Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/2261 E., 2025/11158 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/2261 E., 2025/11158 K. (02.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2261
Karar No
2025/11158
Karar Tarihi
02.07.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/2261 E. , 2025/11158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1892 E., 2023/2287 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/140 E., 2021/381 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 08.09.1987- 20.08.2002 tarihleri arasında vakıf sigortalısı olarak çalıştığını ve 5223 gün prim ödediğini, 20.08.2002 tarihinden itibaren memur olarak atandığını, 15.09.2017 tarihinde başvuru üzerine Emekli Sandığı tarafından 15.09.2017 tarihi itibariyle aylık bağlandığını, müvekkilinin vakıf nezdindeki sigortalılık başlangıcı 08.09.1987 olup 20 yıl sigortalılık süresi ve 44 yaşını ikmal etmesi sebebiyle 5225 prim gün sayısı ile vakıftan aylık almasının mümkün olduğunu, müvekkilinin 5223 gün olan prim gün sayısını tamamlamak için doğum sonrası ücretsiz izinli olduğu 26.12.1990- 26.01.1991 tarihleri arasındaki sürenin 5 gününü borçlanmak üzere başvuruda bulunduğunu ancak vakıf tarafından reddedildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 41/a maddesine göre ücretsiz doğum yada analık izin sürelerinin borçlanılabileceğini, davalının vakıf senedinde buna aykırı bir düzenleme olmadığını belirterek, 26.12.1990- 26.02.1991 tarihleri arasındaki ücretsiz izin sürelerinin 5 günlük kısmının asgari ücret üzerinden borçlandırılması gerektiğinin tespitine ve aksi yöndeki vakıf işleminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle emekli olan davacının, hizmet birleştirmesi talebinden vazgeçerek yaptığı borçlanma talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, emsal kararların dikkate alınması gerektiğini, engel bir durumun bulunmadığını, borçlanma yapabileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı alan davacının, 5 günlük ücretiz izin süresini davalı Vakıf statüsünde borçlanıp borçlanamayacağına ilişkindir. 1.Dosya kapsamı incelendiğinde, 18.09.1987-20.08.2002 tarihleri arasında (5223 gün) davalı Vakfı sigortalısı olan davacının, 21.08.2002-17.08.2017 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının bulunduğu, 17.08.2017 tarihli dilekçe ile emekliye ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine 15.09.2017 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlandığı, 04.06.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı'na müracaat ederek vakıfta çalışmakta iken doğum nedeniyle kullanmış olduğu ücretsiz izinlerini borçlanmak isteğinde bulunduğu, iç yazışmalar yapıldığı ancak herhangi bir işlem yapılmadığı, emekli aylığı bağlandıktan sonra davacı vekilinin vakfa başvurarak davacının 26.12.1990- 26.02.1991 tarihleri arasında geçen ücretsiz izin sürelerinden 5 günlük süreyi borçlanma talebinde bulunduğu, hizmet borçlanmasının sigortalı çalışanlara tanınan bir hak olup yaşlılık aylığı alan kimselerin borçlanma yapamayacaklarından bahisle talebin reddedildiği anlaşılmıştır. 2.Davalı Vakıf, mülga 506 sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan geçici 20. maddesi hükmü kapsamında ve Türk Medeni Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır. 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 64. maddesiyle değişik son fıkrasında 506 sayılı Kanunu'nun Geçici 20. maddesinin 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanunla ekli Geçici 20. maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanun'un ek 36. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesine göre, devir için Cumhurbaşkanı yetkili kılınmış ise de halen devir işlemine ilişkin bir karar oluşturulmamıştır. 506 sayılı Kanun'un Geçici madde 20/2 hükmünde ise sandıkların personelinin 506 sayılı Kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacakları düzenlenmiştir. 3. 506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/1-b hükmüne göre, sandığa tabi personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda (506 sayılı Kanun) belirtilen yardımlar sağlanacaktır. 4. 5510 sayılı Kanun Geçici madde 20/4 hükmünde, “Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca devam edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 5. 