10. Hukuk Dairesi 2025/387 E. , 2025/5581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/97 E., 2024/2193 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/143 E., 2023/213 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile 26.10.2015 tarihinde ... Organize Sanayi Bölgesi ... adresinde yapımı ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. tarafından yürütülen ... fabrika inşaatında saat 20:00 sıralarında ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. tarafından ... fabrika binasının zeminine beton dökülmek amacıyla hazır beton firmasından beton temin edildiği, hazır beton firması olan ... San. Tic. Ltd. Şti.'nde pompa operatörü olarak çalışmakta olan ... ile pompa operatörü yardımcısı ...'ın beton pompasını inşaat sahasına getirdiği, beton pompasının kurulumunun ardından fabrika zeminine beton dökülmesi işlemini geçildiği, beton pompasının bomunun ucundaki hortumun ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. işçilerinden ... tarafından tutularak betonun ilk çıkışının yapılarak dökme işine başlanacağı, beton pompasının kumandası ... yönetilmekte olup saat 20.00 sıralarında beton dökme işlemine başlanıldığı esnada beton pompasının hortumundan ilk kez beton akacağı zaman hortumdan çıkan betonun basıncı sebebiyle hortumun kırbaçlama olarak adlandırılan salınım hareket sonucu hortumun yakınında bulunan davacı ...'un boynun sol tarafına çarpıp yere düşmesi sonucu ...'un yaralanmasına sebebiyet verdiği, meydana gelen kaza olayı sonucu işçi ...'un, çalışma gücü ve meslekten kazanma gücü kaybı oranının %100 (yüzde yüz) olduğu, kazanın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrasının a ve b bentleri gereğince iş kazası olduğunu iddia ederek bu iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesi ile davacının ... İnş. Taah. ve İnş. Malzemeleri Ltd. Şti.'nin işçisi olup bu şirketin gözetim ve denetimi altında çalıştığını, bu nedenle konusu iş kazası olan bu davanın müvekkili şirket açısından reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında iş ilişkisi mevcut olmadığından, müvekkili yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin de İş Mahkemeleri olamayacağını, bu nedenle müvekkili şirket açısından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Şirketi yetkilisi ... cevap dilekçesi ile taraflarının asıl işveren olduğunu, ... plakalı beton pompasını işletenin aracın ve kullanan ...'ın işvereni olduğunu, beton pompasını ehliyeti olmayan ...'ın kullanımından dolayı ... Şirketinin sahibi ile ortaklarının kusurlu olduğunu, olaydan beş ay sonra operatörlük belgesini aldığını, olayda kusurları olmadığı halde davacıya 95.975 TL maddi destekte bulunulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket ... Sigorta tarafından 01.04.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no.lu karayolu zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalandığını, olayın KTK'de yer alan trafik kazası tanımına uymadığını, olayı trafik kazası olarak nitelemenin hukuken mümkün olmadığını, bu durum karşısında ise müvekkili şirketin sorumluluğu doğmayacağını, üstelik dava konusu olayın meydana geldiği yerin karayolu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davanın kısmen kabulü ile Davacının iş kazası sonucu oluşan %100 oranındaki maluliyeti nedeniyle 4.860.757,44 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden poliçe limiti 290,00 TL ile sınırlı olmak suretiyle ve sigorta şirketi yönünden dava tarihi 19.04.2017 tarihinden işlemek suretiyle, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 26.10.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının iş kazası sonucu oluşan %100 oranındaki maluliyeti nedeniyle kazanın oluşumundaki kusur durumu ve kaçınılmazlık, davacının yaşı ve ekonomik koşullar dikkate alındığında 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil alınarak davacıya verilmesine, 1000 TL tedavi giderinin dava tarihi 19.04.