10. Hukuk Dairesi 2025/1976 E. , 2025/7767 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3234 E., 2024/3833 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/108 E., 2024/316 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile davalı Kurum tarafından ölüm aylığının iptal edildiğini ve borç bildirim belgesi gönderildiğini, ancak davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşamasının mümkün olmadığını beyanla 25.11.2021 Tarihli ve ... sayılı borç bildirim belgesi ile 25.11.2021 tarih ve ... sayılı borç bildirim belgelerinin iptaline, davacıya daha önce bağlanmış olan aylığın ve ... ikramiyelerinin devam etmesi gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıklarının ve ... ikramiyelerinin her birinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle, davacıya ... Bağ-Kur sicil numaralı ... babası ... ... üzerinden 18.09.2008 tarihli tahsis talebine istinaden 01.12.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını, 20.06.2018 tarih ve 8601 sayılı görev emrine istinaden Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 18.12.2020 tarih ve 2020/.../45 sayılı rapor ile davacı ile boşandığı eşinin beraber yaşadığının tespit edilmiş olduğunu ve bu rapor doğrultusunda aylık kesme işleminin yapıldığını, davacının ikamet adresi olarak gösterilen Karşıyaka-İzmir adresindeki binadan komşusunun davacı ve eski eşinin birlikte yaşadıklarını, boşanmış olduklarını bilmediklerini beyan etmesi ile tarafların birlikte yaşadıkları sonucuna ulaşılmış olduğunu, ayrıca tarafların pandemiden uzun zaman önce, boşanmalarından uzun zaman sonra, 09.10.2014 tarihinde Karşıyaka Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne giriş yaptırdıklarının tespit edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; ... T.C. kimlik numaralı davacı ...'a ... Bağ-Kur sicil numaralı ... babası ... ... üzerinden bağlanılan ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödenen aylıklar ile ... ikramiyesinin borç olarak kaydedilmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptali ile davacıya ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanılmasına, biriken aylıkların ve ... ikramiyelerinin ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davacıya ödenmesine ve davacının Kuruma 25.11.2021 tarih ve ... sayılı, 25.11.2021 tarih ve ... sayılı borç bildirim belgeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle, 1.Tanık ...'ın denetmene vermiş olduğu ifade ile Mahkemede vermiş olduğu ifadenin çelişkili olduğu hususunun gözardı edildiğini, 2.Davacı ...’ın 20.11.2020 tarihli ifadesinde; “.. Eşim koah hastası olduğu, pandemi nedeniyle ve de çocuklarına çok bağlı olduğu için yaklaşık 7-8 aydır bizim evimize sıklıkla gelir gider ve kalır. Hasta olduğu için bizim evde bakımı ile ilgilenmekteyim. Dün eşim benim evimde kaldı.” şeklindeki beyanlarının gözardı edildiğini, 3.Boşanılan eş ... ...'nun 23.11.2020 tarihli ifadesinde "Bu adreste kaldığım yerin fiziki koşulları uygun olmadığı için eski eşim ve oğlum benim burada kalmama izin vermediler. Hiç bir gelirim olmadığı ve bakıma ihtiyacım olduğu için eski eşim ... pandemi dönemi başladı başlayalı bakımımla ilgilenmektedir.” şeklindeki beyanlarının gözardı edildiğini, 4.Davacının eski eşinin bildirdiği diğer adreslerde o çevrede tanınmadığının görüldüğünü, Ayrıca tarafların pandemiden uzun zaman önce, boşanmalarından uzun zaman sonra, 09.10.2014 tarihinde Karşıyaka Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne giriş yaptırdıkları tespit edildiğini, 5. Kararda birlikte yaşama olgusunun gerçekleşmediği sonucuna varmak için tanık anlatımlarının eksik ve yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek aylığının kesilmesine yönelik tesis edilen işlemin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkindir. Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanunun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Eldeki davada, davacı ve eski eşinin 15.03.2004 tarihinde boşandıkları, 19.01.2008 tarihinde davacının babasının vefat ettiği, davacıya 18.09.2008 tarihli talebine istinaden 01.12.2008 tarihinde ölüm aylığı bağlandığı, ihbar üzerine davacı hakkında Kurum denetmeni tarafından 18.12.2020 tarihli araştırma raporunun düzenlendiği, rapora istinaden Ekim 2008 dönemi itibariyle aylığın kesildiği; inceleme kapsamında beyanına başvurulan tanık ...'ın davacı ve eşinin birlikte yaşadığını beyan ettiği ve imzasıyla tasdik ettiği, Kurum denetmenince düzenlenen tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, kaldı ki tanığın da duruşmada alınan beyanında Kurum denetmenine verdiği beyanları tam olarak inkâr etmediği, davacının eski eşi ile apartmanda bir kaç kez karşılaştığını ve selamlaştığını beyan ettiği, bu hâle göre Mahkemece delillerin değerlendirilmesi noktasında hataya düşüldüğü görülmektedir. Diğer taraftan, eski eşin denetmene verdiği 23.11.2020 tarihli beyanında "Bu adreste kaldığım yerin fiziki koşulları uygun olmadığı için eski eşim ve oğlum benim burada kalmama izin vermediler. Hiç bir gelirim olmadığı ve bakıma ihtiyacım olduğu için eski eşim ... pandemi dönemi başladı başlayalı bakımımla ilgilenmektedir.” dediği; davacının denetmene verdiği 20.11.2020 tarihli beyanında “.. Eski eşim koah hastası olduğu, pandemi nedeniyle ve de çocuklarına çok bağlı olduğu için yaklaşık 7-8 aydır bizim evimize sıklıkla gelir, gider ve kalır. Hasta olduğu için bizim evde bakımı ile ilgilenmekteyim. Dün eşim benim evimde kaldı.” dediği, ayrıca eski eşin ikametgah adreslerinde yapılan çevresel soruşturmalarda kendisinin tanınmadığı, yine 09.10.2014 tarihinde ... Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne birlikte giriş yaptırdıkları, son olarak ihbar edenin detay vererek, somut vakıalar ileri sürerek ihbarda bulunduğu değerlendirildiğinde, Mahkemece tüm bu hususlar irdelenmeksizin, hatalı değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, Kurum denetmenince beyanı alınan tanığın apartmana taşınmasından önceki dönem yönünden apartman yöneticisi ve kapıcısı dinlenilmeli, apartmanın genel kurul toplantı katılım belgeleri ve davacının aidat ödeme belgeleri getirtilmeli, tüm dönemle ilgili olarak, davacı ve eski eşinin sağlık kuruluşlarına verdikleri adres ve iletişim bilgileri sorulmalı ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a1a9f6a2ea47f97d 7797c5e9d33600ef