10. Hukuk Dairesi 2025/3325 E. , 2025/8092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/317 E., 2024/742 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 25.03.1998–30.11.2005 tarihleri arasında en son 1.500,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.02.2014 tarih ve 2006/294 E.-2014/130 K. ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait ...sicil no.lu iş yerinde 09.06.1998-14.10.2004 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 1395 gün hizmetinin dışında 891 gün daha asgari ücretin %45 fazlası ücreti ile çalıştığının tespitine, davacının davalıya ait ....07 sicil nolu iş yerinde 15.10.2004-05.10.2005 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 315 gün hizmetinin dışında 35 gün daha asgari ücretin %45 fazlası ücreti ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 01.12.2015 tarih ve 2014/22856 E.-2015/21446 K. sayılı kararı ile "Somut olayda, dönem bordro tanıkları ve gerektiğinde komşu iş yeri tanıkları dinlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. Yapılacak iş, dava konusu iş yerinin dava konusu döneme ilişkin tüm bordrolarını getirtmek, dava konusu dönemde müfettiş denetimi olup olmadığı araştırılarak tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarını dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle iş yerine o tarihte komşu olan diğer iş yerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa iş yeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak suretiyle davacının işe giriş ve çıkış süreleri ile çalışmasının kesintisiz olup olmadığını net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Ücret yönünden ise bankaya hitaben davacının ücretine ilişkin yazılan belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının sigorta bildirimlerinin asgari ücretten olup davacı muhasebeci olduğundan bildirimlerinin asgari ücretten yapıldığını bilmesi gerektiği, ayrıca davacının nitelikli muhasebeci olmaması nedeniyle asgari ücretten çalışmasının olağan olması da dikkate alınarak davacının ücretinin asgari ücretten yüksek olarak kabul edilmesi hatalıdır. Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinde; Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunacağı, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücretinin ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemeyeceği, 3.maddesinde ise müteselsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar yararına tek avukatlık ücretine hükmedileceği belirtilmiştir. Mahkemece, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücreti yerine, ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabule göre de davacının hizmet cetvelinde 1999 yılında davalı iş yerinde çalışması bulunmadığı halde eksik günler hesaplanırken 1999 yılında davalı iş yerinde 75 gün sigortalı çalışması bulunduğunda bahisle bu süre dışlandığından davacının güncel hizmet cetvelinin tekrar istenerek davalı iş yerindeki sigortalı çalışmalarının titizlikle belirlenmemesi hatalı olmuştur." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 08.09.2021 tarih ve 2016/85 E.-2021/557 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait ...sicil numaralı iş yerinde 09.06.1998-14.10.2004 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 1395 gün hizmetinin dışında 891 gün daha asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacının davalıya ait ....07 sicil numaralı iş yerinde 15.10.2004-05.10.2015 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 315 gün hizmetinin dışında 35 gün daha asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 29.03.2022 tarih ve 2022/1951 E.-2022/4450 K. sayılı kararı ile "..bozma kararına uyulmuş ise de bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulmuş olduğundan, hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, bu itibarla, ilk bozma çerçevesinde, davalı işverenin ...sicil sayılı iş yerine ait dönem bordroları getirtilmeli, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları dinlenmeli, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle iş yerine o tarihte komşu olan diğer iş yerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa iş yeri sahipleri araştırılıp tespit edilmeli, çalışmanın niteliği ile süresine ilişkin yöntemince beyanları alınmalı ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 19.12.2024 tarih ve 2022/317 E.-2024/742 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında mevcut diğer yazılı delillerin nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma sonrası beyanına başvurulan bordro tanıklarının davacının çalışmasına yönelik net bir beyanda bulunmadıkları, keza komşu iş yeri çalışanlarının davacıyı tanımadığına dair ifadeleri nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. 3.Somut olayda, bozma sonrası dinlenen bordro tanığı ...'ın "..Davacı benim babamın yanında uzun yıllar sekreter olarak çalışmıştı, ancak çalıştığı tarihleri tam olarak hatırlamıyorum. Babam ile birlikte çalıştıklarını ödemeler konusunda davacıya babamın talimat verdiğini net olarak hatırlıyorum. Ancak davacının çalıştığı tarihleri tam olarak hatırlamıyorum" yönündeki beyanı, keza davacının 01.08.1999 girişle 1999/2. dönem 5 gün, 1999/3. dönem 70 gün, 2000, 2001, 2002, 2003 yılları ve 30.03.2004 tarihleri arasında davalı şirketin 501661 sicil sayılı iş yerinden eksiksiz, 15.10.2004-30.09.2005 tarihleri arasında yine davalı şirketin ... sicil sayılı iş yerinden eksiksiz bildirimlerinin bulunması, giderek 27.08.1998 tarihinde davalı şirket ortağı ve yetkilisi ... tarafından davacıya verilen vekaletname içeriği, davacının bu vekaletname ile davalı şirket adına yaptığı iş ve işlemler gözetilerek, 30.03.2004-15.10.2004 tarihleri arasındaki kayıt dışı dönem yönünden yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.