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,'' şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tazminat miktarının hesabında vasıfsız işçi olarak değerlendirilerek (asgari ücret) miktarı dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, dinlenen tanık ...'ın 11.06.2019 tarihli duruşmada verdiği beyanında davacının davalı iş yerinde kalıp ustası olarak çalıştığını, günlük yevmiyesinin 100 TL (o gün itibariyle asgari ücretli vasıfsız işçiden fazla) olduğunu açıkça beyan ettiğini, davacının dava konusu kaza sonrasında %100 oranındaki işgöremezliğinin söz konusu olduğunu, bu durumun dosya kapsamında tüm raporlarla da sabit olduğunu, dava konusu kazada davacının kusursuz olduğunu, iş bu kaza sonrasında müvekkilinin genç yaşta ömür boyu yatağa mahkum yaşamak zorunda kaldığını, hal böyle iken talebi olan 150.000 TL manevi tazminat miktarının yarısından daha azı oranında 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin; günün ekonomik koşulları, kusur durumu, maluliyet oranı, kazanın oluş şekli ve sonuçları bir arada değerlendirildiğinde hakkaniyetli olmadığını iddia ederek kararın ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti. vekili istinaf dilekçesi ile hesaplanan tazminat alacağına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, davacı ...'un, müvekkil şirket çalışanı olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu kaza olayının meydana gelmesinde herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yer ile müvekkili şirketin bir bağlantısı bulunmadığını, davacıya yapılan ödemelerin hatalı hesaplandığını, 01.01.2023-31.12.2023 dönemi mükerrer hesaba alındığını, davacının ücretinin hatalı olarak asgari ücretin 2.1 katı olarak hesap edildiğini, tüm bu hatalara rağmen raporun hükme dayanak alınmasının hatalı olduğunu, davacının maddi tazminat alacağı hesaplanırken tarafların kusur oranlarına göre ayrı ayrı hesaplama yapılması gerekmekteyken maddi tazminat alacağının toplam miktar üzerinden belirtilmesinin hatalı olduğunu, buna ilişkin itirazlara yönelik ek rapor aldırılmadan hatalı bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından işbu davanın kısmi olarak açılmış olup daha sonra 30.03.2023 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ettiğini bu durumda davanın kabulü halinde dahi faiz başlangıç tarihinin ıslah ile arttırılan kısım yönünden, ıslah tarihi olarak belirlenmesi gerekirken olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu savunarak kararın ortadan kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile meydana gelen olayın trafik poliçesi kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin, beton döken aracın trafik sigortacısı olduğunu, dolayısıyla bu aracın, seyir halinde iken çarpma, vurma, devrilme vb. şekilde trafik kazası dolayısıyla vereceği zararları güvence altına aldığını, nitekim zorunu mali mesuliyet sigortası genel şartları A.1. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, trafik sigortasının; işletenin Karayolları Trafik Kanunu'ndan doğan sorumluluğunu teminat altına aldığını, halbuki dava konusu olayda, kusura dayanak kanunaı, KTK değil; İş Kanunu ve iş güvenliği mevzuatı olduğunu, nitekim olayın KTK'da yer alan trafik kazası tanımına da uymadığını, iddia edilen olayın, beton dökme işlemi yapıldığı sırada beton pompasına bağlı hortumun basınçla kamçılama hareketi yapması neticesinde davacının yaralanması olduğunu, olayı trafik kazası olarak nitelemenin hukuken mümkün olmadığını, bu durum karşısında ise müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmayacağını, dava konusu olayın meydana geldiği yerin karayolu olmadığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkil şirket nezdinde düzenlenen poliçenin teminat limitinin 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, Mahkemece a) bendinde sigorta şirketinin poliçe limiti 290.000 ile sınırlı olduğu belirtilmişse de c) bendinde