Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/5305 E., 2025/7129 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5305 E., 2025/7129 K. (29.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5305
Karar No
2025/7129
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/5305 E. , 2025/7129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1739 E., 2025/116 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/648 E., 2024/284 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; görevi montaj elemanı olan davacının, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 07.04.2016 tarihinde saat 17:30 civarında, cam montaj raf makinasında çalıştığı esnada, dekoru montaj eden piston demir parçanın birden harekete geçmesi ile sol el baş parmağının tırnak yatağını dibinden koparması ile iş kazası geçirdiğini, işbu kazadan dolayı, %14,1 maluliyetinin meydana geldiğini, işbu kazadan dolayı davacının gerek maddi gerekse manevi olarak büyük sıkıntılar yaşadığını iddia ile 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin meydana gelen iş kazasında kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, belirlenen maluliyet oranının oldukça yüksek bir oran olduğunu, davacının manevi zararının da söz konusu olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..I-2023/648 Esas sayılı asıl dava dosyası açısından Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Maddi tazminat talebinin kabulü ile 238.562,03 TL tazminatın kaza tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, II-2024/237 Esas sayılı birleşen dava dosyası açısından Davanın kabulü ile Maddi tazminat talebinin kabulü ile 757.230,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, .." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... davacının 07.04.2016 tarihinde davalı işyerinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde %14,1 oranında sürekli maluliyetinin oluştuğu, açılmış bulunan maluliyet oranı tespiti davasında ve Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan rapor ile davacının maluliyetinin %14,1 olarak tespitine karar verildiği, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinden onanmak suretiyle kesinleştiği, meydana gelen iş kazası olayında davalı ... Toptal'ın %70 oranında, Kazalı ...'ın %30 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza tarihindeki ücretinin asgari ücret kadar olduğu, yemek, servis, erzak yardımı ve aylık prim ile birlikte giydirilmiş net aylık ücretinin 1.822,46 TL olduğu, davacının kaza tarihindeki ücretinin asgari ücretin 1.548 katı olduğu, Dairemiz HMK 353/1-a-6 kararından sonra SGK'dan kesinleşen maluliyet oranına göre bağlanan gelirin ilk PSD'sinin celp edildiği, İlk Derece Mahkemesince aktüerya bilirkişisinden değişen asgari ücret de dikkate alınarak aktüerya bilirkişi raporu aldırıldığı, davacının SGK'ca karşılanmayan maddi zararının 995.868,94 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça zamanaşımı süresi içeresinde birleştirme talepli açılan dava ile birlikte davacının bakiye maddi zararının talep edildiği, İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen dava yönünden vermiş olduğu maddi tazminata ilişkin karar ile davacının maluliyet oranı, kusur durumu, davacının olaydan duyduğu elem ve üzüntü ile hak ve nesafet kuralları da dikkate alınarak, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla.." gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davalı işverende olduğunu, müvekkilinin maddi zararının Mahkemece esas ve birleşen dosyadan karar verilen miktarın çok çok üstünde olduğunu, dolayısıyla maddi tazminat olarak bu miktarın çok daha yükseğinden karar verilmesi gerektiğini, ayrıca manevi tazminat yönünden de 25.000,00 TL'nin çok düşük bir miktar olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; "usuli kazanılmış hak" kapsamında değerlendirilen ve değişen asgari ücretlere göre sürekli yeni hesaplama yapıp, davalı müvekkilinin dava ve icra tehdidi altında bırakılmasının davalının hukuki güvenirlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca, ıslah hakkı kullanıldıktan sonra asgari ücretin güncel değeri ile hesaplanması sonucu ek dava açmanın, davalı açısından öngörülebilir ve hesaplanabilir bir durum olmadığını, bunun gibi aynı kaza ile ilgili olarak yapılan bir yargılama var iken maluliyet oranının değişti iddiası ile ikame edilen ikinci davadaki kabul kararının "sadece davacıyı korumak adına" yapılan ve hakların eşitliği dengesini bozduğunu, birleşen ek davada olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, iddia ve savunmanın genişletilme ve değiştirilme yasağı kapsamında, süresinde ileri sürülen itirazı olmasına rağmen esas dosyada yapamayacağı tazminat talebini arttırdığını, bununda hukuka aykırı olduğunu, bozma öncesi verilen kararın 2022 tarihli olduğunu ve davacının taleplerine dair hesaplamanın 2022 yılı asgari ücrete göre yapıldığını, yapılan hesaplamaya dair bir bozma sebebinin bildirilmediğini, aksine kararın verilmesi ve usul ekonomisi ilkesi kapsamında farazi hesaplamanın kabul edildiği gerekçede kabul edildiğini, tarafımızca farazi hesaplamaya itiraz edilmiş ise de kabul edilmediğini; davalının aleyhine olacak şekilde yeniden hesaplama yapılmasının ve tazminat taleplerinin ek dava ile arttırılmasına karar verilmesinin; davalı tarafın usulen kazanılmış hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1.Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı