10. Hukuk Dairesi 2025/3024 E. , 2025/8082 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/209 E., 2024/431 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 22.04.2011 tarihinde Kuruma müracaat ederek ürün teslimi nedeniyle yapılan ödemelerden tevkifat yoluyla prim kesilmesi nedeniyle geriye dönük 01.11.2003 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt olduğunu, yasanın öngördüğü 15 yıllık hizmet süresini 01.11.2018 tarihinde, 60 yaş şartını ise 09.02.2019 tarihinde yerine getirdiğini, borcu da olmadığından emeklilik işlemlerini başlattığını, sonrasında ise 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında sigortalılık süresinin, tarımsal kayıtları olmadığı gerekçesi ile Şubat 2019 tarihinde Kurumca kaydının terk sebebiyle ortadan kaldırıldığını, sadece 01.11.2003-31.12.2003 ile 22.04.2011-29.03.2019 tarihleri arasında sürenin hizmet olarak geçerli sayıldığını, Kurumun 09.02.2019 tarihindeki yaşlılık aylığı talebi dolayısıyla yapılan dosya incelemesinde 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında davacının tarımsal kayıtları olmadığının tespiti sonrasında 2019 yılı Mart ayında geriye dönük olarak terk işlemi yaptığı bilindiğine göre, 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe gören 6111 sayılı Kanun gereğince düzenlenen af ve taksitlendirme kapsamında olmak üzere 01.11.2003-22.04.2011 dönemine ilişkin primlerin eksiksiz tahsil edildiğini, bunun açık ve kesin bir durum olduğunu, 29.03.2019 tarihinde hizmetin iade edilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması için Kuruma yapılan başvurunun reddedildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre her ne kadar sigortalılık şartları oluşmamışsa bile bilgisizliği nedeniyle Kurum kayıtları dışında kalan ve fakat dışarıda kaldığı dönemin primleri Kurumca tahsil edilmiş olan davacının bu dönemin, Kurumun hizmet vererek primlerini tahsil etmek suretiyle oluşturduğu güven ve tahsil edilen primlerin yıllarca Kurum tarafından kullanılması gözetilerek, primleri ödenen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak geçerli sayılmasının gerektiğini ileri sürerek, 31.12.2003-22.04.2011 yıllarındaki primleri tahsil edilmiş terk döneminin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulüne, mevcut 01.11.2003-31.12.2003 ile 22.04.2011-29.03.2019 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının birlikte değerlendirilerek 01.04.2019 tarihinde yaşlılık aylığı kazanıldığına karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında davacının tarımsal kayıtları olmaması hasebiyle ve diğer yasal şartları taşımaması nedeniyle davacının yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2022 tarih ve 2022/287 E.-2022/750 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında sigorta primleri ödenen toplam 2669 günlük sigortalılık döneminin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulüne, aksine Kurum işleminin iptaline, davacının tahsis talep tarihi itibariyle kabul edilmesi gereken prim gün sayısı ve yaş şartı itibariyle emeklilik şartlarını taşıdığı anlaşılmakla tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alabileceğinin tespitine, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2023 tarih ve 2023/317 E.-2023/966 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile "1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında primleri tahsil edilen dönemin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulü ile 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. 2.Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 22.04.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge ile aynı tarih itibariyle davacının Tarım Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, daha sonra tevkifata dayalı olarak tescilin 20.10.2003 olarak güncellendiği, 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arası dönemin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, 29.06.2011 tarihi sonrası primlerin ise düzenli olarak ödendiği, Kurumca tevkifat kesintisinin bulunduğu tarihte davacının herhangi bir tarımsal kuruluşta kaydının bulunmaması nedeniyle 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arası Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edildiği, 01.11.2003-31.12.2003 tarihleri arası dönem ile 22.04.2011 tarihi sonrası dönem Kurumca sigortalı kabul edildiği, emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle tahsis talebinin reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 3.Somut olayda, Mahkemece her ne kadar davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı uyuşmazlığa konu 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arası döneme ilişkin prim borcunun 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği, giderek aksi kabulünün sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırı düştüğünden bahisle, anılan dönem yönünden istemin kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, söz konusu döneme ilişkin prim borcunun 29.06.2011 tarihinde ve 6111 sayılı Kanun kapsamında ödenmiş olmasının davacıya geriye dönük sigortalılık hakkı bahşetmeyeceğinden, aksini öngören mahkeme kabulü yerinde değildir. 4.Öte yandan, Mahkemenin uyuşmazlığa konu dönemde tarımsal faaliyetin sürekliliğine yönelik yaptığı araştırma da yetersiz olup yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde; uyuşmazlık dönemindeki tarımsal faaliyetin varlığı ve sürekliliği usulünce araştırılmalı, özellikle kolluk araştırması ile tespit edilen ve beyanları alınan tanıkların anlatımlarında, davacının ortaklık ve icar suretiyle tarımsal faaliyette bulunduğunun belirtilmesi nedeniyle, gerçekten belirtilen suretlerde veya ne şekilde tarımsal faaliyette bulunduğu, babası adına kayıtlı arazi olup olmadığı, bu arazileri tarımsal faaliyetle kullanıp kullanmadığı, bulunuyor ise baba adına kayıtlı arazilerde tarımsal faaliyetinin ne suretle gerçekleştiği de irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2024 tarih ve 2024/209 E.-2024/431 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 01.09.2006-31.12.2006 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, tahsis talebi tarihi itibarıyla şartları oluşmadığından yaşlılık aylığına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu davadaki taleplerinin isteğe bağlı sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığının bağlanmasına ilişkin olduğunu, Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını, davalı Kurumca verilen hizmete güvenerek 6111 sayılı yapılandırma yasasından da istifade etmek suretiyle prim borcunu 18 ayda eksiksiz ve tam olarak ödeyen davacı yönünden aylık şartlarının oluştuğunu belirterek kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece 26.08.2006 tarihli ürün teslimine dayalı olarak davacının 01.09.2006-31.12.2006 tarihleri arasında (zorunlu sigortalılık kapsamında) Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğine kanaat getirilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 31.12.2003-22.04.2011 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve tahsis şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.