de 1.000 TL tedavi gideri üzerinden hüküm kurulduğunu, bu yönüyle hükmedilen tutarlar yönünden poliçe teminat limitlerini aşacak şekilde hüküm kurulduğunun izah edilemez olduğunu, yine hükmün 6. bendinde 7.985,15 TL yargılama gideri 4. bendinde 285.235,15 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, her ne kadar Mahkeme kararında müvekkili şirketin 290.000 TL poliçe teminat limitiyle sorumlu olduğu belirtilmişse de sorumlu olacağı tutarların açık bir şekilde belirtilmediği, oysa poliçe teminatı 290.000 TL olup bu tutara karşılık gelen yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplanması ve hükmün buna göre kurulması gerektiğini, harçların da buna göre paylaştırılması gerekirken bu paylaştırmanın yapılmadığını, bu yönüyle hükmün hatalı olduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemece 70.000 TL üzerinden manevi tazminata hükmedildiğini ve söz konusu hükmün müşterek müteselsil şekilde kurulduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat yönünden sorumluluğu olmamasına rağmen kurulan hatalı hükmün kaldırılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek kusur olmadığını, Mahkeme kararına dayanak bilirkişi kusur raporunun hatalı olduğunu, müvekkili şirketçe sigortalanmış aracın dava konusu olayda kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda tespit edilen kusura da itirazlarını sunduklarını, ceza dosyasının tüm belgelerinin celbi ile kazada üçüncü bir şahsın, yolun yahut mücbir sebebin etkili olup olmadığının incelenmesi; ayrıca başkaca bir sebep nedeniyle müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiğini, hesaplanan PSD tutarının tamamının mahsup edilmesi gerektiği, dava konusu olayın iş kazası olduğu hususunun izahtan vareste olduğunu, bilirkişi raporunda kusur tenzilinden sonra PSD tutarının yarısının tazminattan mahsup edildiğini, önemle belirtmek gerekir ki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, üçüncü kişiler yönünden rücuya tabi olduğunu fakat işveren ve işverenin sigorta şirketi açısından tümünün rücuya tabi olduğunu, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun 21. maddeye göre, peşin sermaye değerinin TBK md. 55 kapsamında tazminattan indirilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, KTK md. 86 ile TBK ilgili hükümleri gereği davacının müterafik kusurunun; zararın artması ve ortaya çıkmasına yol açan eylemlerinin ve varsa hatır taşımasının dikkate alınarak hesaplanan zarardan ilgili indirimlerin yapılmasını talep ettiklerini, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre müterafik kusur indiriminin %20; hatır taşıması indiriminin ayrıca %20 olarak uygulandığını savunarak kararın ortadan kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Şti. temsilcisi istinaf dilekçesi ile dava konusu olayın meydana geldiği arsanın ve bu arsada yapılan inşaatın sahibinin, ... Mandra İmalat Hay.Tar. İnş. ve Sanayi Limited Şirketi olduğunu, ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nin envanterine kayıtlı beton üretim santrali, beton mikseri ve beton pompalama makinasının olmadığını, inşaat için gerekli olan hazır betonun tamamının, pompalama işi dahil olmak üzere, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden satın alındığını, ... Hastanesinde yapılan ameliyat ve diğer giderlere ait faturaların ödendiğini, yine kazadan sonra, kazazedenin ... Bankası ... Şubesindeki hesabına muhtelif tarihlerde para gönderildiğini, bu ödemelerin toplamının 95.975 TL olduğunu, belgelerin cevap dilekçesinde mevcut olduğunu, ödenen bu miktarlara davalının inkar veya itiraz etmediğini, bilirkişi raporları ile davalı şirkete kusur atfının hatalı olduğunu, 10.07.2018 tarihli duruşmasında davacı ...'un vekilinin; "Davalı ... A.