Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/3354 E., 2025/8236 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3354 E., 2025/8236 K. (14.05.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3354
Karar No
2025/8236
Karar Tarihi
14.05.2025
Konu
Boşanma

10. Hukuk Dairesi 2025/3354 E. , 2025/8236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1912 E., 2024/2070 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/49 E., 2023/34 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı eşinden boşandıktan sonra vefat eden murisinden yetim maaşı aldığını, Kurum müfettişlerinin yaptığı inceleme neticesinde yetim maaşının kesildiğini, Kurum tarafından İcra Müdürlüğünde yersiz ödenen aylıkların tahsili için takip yapıldığını Kurumun yetim maaşının iptaline ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını belirterek, yetim maaşının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile icra dosyasına göre borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunduklarını, Kuruma başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, Kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının iddiaları bakımından Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Davanın kabulü ile a)Davalı Kurumun 12.04.2016 tarih 60991618-3/531939 sayılı yazısı ile tesis edilen dava konusu Kurum işleminin iptaline, b)Davalı Kurumca kesilen yetim aylığının, kesilme tarihi itibari ile hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tekrar bağlanarak davacıya ödenmesine, c)İptal edilen dava konusu Kurum işleminde bahsi geçen borç yönünden davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 02.02.2023 tarih, 2019/49 Esas- 2023/34 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul yasaya aykırı olduğunu, Kurum müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde düzenlenen 26.04.2016 tarih, 60991918 – 3/531939 sayılı yazıları ile davacının eşi ile eylemli olarak birlikte yaşadığı tespit edilerek rapor düzenlendiğini, SGK tahkikat raporunda dinlenen tanıkların da davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadığını belirtttiklerini, Kurum müfettiş raporlarının aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile Kurumu borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Dosya kapsamından, davacı ile eşi ...'ın 10.11.2004 tarihinde boşandıkları, davacının babası ...'in 06.10.1993 tarihinde, annesi ...'in ise 20.02.2003 tarihinde vefat ettikleri, davacıya ölen babasından dolayı 01.12.2004 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, davacının eski eşi ile birlikte yaşadığı hususunda davalı Kuruma yapılan isimsiz ihbar üzerine, Kurum denetim elemanları tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 18.02.2016 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiği ancak eski tarihli tespit yapılamadığından, ihbar tarihi olan 26.07.2015 tarihi itibariyle aylığının kesilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine aylığının 17.08.2015 tarihinden itibaren kesildiği ve 17.08.2015-16.04.2016 tarihleri arasında ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, dosya kapsamında mevcut kayıtlara göre davacının davalı Kuruma 05.04.2016 tarihinde müracaat ederek itirazda bulunduğu, bu defa aldığı yetim aylığının, kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması amacıyla huzurdaki davanın açıldığı, Mahkemece yapılan araştırma kapsamında davacının eşinden boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşamaya devam etmediği yönünde oluşan kanaate göre davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin Mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; davacı ve boşandığı eşinin müşterek kızları ...'ın Kurum denetmenine verdiği yazılı beyanı ile duruşma sırasında verdiği beyanı arasında çelişki bulunduğu gibi bu tanığın beyanlarında babası ...'ın halası ile kaldığını belirtmesi, halası olan ve tutanak tanığı sıfatıyla dinlenen ...'in ise Kurum denetmenine verdiği ifadesinde kardeşi ...'ın kızı ...'in yanında kaldığına dair ifadeleri arasında da çelişki bulunduğu, öte yandan kamu tanığı ..., davacının boşandığı eşinin kayıtlı adresi olan Üsküdar adresinde apartman yöneticisi sıfatıyla dinlenilmiş olup, davacının kendisinin de ikamet ettiği ..'daki adreste bulunan binaya 2014 - 2015 yıllarında taşındığını ve bu adreste 4-5 yıl süreyle ikamet ettiğini, boşandığı eşi ...'ı ise tanımadığını belirtmesi karşısında Mahkemece bu çelişkiler giderilmeksizin sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece davacının boşandığı eşi ...'ın adres kayıtlarına uygun olarak "... ... Mah. .. .. Sokak .. Blok No:../.. ./.." adresinde kız kardeşi ... ile beraber yaşayıp yaşamadığı konusunda bahsi geçen tanıklar ..., ... ve ...'in yeniden beyanlarının da alınması suretiyle beyanlar arasındaki çelişki giderilerek ...'ın 26.07.2015 tarihi itibariyle anılan adreste kalıp kalmadığı, aynı adreste davacının ikamet edip etmediği hususları yöntemince araştırılmalı, davacının eski eşi ...'ın yaptığı iş belirlenip davalı Kurumdan sicil dosyası getirilmek suretiyle çalıştığı işyerlerine uyuşmazlık konusu dönemde hangi adresleri bildirdiği tespit edilmeli, ayrıca davacı hakkında yapılan isimsiz ihbarın davacının küs olduğu ağabeyi ... ve kızları tarafından yapılmış olabileceği iddiası kapsamında bu kişilerin kimlik bilgileri tespit olunarak kamu tanığı sıfatıyla beyanlarına başvurulması suretiyle uyuşmazlık konusu dönemde boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df201e0a3582f760 4464ba440dc86155

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı