Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1622 E., 2025/12134 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1622 E., 2025/12134 K. (18.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1622
Karar No
2025/12134
Karar Tarihi
18.09.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/1622 E. , 2025/12134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1337 E., 2024/1616 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/567 E., 2024/134 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın davalı işyerinde 6 yıldan beri çalıştığını, 2016 yılı Şubat ayı içerisinde eleman eksikliğinden davalı iş yerinin alt katında bulunan kesimhanede görevlendirildiğini, aylık asgari ücret kısmı bankadan 250 TL'si elden olmak üzere maaş ile çalıştığını, 29.03.2016 tarihinde davacının kullanmakta olduğu kesme makinesinin korumasının davalı işveren tarafından sökülmüş olması sebebiyle meydana gelen iş kazası sonucu sol kolunun bileğinden kesildiğini, hayati tehlike atlattığını, kazanın davalının işçi sağlığı iş güvenliğine ilişkin görev ve sorumlulukların yerine getirmediğinden kaynaklandığını, davalı hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralanmaya sebebiyet vermek suçundan İstanbul Cumhuriyet Savcılığında soruşturma başlatıldığını sonuç olarak şimdilik fazlaya dair tüm alacak, hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla 4.000 TL maddi, 180.000 TL manevi tazminat olmak üzere 184.000 TL tazminatın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili talebinde bulundukları görülmüştür. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini ıslah ederek ıslah dilekçesi doğrultusunda alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddinin gerektiği, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin %100 kusurlu olduğu, davalının iş güvenliği ve sağlığı konusunda gerekli eğitimleri tüm çalışanlarına süresinde ve eksiksiz verdiğini, tüm koruyucu ve önleyici tedbirleri aldığını, zararın büyümesini ve engellemeye ve zararın giderilmesine yönelik üzerine düşen tüm görevleri fazlası ile yerine getirdiğini, ayrıca davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesini, sonuç olarak haksız ve mesnetsiz davanın reddi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı Vekili istinaf sebepleri olarak; 6100 sayılı HMK’nın 176. madde ve devamı maddeleri uyarınca ek bilirkişi raporunda hesaplanan 861.617,86.-TL maddi tazminat için arttırım dilekçesinden sonra ıslah etmek ve eksik harcın yatırılmak üzere taraflarına süre verilmesi talep edilmiş ise de, Mahkemenin yukarıda değinilen hususları gözden kaçırdığını ve dosyayı huzurdaki haliyle karar verdiğini, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle talep arttırım yanında ıslah haklarının da bulunduğu, paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş olmasının vicdanları yaralar nitelikte olduğunu belirtmiş ve davanın istemleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekili istinaf sebepleri olarak; Gerek davacının ağır kusurlu olduğu ülkemizdeki yaşam süresinin 65 yaş olduğu ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 73 yaşın esas alınarak hesaplama yapıldığını yine davacının hali hazırda sigortalı bir işte çalıştığı maluliyetinin çalışmasına engel bir durum olmadığını, ayrıca kendi ağır kusuru sonucu iş kazasına sebebiyet veren davacıya müvekkili şirket yetkilisi tarafından uzuv tatili veya kaybı yaşamaması için en kaliteli ve en pahalı tedavi yöntemi uygulandığını, manevi tazminat yönünden de davanın reddi gerektiğini, maddi tazminat hesabında güncel asgari ücret üzerinden kabul kararı vermesi nedeniyle kaza tarihinden yasal faiz işletilmesi yönündeki kararın da hak ve nesafet ilkesine aykırı olduğunu, manevi tazminat alacağında da dava tarihinin esas alınması gerektiğinin genel hukuk ilkesi gereği olduğunu, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının maluliyet oranındaki kendi ağır ihmali ve dikkatsizliğinin hesap raporunda dikkate alınmadığını, mevcut maluliyet oranının işgücü kaybı ile ölçülü olarak hesaplanmadığını, zira çalışma gücünü olumsuz etkileyebilecek bir nitelikte bulunmadığı aktif ve pasif dönem hesaplama şeklinin, davacı lehine olacak şekilde taraflı ve hukuka aykırı olarak hazırlandığını, davacı tarafın ıslah/talep arttırım dilekçesi ile birlikte ikinci ıslah dilekçesini işbu rapor doğrultusunda sunduğu açıkça görülmesine rağmen bu yöndeki itirazlarının yine yerel mahkemece kabul görmediğini, usul ve kanuna aykırı eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda tesis edilen hükümle birlikte tavzih kararı ve hükmedilen vekalet ücreti yönünden davacı tarafa manevi tazminat yönünden ayrıca vekalet ücreti tesisi ile lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin düşürülmesi yönündeki ek kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. 16. 