Ş.'ye ait ... plaka sayılı aracın ticari kasko poliçesinden müvekkile 60.000 TL ödeme yapıldı" dediğini, davacıya yapılan bu 60.000 TL ödemenin, 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda göz ardı edildiğini, tazminat miktarından eksiltilmediğini, kazadan sonra, ... İnşaat Ltd. Şti.'nin kazazede ...'a 95.975 TL ödeme yaptığını, bu ödemelere ait makbuzlar ve faturaların davaya cevap dilekçelerinin ekinde mevcut olduğunu, ayrıca davacının 95.975 TL'lik bu ödemelerine inkar veya itiraz etmediğini, davacıya yapılan 95.975 TL'lik ödemenin, 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda 57.715 TL olarak ele alındığını, davacıya yapılan 95.975 TL'nin tamamının tazminat miktarından eksiltilmesi gerekirken 57.715 TL eksiltilmesinin hatalı olduğunu, 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda 2023 yılı geliri mükerrer hesaplanarak hata yapıldığını, 2023 yılı gelirinin hem bilinen geçmiş dönem gelirinde hem de aktif sigortalı dönem gelirinde hesaplandığını, 2023 yılı gelirinin iki kez hesaplanmasının hatalı olduğunu, üçüncü kişilerin ağır kusurundan dolayı, meydana gelen zarardan ...'yi sorumlu tutmanın hukuka ve yasaya aykırı olacağını, kaza sonrasında ilgili kurum ve kuruluşlardan davacıya bağlanan gelirlerin ve yapılan ödemelerin tazminat hesabından mahsup edilmesi gerekmekteyken bu ödemelerin tazminat miktarından eksiltilmediğini savunarak kararın ortadan kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamında 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda 2023 yılı gelirinin hem bilinen geçmiş dönem gelirinde hem de aktif sigortalı dönem gelirinde hesaplanmak suretiyle 2023 yılı gelirinin iki kez hesaplanması hatalı bulunmuştur. Eldeki davada davacının tespit edilen gelirine göre bilinen dönem ile gelecekteki aktif dönem gelirlerinin hesabında kaza tarihinden 2023 yılı sonuna kadar asgari ücret miktarları belli olduğundan bilinen dönem olarak hesap yapılması dosya kapsamına uygun olup 01.01.2024 tarihine kadar olan dönem için bilinen geçmiş dönem gelirinin hükme esas alınması gerekmekte olup aktif iskontolu dönem gelirinde mükerrer hesaplandığı tespit edilen 01.01.2023-31.12.2023 dönemi için hesaplanan 214.371,36 TL'nin hesaplanan maddi zarardan indirilmemesi hatalı bulunmuştur. Bu yönde istinaf sebebi yerinde görülmüş ve mahsup işlemi yapılarak yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.... Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 26.10.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı işçi ...'un %100 oranında maluliyete yol açacak şekilde yaralandığı, olayın meydana gelmesinde sigortalının %5 kusurunun bulunduğu anlaşıldığından tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, tarafların kusur durumu ve davacının uğradığı zarar ile olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında Mahkemece davacı adına hükmedilen 70.000 TL manevi tazminat miktarının hakkaniyetli olmadığının kabulü ile bu yöndeki davacı vekilinin istinaf sebebi uygun görülmüş ve 120,000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin, yukarıda belirtilen hususlar ile somut olaya ve manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olacağı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının 26.10.2015 tarihinde ... Organize Sanayi Bölgesi ... adresinde yapımı ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. tarafından yürütülen ... fabrika inşaatında saat 20.00 sıralarında beton dökme işlemine başlanıldığı esnada beton pompasının hortumundan ilk kez beton akacağı zaman hortumdan çıkan betonun basıncı sebebiyle hortumun kırbaçlama olarak adlandırılan salınım hareket sonucu hortumun yakınında bulunan davacı kazalının boynun sol tarafına çarpıp yere düşmesi sonucu kazalının yaralanması suretiyle meydana geldiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik aldırılan raporda davalı ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti.'nin %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, dava dışı beton pompa operatörü ...'ın %5 (yüzde beş) oranında kusurlu olduğu, dava dışı beton pompa operatör yardımcısı ...'ın %5 (yüzde beş) oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... inşaat firması yetkilisi ...'un %5 (yüzde beş) oranında kusurlu olduğu, davacı kazazede işçi ...'un %5 (yüzde beş) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığı, davacı vekilince dava dilekçesinde kalıpçı ustası olarak günlük 100,00 TL yevmiye ile çalışıldığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 27.02.2023 tarihli hesap raporunda davacının ücretinin dosyaya davalı ... firması ile dava dışı ... arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinde ücretin davacı iddiası gibi düzenlendiği gerekçesiyle asgari ücretin 2,1 katı olarak esas alındığı, davalılar ... İnşaat vekilince süresi içerisinde rapora esas alınan ücretin hatalı olduğu yönünde itiraz dilekçesi sunulduğu Mahkemece 27.02.2023 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) iş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Öte yandan, dosya kapsamından zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği yerin karayolu sayılıp sayılmadığı ve aracın işletilme halinde olup olmadığı konusunda bir belirleme yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Bir zararın, zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olması gerekir. 2918 sayılı KTK’nın 3. maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ancak, anılan Kanun'un 2. maddesinde de bu kanunun karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yine iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacı kazalının kaza sırasında sigortasız olarak çalıştırıldığı, davalı ... inşaat vekilince yargılama aşamasında husumet itirazında bulunarak dava dışı ... ( ... İnşaat) ile yapılan inşaat işi yapım sözleşmesinin sunulması suretiyle davacının işvereninin ... olduğunun iddia edildiği, inşaat işi yapım sözleşmesi başlıklı sözleşme hükümleri incelendiğinde işin konusunun ... İnşaat tarafından Aydın İli ... İlçesi sınırları içerisinde yapımı planlanan ... Süt Ürünleri İmalathanesi Fabrika İnşaatı Yapım İşine Ait Kalıp, Demir ve Beton İşçiliği işinin dava dışı ... İnşaat şahıs firması sahibi ...'e verildiği, ...'ün SGK denetmenine verdiği 17.05.2017 tarihli ifadesinde; "Ben ... İnşaat tabela ünvanlı şahıs işletmesinin işvereniyim. Bu iş yerinde inşaat işleri ile ilgili malzeme ve işçi temini işlerini yapmaktayım. iş yeri merkezim ...'da bulunmaktadır. Ben ... İnş. Taah. ve İnş. Malz. Ltd. Şti. tarafından yapılan ... Ürünleri İmalathanesi Fabrika inşaatı yapım işinin altyapı ve zemin beton işlerini yaptım. Benim burada asıl işim hatıl, soket ve perde teslimi ile sona ermişti. Ancak 10. ayda çevre perdesi ve zemin betonunun dökme işini yaptık. Biz beton dökme işinde herhangi bir araç kullanmıyoruz. Araçlarla dökülen betonun mala ile düzeltilmesi işini yapıyoruz. Ben bu iş için tarafımca temin edilen işçileri sözleşme gereği işverene bildiriyordum ve bu çalışanların sigortalılıkları yine sözleşme gereği işveren ... tarafından sağlanıyordu. Ancak ... benim aracılığım ile işe giren çalışanlardan değildir. Sorduğunuz ...'u tanıyorum. Kendisini söz konusu inşaatta ...'a bağlı olarak çalıştığını biliyorum. ...'un benim adıma çalışması söz konusu olmadığı gibi, işe girmesinde herhangi bir aracılığım olmamıştır. ...'un iş yerinde geçirdiği kazadan haberdarım." şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'ın 11.06.2019 tarihli duruşma sırasında; "Ben ihbar olunan ...'ü arkadaşım olması ve bir dönem de yanında çalıştığım için tanırım. Benim ...'ye çalışmamı ... sebep olmuştur. Beni ...'ye ... yönlendirdi. Ben de davacının işe girmesine sebep oldum. Ben ücretimi banka kanalı ile alıyordum. Ancak banka üzerinden asgari ücret yatırılıyordu. Bu parayı ... ... şirketi ödüyordu. Bunun dışında eksik kalan yevmiyemi ...'den elden alıyordum. ... Davacı da benim ödeme aldığım gibi maaş alıyordu. Geri kalan para günlük yevmiye üzerinden hesaplanıyordu. Bazı aylar daha az çalışılıyor, bazı aylar daha fazla çalışıyordu. Benim de günlük yevmiye 100 TL idi." şeklinde beyanda bulunduğu, SGK denetmen raporunda ise işverenlik tespiti yönünden; ...'e ait iş yerine ilişkin sigortalı bildiriminin yapılmadığı, kazadan önce ...'