5510 sayılı Kanunun Diğer Kanunlardaki Atıflar Başlıklı 104. maddesinde “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'lara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllük ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanun'un ilgili maddelerine yapılmış sayılır” hükmüne yer verilmiştir. 6.Yine 5510 sayılı Kanun'un 41/1-a maddesine göre, Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum yada analık izni süreleri ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri borçlanabileceği belirtilmiştir. 7.Diğer taraftan,Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Kanun'un amacı; hiçbir Kurumdaki hizmeti tek başına aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ya da hak sahiplerine, değişik Kurumlardaki hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmasını sağlamak, bu suretle değişik Kurumlardaki hizmetlerin ziyan olmasını önlemek olup, bazı Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçen hizmet süreleri toplamının tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde; diğer Kurumlarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde; sigortalının, yada, hak sahibinin iradesinin de bu yönde olması koşuluyla zorunluluk bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.03.2012 tarih ve 2011/813 E-2012/124 K sayılı ilamı da bu yöndedir. 8.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının borçlanma yapmak istemli işbu talebinde, yaşlılık aylığı statüsünün değişmesi söz konusu olacağından, hukuki yarar bulunduğuna dair Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi yerinde görülmekle birlikte, davacının tahsis talebinde, aylık bağlanacak kurum yönünden herhangi bir talebinin de bulunmadığı gözetilerek, bu talep tarihinde vakıf hizmetlerinin tek başına yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli olmadığı, borçlanma yapılması durumunda sadece vakıf hizmetleri üzerinden yaşlılık aylığının bağlanabileceği ile henüz emekli aylığı almadığı 2013 yılında borçlanma talebinin bulunması ve ilgili dönemde sigortalı olunması karşısında, gerek bu süreleri borçlanabileceğinin sabit olduğu ve gerekse de 2829 sayılı Kanun kapsamında tercihte bulunduğundan sözedilemeyeceği belirgindir. 6.O halde talebin kabulü yerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a04794c6540912e 4183cb208f638ccb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/2261 E. , 2025/11158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1892 E., 2023/2287 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/140 E., 2021/381 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 08.09.1987- 20.08.2002 tarihleri arasında vakıf sigortalısı olarak çalıştığını ve 5223 gün prim ödediğini, 20.08.2002 tarihinden itibaren memur olarak atandığını, 15.09.2017 tarihinde başvuru üzerine Emekli Sandığı tarafından 15.09.2017 tarihi itibariyle aylık bağlandığını, müvekkilinin vakıf nezdindeki sigortalılık başlangıcı 08.09.1987 olup 20 yıl sigortalılık süresi ve 44 yaşını ikmal etmesi sebebiyle 5225 prim gün sayısı ile vakıftan aylık almasının mümkün olduğunu, müvekkilinin 5223 gün olan prim gün sayısını tamamlamak için doğum sonrası ücretsiz izinli olduğu 26.12.1990- 26.01.1991 tarihleri arasındaki sürenin 5 gününü borçlanmak üzere başvuruda bulunduğunu ancak vakıf tarafından reddedildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 41/a maddesine göre ücretsiz doğum yada analık izin sürelerinin borçlanılabileceğini, davalının vakıf senedinde buna aykırı bir düzenleme olmadığını belirterek, 26.12.1990- 26.02.1991 tarihleri arasındaki ücretsiz izin sürelerinin 5 günlük kısmının asgari ücret üzerinden borçlandırılması gerektiğinin tespitine ve aksi yöndeki vakıf işleminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle emekli olan davacının, hizmet birleştirmesi talebinden vazgeçerek yaptığı borçlanma talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, emsal kararların dikkate alınması gerektiğini, engel bir durumun bulunmadığını, borçlanma yapabileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı alan davacının, 5 günlük ücretiz izin süresini davalı Vakıf statüsünde borçlanıp borçlanamayacağına ilişkindir. 1.Dosya kapsamı incelendiğinde, 18.09.1987-20.08.2002 tarihleri arasında (5223 gün) davalı Vakfı sigortalısı olan davacının, 21.08.2002-17.08.2017 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının bulunduğu, 17.08.2017 tarihli dilekçe ile emekliye ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine 15.09.2017 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlandığı, 04.06.