli iş göremezlik derecesinin %23 olarak tespit edildiğini, iş kazası nedeniyle maruz kalınan iş gücü kaybı nedeniyle 500,00 TL tedavi gideri, 176.103,92 TL maddi tazminat ile birleşen dava yolu ile 200.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, olayın trafik kazası olduğunu, iş kazası olmadığını, kazaya karışan aracın müvekkiline ait olmadığını, kiralanmadığını, hatta davacı tarafından temin edildiğini, Mahkemenin yargı yetkisi olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, aracın sahibi ve şoförünün davalı olarak taraf olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; iş kazasının oluşumunda dava dışı 3. kişinin %70 davalı işverenin %30 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %23 olduğu kabulünden hareketle davacının sürekli iş göremezliğe uğramadığından bahisle asıl davanın kısmen kabulü ile 176.103,92 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tedavi giderine yönelik talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.05.2024 tarih ve 2023/1368 E.- 2024/5761. sayılı ilamıyla" ...davacının davalıya ait yurt dışında alınan iş nedeniyle uçakla ülke dışına gönderildiği hava alanından işin yapılacağı yere işçilerin götürülmesi için davalı şirket yetkililerince dava dışı kişilere ait araç ile yabancı uyruklu şoför temin edildiği, dava dışı şoförün aracı yol ve hava koşullarına uygun sevk etmediği ve aracın hızlı kullanılması nedeniyle direksiyon hakimiyetinin kaybedilip aracın tek taraflı kaza yapması sonucu davacının ve diğer işçilerin yaralandığı anlaşılmakla meydana gelen olayda davalı işverenin işe uygun araç temin etmediği yönünde iddia ve ispat bulunmadığına göre davalı işverene davaya konu iş kazası sebebiyle kusur izafe edilmesi hatalı olmuştur. Davalı işverenin meydana gelen kazada kusurunun bulunmamasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. ” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta; davacının, davalıya ait yurt dışında alınan iş nedeniyle uçakla ülke dışına gönderildiği hava alanından işin yapılacağı yere işçilerin götürülmesi için davalı şirket yetkililerince dava dışı kişilere ait araç ile yabancı uyruklu şoför temin edildiği sabit olmakla birlikte tanık beyanlarından ve dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığı üzere; davacının da içinde olduğu çalışanların, işverenin temin ettiği plakası, markası, modeli bilinmeyen bir minibüsü kullanan kimliği belli olmayan, ehliyeti olup olmadığı belirlenemeyen Kazak şoförün alması, gece saatlerinde, yolların buzlu ve kaygan olması karşısında işverenin, bu kişilerin mevsim ve yol şartlarına göre sevk edilmesini sağlamak üzere; çalışanlarını havaalanından çalışacakları yere götürülmesi işi sırasındaki tehlikeleri, riskleri değerlendirip, zamanında aksiyon aldığından, çalışanlarının işyerine ulaşımı dahil tüm faaliyetler sırasında yol ve hava, görüş mesafesi vb. şartlara uygun araç ve şoför temin edilmesini sağladığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemenin önceki kararında direnilmesine, asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, net 174.442,75-TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren (15.11.2012) yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, net 1.661,17-TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren (15.11.2012) yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, tedavi giderine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerçekleşen trafik kazasına ilişkin hiçbir belgenin dosyada olmadığını, davacı tarafça iddiasını ispatlar nitelikteki hiçbir belgenin temin edilmediğini, müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, toplu taşım aracı niteliğinde olup personel tarafından sağlanan aracın kaza yapması sebebi ile müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sağlamadığı ulaşımı gerçekleştiren araç sahibinin sorumluluğunda kazanın meydana geldiğini, araç sürücüsünün ağır kusuru sonucunda gerçekleştiği zannedilen kazanın vuku bulduğunu, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin de tartışmalı olduğunu, başka bir ülkede gerçekleşen trafik kazası ile ilgili Türkiye'de delil toplanmasının mümkün olmadığını, dosyada mübrez 