ın ... inşaat tarafından sigortalı bildirildiği, davacı kazalının ise kazadan sonra ... İnşaat firması tarafından sigortalı bildirildiği gerekçesiyle işveren olarak ... İnşaat firmasının belirlendiği alt işverenlik tespitinin ise yapılamadığının bildirildiği, açıklanan bu hususlar karşısında Mahkemece davalının husumet itirazlarını karşılar mahiyette değerlendirme yapılmadığı; davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapmadığı anlaşılmakla eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar tesisi isabetli görülmemiştir. Ayrıca Mahkemece beton pompa aracının zorunlu trafik sigortacısı davalı ... vekilince olayın trafik kazası niteliğinde olmadığı ve aracın işletilme halinde bulunmadığına yönelik itiraz ileri sürülmüş ise iş kazasının meydana geldiği davalı şirkete ait kaza mahallinin karayolu sayılıp sayılmadığı ve aracın işletilme halinde olup olmadığı konusunda bir nitelendirmede bulunmaksızın davalı ... şirketinin hüküm altına alınan maddi tazminatlardan sorumlu tutulmaması isabetsiz olmuştur. Yine son olarak davacı vekilinin ücret iddiası yönünden emsal ücret araştırması yapılmadan dava dışı ... imzalanan sözleşme hükümleri dayanak kılınması suretiyle ücret tespiti de hatalı olduğu gibi davacı vekilince dava konusu kazaya ilişkin aracın kasko sigorta poliçesi düzenlenen sigorta şirketi tarafından 60.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı beyan edilmesine rağmen anılan ödemeye ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi suretiyle ödemenin ifa amacına yönelik olup olmadığı tartışılmaksızın hüküm tesisi de hatalıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmak suretiyle kazanın meydana geldiği yerin karayolu bağlantısı olup olmadığını, karayoluna giriş ve çıkışının bulunup bulunmadığını araştırıp belirlemek, tespit edilecek veriler dikkate alınarak kaza yerinin karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olup olmadığını ve kazanın meydana geliş şekline göre aracın işletilme halinde olup olmadığını bu kapsamda tespit etmek, karayolu veya karayolu sayılan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde sigorta şirketinin sorumluluğunu değerlendirmek, husumet ve kusur oranlarına ilişkin itirazlar yönünden var ise ceza dosyası ile Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin, davacı ile dosyada dinlenilen tanıkların iş yeri ünvan listesi ekli hizmet döküm cetvellerinin getirtilmesinden sonra sunulan sözleşme örneğinin, sigortalılık bildirimlerinin, rücu ve ceza dosyası içeriğinin ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi ve incelenmesi suretiyle davalı ... İnşaat Firması ile dava dışı ... İnşaat Firması sahibi ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının veya 3.kişi sıfatıyla sorumluluğu bulunup bulunmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit etmek ve işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen İşleri Kurulundan sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini yukarıda açıklanan hususları da gözeterek tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, davacı tarafça beyan edilen 60.000,00 TL 'lik ödemeye ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesinden sonra davaya konu iş kazasına ilişkin ifa amacını taşıyan ödeme niteliğinde kabul edilir ise hesaplanacak tazminattan mahsup edileceği hususunu gözetmek ücret tespiti ve/veya mahsubun gerekeceği yönünde kanaat edinilirse yeniden hesap raporu aldırmak alınacak raporda taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edinildiğini gözetmek ve sonucuna göre davalı ... yönünden sorumluluğuna dair de gerekçeli bir hüküm tesis etmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.