10. Hukuk Dairesi 2024/1856 E. , 2025/3280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ......'ın 03.10.2019 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; işçinin müvekkili ile herhangi bir hukuki bağı olmadığını, pasif husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kazaya işçinin kendi ağır kusurunun neden olduğunu, müvekkili yönünden illiyet bağının kesildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı ... İnşaat ve Yapı Malz. Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, diğer davalı ile arasında alt işveren üst işveren ilişkisi olduğunu, diğer davalının bildireceği sigorta şirketlerine davanın ihbarı gerektiğini, tüm önlemlerin alındığını, işçinin iş kazasına doğrudan kendisinin sebebiyet verdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanılan deliller ve bilirkişi raporlarına dayanılarak kararda belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davalılar arasında ... ili ... ilçesi ... Barajı İnşaatı Yapımı kapsamında “Baraj Köprü ayaklarına...Çakılması” işine ait sözleşme imzalandığı, davalılardan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin asıl işinin bir bölümünü sözleşme ile diğer davalı ... İnşaat ve Yapı Malz. Tic. ve San. A.Ş.’ye vermesi nedeniyle asıl işveren sıfatına sahip olduğu ve dava konusu iş kazasında kendi kusuru bulunmasa bile, alt işverenin çalıştırdığı işçilerin uğradığı zararlardan asıl işveren olarak sorumlu olacağının anlaşıldığı, kaldı ki yargılama sırasında düzenlenen ve maddi olayla uyumlu bulunan kusur bilirkişi raporunda davalılardan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye kusur verildiğinin de ortada olduğu, hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 18.04.2021 tarihli ek rapor tarihli kusur heyeti raporunda, davacıların murisi %15 oranında, davalılardan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. %20 oranında, davalılardan ... İnşaat ve Yapı Malz. Tic. ve San. A.Ş. %40 oranında, dava dışı iş makinesini kullanan ...'dan %25 oranında kusurlu bulunduğu, anılan kusur heyeti raporunun, ceza dosyasında alınan kusur heyeti raporu ile de uyumlu olduğunun tespit edildiği, hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporunun, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığı, dava dilekçesinde müteveffanın ücreti hakkında bilgi verilmediği, işe giriş bildirgesinde müteveffanın görevinin beden işçisi (inşaat) olarak belirtildiği, müteveffaya ait belirsiz süreli iş sözleşmesinde ve SGK kaydında davacının ücretinin asgari ücret olarak belirtildiği, ancak, kaza ayı olan 2019 Ekim ayında ise davacının brüt ücreti 3.965,16 TL (asgari ücretin 1.5498 katı) olarak gösterildiği, TÜİK verilerine bakıldığında ise “beden işçisi (inşaat)” işinde çalışan bir işçinin 2014 yılında aylık brüt 1.412,00 TL (asgari ücretin 1.2451 TL katı eder) emsal ücretinin olabileceğinin görüldüğü, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda, işveren tarafından kaza tarihi itibariyle SGK'ya bildirilen son brüt ücret olan 3.965,16 TL hesaplamaya esas alındığı, ... işçinin uzman erbaş adayı olarak kabul edildiğinin ve kursiyer olacağının görüldüğü, bu durumda, müteveffanın tam olarak ne kadar ücret alacağının, çalışmasının devamlı olup olmayacağı belli olmadığından, bu hususta varsayımsal tahmini veya yorumlama yoluyla ücret belirlenmesi mümkün olmadığından, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde bulunmadığı, tazminat faizinin gördüğü işlev ve hukuki nitelik bakımından gecikme faizi olmasına, tazminat faizinde temerrüdün olay anında oluşmasına, temerrüt için ihtarın gerekli olmadığı hallerden birisinin de akde aykırılığa yol açan eylemin varlığı olması nedeniyle Mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarları için kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarlarına ilişkin kararının da isabetli olduğu, dava konusu olayda, kabul edilen maddi tazminat tutarlarının toplamı üzerinden davacılar lehine tek, kabul edilen manevi tazminat tutarlarının toplamı üzerinden davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir davacı yönünden kabul edilen manevi tazminat tutarı üzerinden davalılar aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; A)Davacıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine, B)Davalıların vekalet ücretine dair istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (bu yönden) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1) b) 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulüne, A-) Asıl Dava Yönünden; 1-639.600,31 TL maddi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 2- 471.166,20 TL maddi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, B-)Birleşen Dava Yönünden; 8-100.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 9-100.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 10-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ......'a velayeten ... ve ...'a verilmesine, 11-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a velayeten ... ve ...'a verilmesine, 12-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 13-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 14-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 15-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 16-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 17-30.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Hükmedilen manevi tazminat tutarının, hakkaniyete, paranın alım gücüne, tarafların ekonomik durumuna, özellikle meydana gelen zarar ile orantılı olarak caydırıcılık unsuruna sahip olması gerektiğini, müvekkillerinin eş/babalarını kaybettiklerini, hükmedilen tazminat tutarının özellikle yaşanan ekonomik koşullar nedeni ile yetersiz olduğunu, b. Maddi tazminat hesaplamasına esas alınan ücretin eksik olduğuna dair itirazlarının gözönüne alınmadığını, müteveffanın "Uzman Erbaş" olarak atandığını, bu hususun Mahkeme kararı ile sabit olan tartışmasız bir konu olduğunu, müteveffanın gelirinin Uzman Erbaş maaşı olarak esas alınması gerektiğinin açık olduğunu, uzman erbaş maaşlarının asgari ücretin yaklaşık olarak 2,5 katı daha yüksek maaş almakta olduğunu, hesaplamalara bu ücretin/kat sayının esas alınması gerektiğinin açık olduğunu, mahkemenin aksi kabulü nedeni ile zararın tam olarak giderilemediğini, gelire ilişkin bu taleplerinin resmi belgeye (Mahkeme kararına) dayandığından Mahkemece gözönüne alınması gerektiğini, bunun hukuksal bir zorunluluk olduğunu, c. Bu süreçte asgari ücretteki artışların da diğer bir itiraz sebebi olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. ... ile davalı müvekkili arasındaki iş hukuku anlamında bir istihdam ilişkisi bulunmadığı yönündeki savunmalarının gereği gibi değerlendirilmediğini, b. Usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ve itiraza uğramış bilirkişi raporlarına istinaden hüküm kurulmasının fahiş nitelikte bir değerlendirme hatası olduğunu, c. Davalı müvekkiline yüklenebilecek hiçbir kusur yokken, müvekkiline %85 oranında kusur atfedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, zira ... ve dava dışı işçinin kaza riski içeren iş ortamındaki ihmallerinin ağırlık derecesi değerlendirildiğinde müteveffaya atfedilen %15 ve dava dışı işçiye atfedilen %25 kusurun eksik kalacağının açık olduğunu, d. Davacı tarafların dava artırım ve ıslah dilekçelerinin de müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olmasına rağmen anılan itirazlarının İlk Derece Mahkemesi tarafından hazırlanan gerekçeli karara konu dahi edilmediğini, e. Karara konu tazminat bedellerinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili aleyhine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminatların iş kazası tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı nitelikte olduğunu, f. Davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olayın özellikleri ve Yargıtay içtihadı gözetildiğinde fahiş olduğunu ve zenginleşmeye yol açtığını, g. Alacak taleplerine uygulanacak faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... İnşaat ve Yapı Malz. Tic. ve San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. İş kazasının meydana gelmesinde ... işçinin %15 kusurlu olduğunu ve bu oran dikkate alındığında verilen tazminat kararının yüksekliğinin nazara alınması gerektiğini, b.Müteveffanın ölümü ile müvekkili arasındaki illiyet bağının kesildiğini, bu kazanın meydana gelmesi bakımından davalı müvekkili tarafından iş sağlığı ve güvenliği ve mevzuatınca alınması gereken tüm tedbir ve önlemlerin alındığını, c.Verilen karardaki tazminat miktarlarının davacılar açısından sebepsiz zenginleşme oluşturacağını, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarlarının oldukça fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e50d3744f15cf474 ab98a56ce57063c6