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı'na müracaat ederek vakıfta çalışmakta iken doğum nedeniyle kullanmış olduğu ücretsiz izinlerini borçlanmak isteğinde bulunduğu, iç yazışmalar yapıldığı ancak herhangi bir işlem yapılmadığı, emekli aylığı bağlandıktan sonra davacı vekilinin vakfa başvurarak davacının 26.12.1990- 26.02.1991 tarihleri arasında geçen ücretsiz izin sürelerinden 5 günlük süreyi borçlanma talebinde bulunduğu, hizmet borçlanmasının sigortalı çalışanlara tanınan bir hak olup yaşlılık aylığı alan kimselerin borçlanma yapamayacaklarından bahisle talebin reddedildiği anlaşılmıştır. 2.Davalı Vakıf, mülga 506 sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan geçici 20. maddesi hükmü kapsamında ve Türk Medeni Kanun hükümlerine göre kurulmuş zorunlu sosyal yardım sandığıdır. 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 64. maddesiyle değişik son fıkrasında 506 sayılı Kanunu'nun Geçici 20. maddesinin 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanunla ekli Geçici 20. maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kalkacağı hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Kanun'un ek 36. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesine göre, devir için Cumhurbaşkanı yetkili kılınmış ise de halen devir işlemine ilişkin bir karar oluşturulmamıştır. 506 sayılı Kanun'un Geçici madde 20/2 hükmünde ise sandıkların personelinin 506 sayılı Kanun uygulamasında sigortalı sayılmayacakları düzenlenmiştir. 3. 506 sayılı Kanun’un Geçici madde 20/1-b hükmüne göre, sandığa tabi personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda (506 sayılı Kanun) belirtilen yardımlar sağlanacaktır. 4. 5510 sayılı Kanun Geçici madde 20/4 hükmünde, “Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca devam edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 5. 5510 sayılı Kanunun Diğer Kanunlardaki Atıflar Başlıklı 104. maddesinde “Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'lara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllük ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanun'un ilgili maddelerine yapılmış sayılır” hükmüne yer verilmiştir. 6.Yine 5510 sayılı Kanun'un 41/1-a maddesine göre, Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum yada analık izni süreleri ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri borçlanabileceği belirtilmiştir. 7.Diğer taraftan,Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Kanun'un amacı; hiçbir Kurumdaki hizmeti tek başına aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ya da hak sahiplerine, değişik Kurumlardaki hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmasını sağlamak, bu suretle değişik Kurumlardaki hizmetlerin ziyan olmasını önlemek olup, bazı Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçen hizmet süreleri toplamının tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde; diğer Kurumlarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde; sigortalının, yada, hak sahibinin iradesinin de bu yönde olması koşuluyla zorunluluk bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.03.2012 tarih ve 2011/813 E-2012/124 K sayılı ilamı da bu yöndedir. 8.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının borçlanma yapmak istemli işbu talebinde, yaşlılık aylığı statüsünün değişmesi söz konusu olacağından, hukuki yarar bulunduğuna dair Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi yerinde görülmekle birlikte, davacının tahsis talebinde, aylık bağlanacak kurum yönünden herhangi bir talebinin de bulunmadığı gözetilerek, bu talep tarihinde vakıf hizmetlerinin tek başına yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli olmadığı, borçlanma yapılması durumunda sadece vakıf hizmetleri üzerinden yaşlılık aylığının bağlanabileceği ile henüz emekli aylığı almadığı 2013 yılında borçlanma talebinin bulunması ve ilgili dönemde sigortalı olunması karşısında, gerek bu süreleri borçlanabileceğinin sabit olduğu ve gerekse de 2829 sayılı Kanun kapsamında tercihte bulunduğundan sözedilemeyeceği belirgindir. 6.O halde talebin kabulü yerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a04794c6540912e 4183cb208f638ccb ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı