Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/3766 E., 2025/12716 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3766 E., 2025/12716 K. (30.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3766
Karar No
2025/12716
Karar Tarihi
30.09.2025
Konu
Tazminat, Miras

10. Hukuk Dairesi 2025/3766 E. , 2025/12716 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/309 E., 2024/491 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakanı ...'in davalı şirkette 17.10.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı şirket adına Tanzanya'daki çalışmaları sırasında Malarya Hastalığına yakalanan murisin 21.07.2014 tarihinde fenalaşarak vefat ettiğini, muris ...'in vefatının davalı işverenin kusurundan kaynaklanması nedeniyle davacıların olaya bağlı maddi ve manevi zararlarından davalının sorumlu olduğunu beyanla, davacıların her biri için belirsiz alacak olarak (HMK 107) 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın, davacı eş için 60.000,00 TL ve diğer davacı çocukların her biri için 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 140.300,00 TL tazminatın 21.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.05.2017 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini artırarak davacı ...'in maddi tazminat alacağını 293.100,00 TL'ye, davacı ... 'nin maddi tazminat alacağını 29.700,00 TL'ye çıkarmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul İş Mahkemeleri olduğunu, uygulanacak hukuk kuralının öncelikle belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın ölümüne ilaçlarını almaması ve aşırı alkol kullanmasının sebep olduğunu, olayın bir iş kazası olmadığını, murisin kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2019 tarihli kararı ile özetle; davanın kısmen kabulü ile davacılar .... ve ... yönünden maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alındığı, diğer davacı ... yönünden manevi tazminatın hüküm altına alınarak maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1–b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V.SON BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında maddi tazminatların hesabı noktasında 09/03/2019 tarihli hesap raporuna itibar edildiği belirtilmesine karşın gerekçeli kararda 14/10/2021 tarihli hesap raporuna itibar edildiğinin belirtilmesi ve çocuk ... için maddi tazminat istemi “29.700,00 TL” olduğu halde talep aşılarak “45.012,52 TL’ye” karar verilmesi, aynı zamanda manevi tazminat olarak kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacı ... lehine “29.700,00 TL’ye” hükmedildiği belirtilmesine karşın, gerekçeli kararda hataen bu şekilde karar verildiği belirtilerek davacı eş lehine “50.000,00 TL” manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaretle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Somut olayda İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın Dairemizin 29.12.2020 tarihli kararıyla “davalı işverenin, malarya (sıtma) hastalığına maruz kalarak sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayda %100 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi, bu kusur oranına göre hesap bilirkişiden alınan 02/05/2017 tarihli raporun da dosya kapsamında bulunduğu gözetilerek davacıların maddi tazminat alacakları ile manevi tazminat alacaklarının belirlenmesi, öte yandan davanın maddi tazminat istemleri yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde açılıp, alacağın belirlenmesine müteakiben talep artırımında bulunulduğu da dikkate alınarak, bu tür davalarda fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulup tutulamayacağının da hüküm de tartışılarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi” yönünden bozulduğu bozmaya uyan mahkemece işaret olunan 02/05/2017 tarihli hesap raporunda davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak teşkil eden hususlar değerlendirilmeden 09/03/2019 tarihli hesap raporuna itibar edilerek karar verilmesi öte yandan davanın hukuki niteliği hakkında bir değerlendirme yapılmadan, fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına hükmedilmiş ise de bu hüküm gerekçesinin belirtilmeyerek uyulan bozma kararı gereklerine aykırı karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu aşamada davanın hukuki mahiyeti üzerinde durulması da faydalı olacaktır. Dairemizin 19/04/2022 tarih ve 2021/3834 E-2022/5880 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması halinde hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak davayı 6100 sayılı H.M.K’nun 107.maddesine dayalı belirsiz alacak davası olarak değerlendirerek” karar verilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda da davanın açıldığı tarih itibariyle davacı hak sahiplerinin maddi tazminat alacaklarının belirlenebilir nitelikte olmadığı bu yönle davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu gibi alacağın belirlenebilir olması ile davacının HMK 10/2.maddesi kapsamında talebini artırabileceği gözetilerek bu tür davalarda fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasının mümkün olmamasına göre; hüküm fıkrasında fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi de hatalı olmuştur. Önceki temyiz incelemesinde incelenmediği anlaşılarak, taraflar arasında hesaba esas alınan ücret noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda olduğu gibi çalışmanın yurtdışında gerçekleştiği hallerde işçinin yurtdışındaki çalışma süresi belirlenip, bu süre için yurtdışında aldığı veya alması muhtemel olan emsal ücretler dikkate alınarak hesap yapılması, yurda dönüş tarihinden itibaren ise yurt içinde aldığı veya alması muhtemel emsal ücretler dikkate alınarak hesap yapılması Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Bu açıklamalar doğrultusunda sigortalı ...’in davalı şirketin Tanzanya’daki şantiyesinde “fore kazık işinde” çalıştığı gözetilerek, bu ülkede zararlandırıcı sigorta olayına uğramasa idi ne kadar süre ile çalışabileceği hususunun iş sözleşmeleri ve taraflarca ibraz edilen delillere göre tespit edilip, bu dönemin yurtdışında elde ettiği ücretlere göre hesaplanması, zararlandırıcı sigorta olayına uğramasa idi ülkeye hangi tarihte döneceği belirlenerek bu dönemden aktif dönem sonu (60 yaşa kadar) ise yaptığı işe göre TÜİK, Çevre Şehircilik ve Meslek Odalarından ücret araştırması yapılarak ücretin belirlenmesi, belirlenecek bu ücretlere göre hesaplanması, davalının talep artırım dilekçesinin dayanağı olan bu yönle davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılan 02/05/2017 tarihli hesap raporuna uygulanması bu raporda esas alınan işlemiş devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan yapılacak hesabı, taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacı taleplerini de gözeterek hükme esas alarak sonucuna göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yazılı biçimde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " davanın kısmen kabulü ile davacılar ... ve ... yönünden maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alındığı, diğer davacı ... yönünden manevi tazminatın hüküm altına alınarak maddi tazminat talebinin ise reddine,..." karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı taraf davayı takip etmediğinden sunulan belgelere muvafakat etmediklerini, davalı yönünden kazanılmış hak olmayacağını işbu kararın Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğunu, ıslah için süre talep edilmiş olmasına rağmen verilmediğini, murisin yurda dönüş süresi ve ücretin hatalı hesplandığını, aktüerya hesap raporunun hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden verilen hükmün tam kabul olması gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının sigortaya başvurmamasının dürüstlüğe aykırı olduğunu, kusurun hatalı belirlendiğini, ücret ve yurtdışı süresinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğu, faiz başlangıcının hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9b11c55065acf3a2 ca3dfb7f36392d89

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı