10. Hukuk Dairesi 2024/9202 E. , 2025/5926 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2177 E., 2024/768 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/37 E., 2021/273 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 10.04.2013-28.10.2016 tarihleri arasında ring işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin ring makinasının kovaya aktarması gerekirken yere attığı bobinleri toplarken yerinde kaygan olması nedeniyle sırt üstü düşerek sırtını makinaya çarptığını, olay anında birşey hissetmeyen müvekkilinin ertesi gün göğüs ağrılarının artması nedeniyle ... Devlet Hastanesine başvurduğunda darbe sonrası ciğerlerinde yırtılma olduğu belirtildiğini ve müvekkilinin birden çok operasyon geçirdiğini, müvekkilinin tedavi süresince ve sonrasında da iş gücünde meydana gelen kayıp nedeniyle çalışamaması nedeniyle maddi zararı olduğunu, bu nedenle 10.000,00 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminat'ın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkette 10.04.2013 tarihinden 28/10/2016 tarihine kadar çalıştığını, dava dilekçesinde iddia edilen hususları kabul etmediklerini, davacının müvekkili şirket nezdinde fasılalı olarak çalıştığını, birçok kez işten çıkıp yeniden işe girdiğini, davacıya verilen işin ring işinden daha ağır bir iş olmadığını, davacının yerin kaygan olması nedeniyle kaymasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacının yaralanmasına neden olan olayın müvekkili davalı şirkette çalıştığı sırada mı yoksa başka bir yerde mi olduğu hususu şüpheli olduğunu, müvekkili şirket nezdinde çalışan tüm işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, gerekli ekipman ve kıyafetlerin sağlandığını, davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak açmış olduğu davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi hususunda karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ''..Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; işbu davanın mahiyeti itibariyle iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasına vücut verdiği, davanın sonucunun yargılama aşamasında aldırılacak kusur raporu ve maluliyet oranının tespiti neticesinde belirleneceğinin aşikar olduğu, Mahkememizce 26.02.2021 tarihli 19. celsede dosyanın kusur raporu tanzimi için bilirkişi heyetine verilmesi ve gerekli masrafın davacı tarafça karşılanmasına yönelik ara karar kurulduğu, ara kararın yerine getirilmesi amacıyla 08.03.2021 tarihli muhtıra hazırlandığı, anılan muhtıranın davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı vekilinin kendisine verilen kesin süreye rağmen gerekli delil avansını yatırmadığı, davacı vekilinin eski ... getirme talebinde de bulunmadığı, HMK'nın 324. maddesi hükmü uyarınca delil avansını verilen kesin süre içerisinde yatırmayan davacı tarafın talep ettiği bilirkişi delilinin ikamesinden vazgeçmiş sayılması gerektiği ve bu sebeple kusur raporu aldırılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davacının maluliyet oranı %10'un altında olduğundan söz konusu kazaya ilişkin tarafların kusur durumlarını gösterir müfettişlik raporunun da hazırlanmadığı sabit olup, dosyadaki mevcut delil durumu gözönüne alındığında davacı tarafın davalının kusurlu olduğunu ispat edemediği anlaşılmış, davacı tarafça kanıtlanamayan davanın reddine,..'' karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen süreye rağmen kusur bilirkişi kurulu ücretleri yatırılmadığından dolayı davanın esastan reddine karar vermiş olup, söz konusu karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirtmek gerekir ki, söz konusu dava Yargıtay kararları gereği resen incelemeye tabi olup, davacı tarafından süresinde yatırılmayan bilirkişi giderlerinin suç üstü ödeneğinden yatırılması ve dava sonunda haksız çıkan tarafın tahsili gerektiğini, ayrıca, T.C. Adalet Bakanlığı Bilirkişi Daire Başkanlığının 07.09.2020 tarihli "bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeler ve bilirkişi raporlarında bulunması gereken standartlar" Başlıklı genel yazısının 27. maddesinde açıkca; "...Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi, münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (Asli - Tali Kusurlu, Kusursuz, Yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi Yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeyi ifade eder...." denildiğini, bu nedenle, söz konusu kusur bilirkişi raporunun gününde ödenmemesi, kusur bilirkişisi incelemesine yönelik kanıttan sarfınazar edildiği sonucunu doğursa da davanın reddine gerekçe olamayacağını, dinlenen tanık beyanları ile dava konusu iş kazasının nasıl ve ne şekilde meydana geldiği tespit edildiğine göre Mahkemece, 6331 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda işkazasının oluşumundaki etmenler araştırılmak suretiyle müvekkilin tespit edilecek maddi zararından gerekli hakkaniyet indirim suretiyle sonuca gidilmesi gerektiğini, 6331 sayılı Kanun'un uygulanması ve somut olaylara uygulanması hakimin bilgisi ve görgüsü dahilinde olmakla, bu hususta gerekli hukuki donanım sahibi olmayan teknik bilirkişi sıfatıyla yasanın uygulanmasının Mühendislere bırakılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir an için müvekkilin ciğerlerinin yırtılması nedeniyle sürekli işgöremezliğinin söz konusu olmasa dahi, iç organında ve kalpten sonra en hassas oranında meydana gelen yırtılma, geçirdiği operasyonlar nedeniyle müvekkil lehinde en azından manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın bütünüyle reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davacı vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.