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Temyiz eden tarafın yargı harçlarından istisna veya muafiyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca; yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz şeklinde belirlenmiştir. Davacı vekilince davalı vekilince sunulan temyiz dilekçesinin tebliği üzerine süresi içerisinde sunduğu 21.08.2024 tarihli dilekçesi ile kararın maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden kaldırılarak talepleri gibi kabul edilmesini beyan eder temyiz dilekçesi sunduğu, ancak harç yatırmadığı, Dairemiz 07.11.2024 tarihli geri çevirme kararı ile harç eksikliği nedeniyle dosyanın Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece davacı vekiline eksik harçların ikmali amacıyla 12.12.2024 tarihli muhtıra çıkarıldığı, davacı vekiline anılan muhtıranın 17.12.2024 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz talebinin süresi içerisinde harç yatırılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece davaya konu iş kazasından kaynaklanan maddi zararın tespiti amacıyla 14.02.2023 tarihli kök hesap raporu aldırıldığı, anılan raporda davacının zararının 237.933,86 TL olarak hesaplandığı, anılan rapora davacı vekilince itiraz edilmediği, davalı tarafça itiraz dilekçesi sunulduğu, takip eden 29.03.2025 tarihli celsede davacı vekilince taraflarınca davalı vekilince sunulan itirazların kabul edilmediği beyan edilerek ek rapor alınmayacak ise davayı ıslah etmek üzere süre talep edildiği, Mahkemece celsede davacı vekiline 2 no.lu ara karar ile süre verildiği, davacı vekilince raporda yer alan miktar üzerinden 30.03.2023 tarihli dilekçesi ile talep arttırım dilekçesi sunulduğu, yine takip eden 05.07.2023 tarihli celsede davacı vekilince bu kez asgari ücret değişikliği nedeniyle yeniden hesap raporu aldırılmasının talep edildiği, Mahkemece dosyanın ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi olunduğu, 01.02.2024 tarihli ek hesap raporunda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle davacının zararının bu kez 861.617,86 TL olarak hesaplandığı, davalı vekilince anılan rapora itiraz edildiği, davacı vekilince ise yeniden ıslah için süre talep edildiği, Mahkemece 27.03.2024 tarihli hüküm celsesinde taraf vekillerinin taleplerinin reddi ile davacı lehine 01.02.2024 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle taleple bağlı kalınarak 237.933,86 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacı vekilince 14.12.2023 tarihli kök hesap raporuna itiraz edilmemekle davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu hususu göz ardı edilerek bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle maddi zarar hesabı yapılan 01.02.2024 tarihli ek hesap bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; 14.02.2023 tarihli kök hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmeyerek davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hakkı gözeten bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! adcc79e59a1d8a2d 3ae1fb483d8e9d05 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/1622 E. , 2025/12134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1337 E., 2024/1616 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/567 E., 2024/134 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın davalı işyerinde 6 yıldan beri çalıştığını, 2016 yılı Şubat ayı içerisinde eleman eksikliğinden davalı iş yerinin alt katında bulunan kesimhanede görevlendirildiğini, aylık asgari ücret kısmı bankadan 250 TL'si elden olmak üzere maaş ile çalıştığını, 29.03.2016 tarihinde davacının kullanmakta olduğu kesme makinesinin korumasının davalı işveren tarafından sökülmüş olması sebebiyle meydana gelen iş kazası sonucu sol kolunun bileğinden kesildiğini, hayati tehlike atlattığını, kazanın davalının işçi sağlığı iş güvenliğine ilişkin görev ve sorumlulukların yerine getirmediğinden kaynaklandığını, davalı hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralanmaya sebebiyet vermek suçundan İstanbul Cumhuriyet Savcılığında soruşturma başlatıldığını sonuç olarak şimdilik fazlaya dair tüm alacak, hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla 4.000 TL maddi, 180.000 TL manevi tazminat olmak üzere 184.000 TL tazminatın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili talebinde bulundukları görülmüştür. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini ıslah ederek ıslah dilekçesi doğrultusunda alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddinin gerektiği, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin %100 kusurlu olduğu, davalının iş güvenliği ve sağlığı konusunda gerekli eğitimleri tüm çalışanlarına süresinde ve eksiksiz verdiğini, tüm koruyucu ve önleyici tedbirleri aldığını, zararın büyümesini ve engellemeye ve zararın giderilmesine yönelik üzerine düşen tüm görevleri fazlası ile yerine getirdiğini, ayrıca davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesini, sonuç olarak haksız ve mesnetsiz davanın reddi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı Vekili istinaf sebepleri olarak; 6100 sayılı HMK’nın 176. madde ve devamı maddeleri uyarınca ek bilirkişi raporunda hesaplanan 861.617,86.-TL maddi tazminat için arttırım dilekçesinden sonra ıslah etmek ve eksik harcın yatırılmak üzere taraflarına süre verilmesi talep edilmiş ise de, Mahkemenin yukarıda değinilen hususları gözden kaçırdığını ve dosyayı huzurdaki haliyle karar verdiğini, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle talep arttırım yanında ıslah haklarının da bulunduğu, paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş olmasının vicdanları yaralar nitelikte olduğunu belirtmiş ve davanın istemleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekili istinaf sebepleri olarak; Gerek davacının ağır kusurlu olduğu ülkemizdeki yaşam süresinin 65 yaş olduğu ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 73 yaşın esas alınarak hesaplama yapıldığını yine davacının hali hazırda sigortalı bir işte çalıştığı maluliyetinin çalışmasına engel bir durum olmadığını, ayrıca kendi ağır kusuru sonucu iş kazasına sebebiyet veren davacıya müvekkili şirket yetkilisi tarafından uzuv tatili veya kaybı yaşamaması için en kaliteli ve en pahalı tedavi yöntemi uygulandığını, manevi tazminat yönünden de davanın reddi gerektiğini, maddi tazminat hesabında güncel asgari ücret üzerinden kabul kararı vermesi nedeniyle kaza tarihinden yasal faiz işletilmesi yönündeki kararın da hak ve nesafet ilkesine aykırı olduğunu, manevi tazminat alacağında da dava tarihinin esas alınması gerektiğinin genel hukuk ilkesi gereği olduğunu, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının maluliyet oranındaki kendi ağır ihmali ve dikkatsizliğinin hesap raporunda dikkate alınmadığını, mevcut maluliyet oranının işgücü kaybı ile ölçülü olarak hesaplanmadığını, zira çalışma gücünü olumsuz etkileyebilecek bir nitelikte bulunmadığı aktif ve pasif dönem hesaplama şeklinin, davacı lehine olacak şekilde taraflı ve hukuka aykırı olarak hazırlandığını, davacı tarafın ıslah/talep arttırım dilekçesi ile birlikte ikinci ıslah dilekçesini işbu rapor doğrultusunda sunduğu açıkça görülmesine rağmen bu yöndeki itirazlarının yine yerel mahkemece kabul görmediğini, usul ve kanuna aykırı eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda tesis edilen hükümle birlikte tavzih kararı ve hükmedilen vekalet ücreti yönünden davacı tarafa manevi tazminat yönünden ayrıca vekalet ücreti tesisi ile lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin düşürülmesi yönündeki ek kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. 16. 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Temyiz eden tarafın yargı harçlarından istisna veya muafiyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca; yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz şeklinde belirlenmiştir. Davacı vekilince davalı vekilince sunulan temyiz dilekçesinin tebliği üzerine süresi içerisinde sunduğu 21.08.2024 tarihli dilekçesi ile kararın maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden kaldırılarak talepleri gibi kabul edilmesini beyan eder temyiz dilekçesi sunduğu, ancak harç yatırmadığı, Dairemiz 07.11.2024 tarihli geri çevirme kararı ile harç eksikliği nedeniyle dosyanın Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece davacı vekiline eksik harçların ikmali amacıyla 12.12.2024 tarihli muhtıra çıkarıldığı, davacı vekiline anılan muhtıranın 17.12.2024 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz talebinin süresi içerisinde harç yatırılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece davaya konu iş kazasından kaynaklanan maddi zararın tespiti amacıyla 14.02.2023 tarihli kök hesap raporu aldırıldığı, anılan raporda davacının zararının 237.933,86 TL olarak hesaplandığı, anılan rapora davacı vekilince itiraz edilmediği, davalı tarafça itiraz dilekçesi sunulduğu, takip eden 29.03.2025 tarihli celsede davacı vekilince taraflarınca davalı vekilince sunulan itirazların kabul edilmediği beyan edilerek ek rapor alınmayacak ise davayı ıslah etmek üzere süre talep edildiği, Mahkemece celsede davacı vekiline 2 no.lu ara karar ile süre verildiği, davacı vekilince raporda yer alan miktar üzerinden 30.03.2023 tarihli dilekçesi ile talep arttırım dilekçesi sunulduğu, yine takip eden 05.07.2023 tarihli celsede davacı vekilince bu kez asgari ücret değişikliği nedeniyle yeniden hesap raporu aldırılmasının talep edildiği, Mahkemece dosyanın ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi olunduğu, 01.02.2024 tarihli ek hesap raporunda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle davacının zararının bu kez 861.617,86 TL olarak hesaplandığı, davalı vekilince anılan rapora itiraz edildiği, davacı vekilince ise yeniden ıslah için süre talep edildiği, Mahkemece 27.03.2024 tarihli hüküm celsesinde taraf vekillerinin taleplerinin reddi ile davacı lehine 01.02.2024 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle taleple bağlı kalınarak 237.933,86 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacı vekilince 14.12.2023 tarihli kök hesap raporuna itiraz edilmemekle davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu hususu göz ardı edilerek bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle maddi zarar hesabı yapılan 01.02.2024 tarihli ek hesap bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; 14.02.2023 tarihli kök hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmeyerek davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hakkı gözeten bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! adcc79e59a1d8a2d 3ae1fb483d8e9d05 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı