Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/1179 E., 2025/5381 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1179 E., 2025/5381 K. (09.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1179
Karar No
2025/5381
Karar Tarihi
09.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/1179 E. , 2025/5381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3099 E., 2024/3402 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/82 E., 2024/214 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverene ait iş yerinde 01.02.2009-01.10.2016 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, davalı iş yerinde işe başlama tarihinin 01.02.2009 olduğu halde, Sosyal Güvenlik Kurumuna 12.09.2013 olarak bildirildiğini ve bu tarihten itibaren prim yatırılmaya başlandığını öğrendiğini beyanla davacının 01.02.2009-12.09.2013 tarihleri arası hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının müvekkiline ait iş yerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimin yapıldığını, çalıştığı günlerin düzenli olarak bildirildiğini, prim borçlarının ödendiğini, davacının 01.10.2016 tarihinde sebepsiz olarak işten çıkarıldığı iddiasının soyut ve kötü niyetli olduğunu, söz konusu iş yerine KHK ile kayyum atandığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet tespiti talebinin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının hizmetlerinin eksik bildirildiğine ilişkin iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.12.2016 tarihinden itibaren davanın açıldığı 09.02.2023 tarihine kadarki sürede talebin hak düşürücü süreye uğradığı değerlendirilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ilk işe giriş bildirgesi verilmesi halinde hak düşürücü sürenin dikkate alınmayacağını, ayrıca FETÖ soruşturması kapsamında iş yeri TMSF'ye devredildiği için davacının gerekli talep ve dava haklarını kullanamadığını, hak düşürücü süre hesabında işbu mücbir sebebin dikkate alınması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.02.2009 ile 12.09.2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 09.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır. Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir. 506 sayılı Kanunun 79/1 ve 5510 sayılı Kanunun 86/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır. Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir Somut olayda da, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği bir kısım çalışmalarının işe giriş bildirgesinin verildiği 12.9.2013 tarihinden itibaren kuruma bildirildiği, öncesindeki 1.2.2009 tarihinden itibaren başlayan çalışmalarının blok çalışma olarak gerçekleştiği bu tarihten itibaren çalışmalarına ara vermediği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Mahkeme kararı bu nedenle yerinde olmadığından, kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28d993ff5acace10 bc863eeb11cdccdf

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı