10. Hukuk Dairesi 2024/2025 E. , 2025/1635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/180 E., 2023/1938 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/649 E., 2022/725 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvuru harcının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle verdiği ek karara karşı istinaf başvurusunun reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde çalıştığı sırada 22.10.2016 tarihinde yük asansörünün tekerleğinin kırılması sonucu 3. kattan asansörle birlikte yere düştüğünü, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucu davacının sürekli işgöremezlik derecesinin %31,20 olarak belirlendiğini, davalı işverenin hiçbir iş güvenliği tedbiri almadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL işgücü kaybı, 500,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması, 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itbaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 22.10.2016 tarihinde sadece 1 günlüğüne vasıfsız eleman statüsünde o güne tekabül edecek asgari ücret tutarında ücret miktarı ile çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi dekorasyon/inşaat ustası olarak çalışmadığını, davacının 2. katta çalışırken birden bire düştüğünün müvekkiline bildirildiğini, davacının asansör ve asansör başında herhangi bir işi olmadığını, kusur izafe edilebilmesinin mümkün olmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu açıklanarak alınan bilirkişi raporları doğrultusunda; "Asıl dava yönünden; Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1)Davacının geçici-sürekli iş göremezliğe ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminata ilişkin maddi tazminat taleplerinin kabulüyle bilirkişi raporunda geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin hesaplanan 935.581,35 TL 'den Kurumca davacıya ödendiği bildirilen fiili ödemeden davacı tarafın kusur oranına göre hesaplanan 94.156,40 TL mahsup edildikten sonra kalan 841.424,95 TL maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 236.376,49 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve 100 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminatın toplamı olan 236.476,49 TL'nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2)Davacının tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüyle resen hesaplanan 3.087,50 TL tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 500,00 TL nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, 3)Davacının bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle resen hesaplanan 3.707,82 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan %50 oranında karineye dayalı makul indirim yapılarak hesaplanan 1.853,91 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 100,00 TL'nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, 4)Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulüyle 49.800,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen dava yönünden; Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1)Davacının geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat taleplerinin kabulüyle bilirkişi raporunda geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin hesaplanan 935.581,35 TL'den Kurumca davacıya ödendiği bildirilen fiili ödemeden davacı tarafın kusur oranına göre hesaplanan 94.156,40 TL mahsup edildikten sonra kalan 841.424,95 TL maddi tazminattan asıl davada karara bağlanan 236.376,49 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve 100 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminatın toplamı olan 236.476,49 TL'nin mahsubu ile bulunan 604.948,46 TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2)Davacının tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüyle resen hesaplanan 3.087,50 TL tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminattan asıl davada karar bağlanan 500,00 TL'nin mahsubu ile bulunan 2.587,50 TL tedavi giderlerine ilişkin tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3)Davacının bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle resen hesaplanan 3.707,82 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan %50 oranında karineye dayalı makul indirim yapılarak hesaplanan 1.853,91 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan asıl davada karar bağlanan 100,00 TL'nin mahsubu ile 1753,91 TL bakıcı giderine ilişkin tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesi ile dava ve birleşen dava yönünden aleyhlerine hatalı vekalet ücreti hükmedildiğini, manevi tazminat talebinin tam olarak kabul edilmesi gerektiğini, maddi tazminat açısından kararın eksik kaldığını, davacıya kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacının hesaplamaya esas olan ücretinin düşük alındığını, sid oranının yüzde 31,2 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Sid oranına itiraz ettiklerini, bu kapsamda ayrıntılı olarak araştırma yapılmadığını, geçici iş göremezlik yönünden eksik karar verildiğini, bakıcı giderine yüzde 50 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, lehlerine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin eksik olduğunu, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dosyada bulunan tedbir ve haciz kararlarının devam etmesi gerektiğini ve alacağın semeresiz kalmaması için işlem tesis edilmesini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile davacının işyerinde bir günlüğüne inşaatın temizlenmesi için görevlendirildiğini, davacının ağır kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, gerçekleşen kazanın iş kazası olduğu bile meçhulken müvekkiline yüksek oranda kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davasında ek dava açılamyacağını, ek dava açıldıktan sonra doğrudan birleştirte kararı verildiğini, birleştirme kararının doğrudan tebliğ edildiğini ek dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, ek davaya ilişkin ön inceleme duruşması yapılmadığını, delil toplanmadığını tanık dinlenmediğini, PMF 1931 tablosu yerine TRH-2010 tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde; davalı vekili alınması gerekli istinaf başvuru harcı ile nisbi istinaf karar harcını yatırmadığından Mahkemece davalı vekiline eksik harçları 1 haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması, aksi takdirde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin muhtıranın 13.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece 27.12.2022 tarihli ek karar ile gerekli harçların yatırılmaması nedeni ile davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verildiği, alınması gerekli istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcı verilen kesin sürede ikmal edilmemiş olup davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusu isabetsizdir. Bu açıklamalar altında davalı tarafın ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu incelendiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporunda; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkemece iki inşaat bir makina mühendisinden oluşan heyetten alınan 18.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece alınan rapor doğrultusunda hesaplama yaptırılarak hüküm kurulmuştur. Davacı davalı işyerinde çalıştığı sırada yük asansörü ile birlikte yere düşmüştür. Hükme esas alınan kusur oranları davacı lehine olup davacı vekilinin kusura yönelik istinafı yerinde değildir. Kontrol kaydı içermeyen 08.05.2018 tarihli Kurum Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulu Raporu, 15.04.2020 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ve 12.03.2021 tarihli Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Raporunda sürekli iş göremezlik derecesinin %31,2 olduğu, bakıma muhtaç olmadığı belirtilmiştir. Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporları birbirini teyit etmiş olup davacı vekilinin maluliyete ilişkin istinafı yerinde değildir. Mahkemece hesaplamaya ilişkin alınan ilk raporda PMF 1931 tablosuna göre hesaplama yapılmış, davacı vekili hesaplama yöntemine itirazda bulunmadığı halde Mahkemece TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılan ek rapora göre hüküm kurulması hatalı ise de dosyada davalı istinafı bulunmadığından kaldırma sebebi yapılamamıştır. Dosyada hesaba ilişkin alınan asıl raporda davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış olup davacı vekili ücrete ilişkin itirazda bulunmamış ve rapor doğrultusunda ıslah dilekçesini sunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda usulü kazanılmış hak ilkesi gereği davacının ücretinin asgari ücret olarak hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin ücrete yönelik istinafı yerinde bulunmamıştır. Hüküm altına alınan alacaklardan Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin davalı işverenin kusuru oranında tenzili yerindedir. İş kazası sebebiyle davacı sigortalının yardıma muhtaç olmadığının tespit edilmesine aynı zamanda davacı sigortalının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin bulunduğunu da usulüne uygun olarak ispat edememesine göre bakıcı gideri ve tedavi gideri yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.12.2022 tarih 2021/10363 Esas - 2022/16326 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Davacı vekilinin tedavi ve bakıcı giderine ilişkin istinafı sıfatına göre yerinde olmadığı..." gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ek kararına yönelik istinaf talebinin reddi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemi yönünden; HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1. madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilecektir. Katılma yoluyla temyiz hakkı, temyiz başvurusunda bulunmamış olan tarafa diğer tarafın temyiz başvurusuna cevapla ve onun temyiz sebepleri ile bağlı olarak kanun yoluna başvurma imkanı veren bir hak olup, tarafların karşılıklı olarak temyize katılmalarından bahsedilebilirken, davanın aynı tarafında yer alanların birbirlerinin temyizlerine katılma haklarının bulunduğunu kabul etmek usul hukukuna göre mümkün görünmemektedir. (Dairemizin 09.07.2024 tarih ve 2024/648 E.- 2024/7886 K. sayılı ilamı da bu yöndedir) Öte yandan, katılma yoluyla temyiz hakkı asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı bir hak olup diğer tarafın asıl temyiz dilekçesinin süresinde ve kendisi yönünden temyizi kabil bir karara karşı verilmiş olması şarttır. Yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesince süresinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle reddine dair ek karar tesis edildiği, davalı vekilinin anılan ek karara karşı istinaf talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, Dairemizce de verilen karar yerinde görülmekle davalı vekili yönünden temyizi kabil kararın söz konusu olmadığı anlaşılmakla davacı vekilince sunulan katılma yolu temyiz talebinin de incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370.maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 83991eb98646ce15 c9fd1d143183eceb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/2025 E. , 2025/1635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/180 E., 2023/1938 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/649 E., 2022/725 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvuru harcının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle verdiği ek karara karşı istinaf başvurusunun reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde çalıştığı sırada 22.10.2016 tarihinde yük asansörünün tekerleğinin kırılması sonucu 3. kattan asansörle birlikte yere düştüğünü, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucu davacının sürekli işgöremezlik derecesinin %31,20 olarak belirlendiğini, davalı işverenin hiçbir iş güvenliği tedbiri almadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL işgücü kaybı, 500,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması, 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itbaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 22.10.2016 tarihinde sadece 1 günlüğüne vasıfsız eleman statüsünde o güne tekabül edecek asgari ücret tutarında ücret miktarı ile çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi dekorasyon/inşaat ustası olarak çalışmadığını, davacının 2. katta çalışırken birden bire düştüğünün müvekkiline bildirildiğini, davacının asansör ve asansör başında herhangi bir işi olmadığını, kusur izafe edilebilmesinin mümkün olmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu açıklanarak alınan bilirkişi raporları doğrultusunda; "Asıl dava yönünden; Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1)Davacının geçici-sürekli iş göremezliğe ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminata ilişkin maddi tazminat taleplerinin kabulüyle bilirkişi raporunda geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin hesaplanan 935.581,35 TL 'den Kurumca davacıya ödendiği bildirilen fiili ödemeden davacı tarafın kusur oranına göre hesaplanan 94.156,40 TL mahsup edildikten sonra kalan 841.424,95 TL maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 236.376,49 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve 100 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminatın toplamı olan 236.476,49 TL'nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2)Davacının tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüyle resen hesaplanan 3.087,50 TL tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 500,00 TL nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, 3)Davacının bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle resen hesaplanan 3.707,82 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan %50 oranında karineye dayalı makul indirim yapılarak hesaplanan 1.853,91 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan davacının talebi ile bağlı kalınarak 100,00 TL'nin kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, 4)Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulüyle 49.800,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen dava yönünden; Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1)Davacının geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat taleplerinin kabulüyle bilirkişi raporunda geçici-sürekli iş göremezliğe ilişkin hesaplanan 935.581,35 TL'den Kurumca davacıya ödendiği bildirilen fiili ödemeden davacı tarafın kusur oranına göre hesaplanan 94.156,40 TL mahsup edildikten sonra kalan 841.424,95 TL maddi tazminattan asıl davada karara bağlanan 236.376,49 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve 100 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminatın toplamı olan 236.476,49 TL'nin mahsubu ile bulunan 604.948,46 TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2)Davacının tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kabulüyle resen hesaplanan 3.087,50 TL tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminattan asıl davada karar bağlanan 500,00 TL'nin mahsubu ile bulunan 2.587,50 TL tedavi giderlerine ilişkin tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3)Davacının bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle resen hesaplanan 3.707,82 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan %50 oranında karineye dayalı makul indirim yapılarak hesaplanan 1.853,91 TL bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminattan asıl davada karar bağlanan 100,00 TL'nin mahsubu ile 1753,91 TL bakıcı giderine ilişkin tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesi ile dava ve birleşen dava yönünden aleyhlerine hatalı vekalet ücreti hükmedildiğini, manevi tazminat talebinin tam olarak kabul edilmesi gerektiğini, maddi tazminat açısından kararın eksik kaldığını, davacıya kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacının hesaplamaya esas olan ücretinin düşük alındığını, sid oranının yüzde 31,2 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Sid oranına itiraz ettiklerini, bu kapsamda ayrıntılı olarak araştırma yapılmadığını, geçici iş göremezlik yönünden eksik karar verildiğini, bakıcı giderine yüzde 50 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, lehlerine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin eksik olduğunu, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dosyada bulunan tedbir ve haciz kararlarının devam etmesi gerektiğini ve alacağın semeresiz kalmaması için işlem tesis edilmesini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile davacının işyerinde bir günlüğüne inşaatın temizlenmesi için görevlendirildiğini, davacının ağır kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, gerçekleşen kazanın iş kazası olduğu bile meçhulken müvekkiline yüksek oranda kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davasında ek dava açılamyacağını, ek dava açıldıktan sonra doğrudan birleştirte kararı verildiğini, birleştirme kararının doğrudan tebliğ edildiğini ek dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, ek davaya ilişkin ön inceleme duruşması yapılmadığını, delil toplanmadığını tanık dinlenmediğini, PMF 1931 tablosu yerine TRH-2010 tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde; davalı vekili alınması gerekli istinaf başvuru harcı ile nisbi istinaf karar harcını yatırmadığından Mahkemece davalı vekiline eksik harçları 1 haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması, aksi takdirde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin muhtıranın 13.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece 27.12.2022 tarihli ek karar ile gerekli harçların yatırılmaması nedeni ile davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verildiği, alınması gerekli istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcı verilen kesin sürede ikmal edilmemiş olup davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusu isabetsizdir. Bu açıklamalar altında davalı tarafın ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu incelendiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporunda; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkemece iki inşaat bir makina mühendisinden oluşan heyetten alınan 18.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %95 oranında, kazazede davacının %5 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece alınan rapor doğrultusunda hesaplama yaptırılarak hüküm kurulmuştur. Davacı davalı işyerinde çalıştığı sırada yük asansörü ile birlikte yere düşmüştür. Hükme esas alınan kusur oranları davacı lehine olup davacı vekilinin kusura yönelik istinafı yerinde değildir. Kontrol kaydı içermeyen 08.05.2018 tarihli Kurum Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulu Raporu, 15.04.2020 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ve 12.03.2021 tarihli Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Raporunda sürekli iş göremezlik derecesinin %31,2 olduğu, bakıma muhtaç olmadığı belirtilmiştir. Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporları birbirini teyit etmiş olup davacı vekilinin maluliyete ilişkin istinafı yerinde değildir. Mahkemece hesaplamaya ilişkin alınan ilk raporda PMF 1931 tablosuna göre hesaplama yapılmış, davacı vekili hesaplama yöntemine itirazda bulunmadığı halde Mahkemece TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılan ek rapora göre hüküm kurulması hatalı ise de dosyada davalı istinafı bulunmadığından kaldırma sebebi yapılamamıştır. Dosyada hesaba ilişkin alınan asıl raporda davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış olup davacı vekili ücrete ilişkin itirazda bulunmamış ve rapor doğrultusunda ıslah dilekçesini sunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda usulü kazanılmış hak ilkesi gereği davacının ücretinin asgari ücret olarak hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin ücrete yönelik istinafı yerinde bulunmamıştır. Hüküm altına alınan alacaklardan Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin davalı işverenin kusuru oranında tenzili yerindedir. İş kazası sebebiyle davacı sigortalının yardıma muhtaç olmadığının tespit edilmesine aynı zamanda davacı sigortalının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin bulunduğunu da usulüne uygun olarak ispat edememesine göre bakıcı gideri ve tedavi gideri yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.12.2022 tarih 2021/10363 Esas - 2022/16326 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Davacı vekilinin tedavi ve bakıcı giderine ilişkin istinafı sıfatına göre yerinde olmadığı..." gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ek kararına yönelik istinaf talebinin reddi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz istemi yönünden; HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1. madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilecektir. Katılma yoluyla temyiz hakkı, temyiz başvurusunda bulunmamış olan tarafa diğer tarafın temyiz başvurusuna cevapla ve onun temyiz sebepleri ile bağlı olarak kanun yoluna başvurma imkanı veren bir hak olup, tarafların karşılıklı olarak temyize katılmalarından bahsedilebilirken, davanın aynı tarafında yer alanların birbirlerinin temyizlerine katılma haklarının bulunduğunu kabul etmek usul hukukuna göre mümkün görünmemektedir. (Dairemizin 09.07.2024 tarih ve 2024/648 E.- 2024/7886 K. sayılı ilamı da bu yöndedir) Öte yandan, katılma yoluyla temyiz hakkı asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı bir hak olup diğer tarafın asıl temyiz dilekçesinin süresinde ve kendisi yönünden temyizi kabil bir karara karşı verilmiş olması şarttır. Yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesince süresinde harç ve masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle reddine dair ek karar tesis edildiği, davalı vekilinin anılan ek karara karşı istinaf talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, Dairemizce de verilen karar yerinde görülmekle davalı vekili yönünden temyizi kabil kararın söz konusu olmadığı anlaşılmakla davacı vekilince sunulan katılma yolu temyiz talebinin de incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370.maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 83991eb98646ce15 c9fd1d143183eceb ... ...