18.01.2021 ve 29.03.2021 tarihli heyet bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin kusursuz olduğu ve illiyet bağının bulunmadığına dair rapor düzenlendiğini, davacı ve davalı müvekkili arasında davacı işçinin geçici görevlendirmesinin içeriği ile ilgili olarak "Geçici Görev Belgesi" imzalandığını, bu sözleşmeye göre uçak masraflarının davalı müvekkili tarafından karşılanacağını, uçaktan iniş sonrası servis aracının ise davacı personel tarafından temin edilmesinin kararlaştırıldığını, tarafların sözleşme özgürlüğü kapsamında serbestçe kararlaştırdıkları işbu koşullar uyarınca Kazakistan'da ulaşımı sağlayacak servis aracını, durumun niteliklerine uygun bir biçimde seçme sorumluluğunun davacıya ait olup müvekkil şirket tarafından kiralanmış bir aracın söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğu dışında olduğunu, işçi lehine yorumlama ilkesinin ölçüsüz ve sınırsız genişletilmesi ile işverenin hakkının ihlal edilmesi sonucunun doğduğunu, Mahkemece söz konusu raporlar dikkate alınmaksızın davalı lehine rapor tanzimine kadar kusur raporu alındığını, üçüncü kişinin ağır kusuru sebebi ile illiyet bağının kesildiğini, işverenin sorumluluğu kalmadığını, mevzuat gereği işverenin meydana gelen bir trafik kazasında kusurlu atfedilebilmesi için; işverence sağlanan araçta gerçekleşmesi, aracı kullanan ya da yolcu olarak bulunan işçiye verilmesi gereken eğitimlerin verilmemiş olması ve/veya kazanın işçinin çalıştırılma şartlarından ve varsa işyeri sahası içinde bulunan yoldan (tesisten) kaynaklanması gerektiğini, ancak huzurdaki davaya konu olaya baktıldığında yukarıda sayılan unsurlardan hiçbirinin gerçekleşmediğini, kazaya konu aracı davacı işçinin kendisi ayarlamış olup müvekkil şirket tarafından yalnızca uçak masraflarının karşılandığını, aracın hakimiyetinin de kimliği belirlenemeyen Kazak sürücünün kontrolünde olup, söz konusu kazanın üçüncü kişi olan Kazak sürücünün ağır kusuru sebebi ile gerçekleştiğinin zannedildiğini, kazanın davacı tarafça ayarlanan dava dışı üçüncü kişi olan Kazak sürücünün kusuru nedeniyle yahut yol yahut hava sebebiyle kaza gerçekleşmiş olup, dosyada mevcut heyet bilirkişi raporlarında da sürücünün %100 kusurlu olduğunun açıkça anlatıldığını, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.04.2014 tarihli, 2013/14785 E. 2014/7744 K. sayılı emsal kararında 60 yaşın sonrasında pasif dönem için zarar hesabı yapılmaması gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamaların davacının olayın gerçekleştiği tarihte yaşlılık aylığını almakta olduğundan hareketle 2012-2022 yılları arasındaki dönem pasif dönem olarak nitelendirilip asgari ücret üzerinden yapıldığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının olayın gerçekleştiği tarihte 54 yaşında olduğu, 2018 yılında 60 yaşına girdiği gözetildiğinde ve SGK tarafından meslekte kazanma gücü kayıp oranının %23 olduğu gözetilerek davacının 75 yaşına kadar çalışacakmış gibi hesaplama yapıldığını, eksik ve mesnetsiz olarak tanzim edilmiş rapora istinaden hüküm kurulmuş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca faizin olay tarihinden itibaren işletilmesinin de hatalı olduğunu, birleşen dosya yönünden Mahkeme tarafından gerekli araştırma ve yargılama işlemleri yapılmadan karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminat bedelinin fahiş surette hesaplandığını, faizin hatalı belirtildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Temyiz incelemesinin kapsamı onama ve bozma kararları bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, davaların yığılması (objektif dava birleşmesi kapsamında) HMK'nın 110.maddesi, bilirkişi incelemesi ve bilirkişi raporuna itiraza ilişkin 266, 281. maddeleri, tazminat miktarının tayin ve tespiti açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56. maddeleri, Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77.maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, Usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 3. Direnme kararı yerinde bulunarak, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373. maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 87507e4504f33622 2e93cd9242181407