10. Hukuk Dairesi 2024/6012 E. , 2025/7575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/156 E., 2024/45 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Barış Kılılç tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin T.C. Ziraat Bankası ve T.Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı nezdindeki sigortalılık süresi ve ödemiş olduğu primleri karşılığında 15.07.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 15.07.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı Vakıf tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Vakıf yönünden davanın usul yönünden reddi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmeden müvekkili Vakıf tarafından aylık bağlanmasının mümkün olmadığını, davanın İstanbul Anadolu iş Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacının Vakıf'a bağlı olarak çalıştığı sürede emekliliğe hak kazanmadığını, Vakıf'tan emekli olma isteği yönünden bir başvurusunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; T.C. Ziraat Bankası A.Ş.-T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfına tabi görev yapmakta iken 02.10.2002 tarihinde 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca özelleştirmeden dolayı ...Yurdunda hizmetli olarak atanan davacıya, mülga 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği 5434 sayılı Kanun kapsamında 15.07.2006 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığını müvekkili Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını belirterek davanın reddi istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 25.06.2021 tarih ve 2020/587 E., 2021/389 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli kararının, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarih ve 2021/1547 E., 2023/81 K. sayılı kararı ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Davacının vakıf hizmetlerine göre 15.07.2006 tarihinden itibaren davalı Vakıftan aylık bağlanmasına ilişkin karar yerinde görülmüş ise de davacının talebi bulunmamasına karşılık Mahkeme kararının doğal sonucu olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın iptali gerekeceği, görev konusunun kamu düzeninden olması ve bu hususta görevli yargı kolunun idare mahkemeleri olması karşısında, Mahkemece, 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık yönünden tefrik kararı verilip tefrik edilen dosya hakkında yargı yolu uyuşmazlığı nedeniyle red kararı verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili talep yönünden tefrik kararı verildikten sonra davalı Vakıftan aylık bağlanması talebi yönünden, "1-Davanın kabulüne, 2-Davacıya davalı Vakıf nezdinde geçen hizmet süresi dikkate alınarak 15.07.2006 tarihinden geçerli olarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, " dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili, davalı Vakıf tarafından aylık bağlanması gerektiğinin hükümde açıkça yazılmadığı ile faize hükmedilmediğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2-Davalı Kurum vekili, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3-Davalı Vakıf vekili, davalı Kurum işleminin yerinde olduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu, Kurum tarafından bağlanan aylık iptal edilmeden vakıftan aylık bağlanamayacağını, vakıf hizmetlerinin aylık bağlanması için yetersiz olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya davalı vakıf üzerinden aylık bağlanıp bağlanamayacağına ilişkindir. 1-Davacı vekilinin faize ilişkin talebi yönünden yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamı öncesi vermiş olduğu kararda da faize hükmedilmemesi ve bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmemesi karşısında, işbu karar yönünden faize hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz isteminde hukuki yararın bulunmadığı belirgindir. 2-Tarafların diğer temyiz talepleri yönünden yapılan incelemeye gelince, temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına ve özellikle davalı vakıf nezdinde geçen hizmetlere göre davalı Vakıftan aylık bağlanması gerektiğinin anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davacı vekilinin faize ilişkin temyiz talebinin, hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE, 2-Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.