10. Hukuk Dairesi 2024/15275 E. , 2025/1417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1460 E., 2024/1955 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/24 E., 2024/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.11.1985 tarihinde...Elektrik - Atatürk Cad, Gebze Taksi Yanı...Elektrik Gebze Kocaeli adresinde faaliyet gösteren, ... adıyla kayıtlı işyerinde sigortalı olarak işe girdiğini ve çalışmaya başladığını, müvekkilinin çalıştığı işyeri tarafından SGK’ya bu tarihli işe giriş bildirgesi verildiğini, ancak müvekkilinin ilk işe giriş tarihi 01.11.1985 olmasına karşın, davalı Kurum kayıtlarında sigorta giriş tarihi 20.04.1989 tarihi olarak kabul edildiğini, 19.06.2019 tarihinde taraflarınca sigortalının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1985 olarak düzeltilmesi için Kocaeli Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu, ancak Kurum tarafından verilen 24.06.2019 tarihli cevapla "işyerine ait 1985 yılı bordrolarında müvekkilinizin adına rastlanılmadığından" denilerek taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu çalışmanın tutanağa geçirilmiş olduğunu, Kuruma bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen sigortalılık başlangıcının kayıtlara işlenmemesinin müvekkilini mağdur duruma soktuğunu ve özellikle emeklilik konusunda hak kaybı yaşamasına neden olduğunu, bu durumun Sosyal Güvenlik Kurumunun ve ... adlı işyerinin kusuru / hatası olduğunu, bu sebeple müvekkilinin hak kaybına uğratılması kanuna, hakkaniyete ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, Kuruma işe giriş bildirgesi verilmiş olmasına rağmen Kurum tarafından ilgili işverenden prim tahsili yapılmadığını, sigortalı olarak çalışan müvekkilinin sigortalılığı hiçe sayıldığını, 506 sayılı Kanun'un 108. madesinin 1. fıkrasında; "Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık suresinin başlangıcı sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanun'lara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir" hükmü düzenlendiğini, bu kanun maddesi gereği müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin, ilk defa çalışmaya haşladığı tarih olan 01.11.1985 tarihi olarak düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen hizmet tespiti süresi için dava açma süresi olan 5 yıllık hak düşürücü süre dolduğu ve davacının davasının hak düşürücü süreye uğraması nedeniyle reddinin gerektiği, Kurum kayıtlarında davacının çalışmasına yönelik işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu iddia edilmekte ise de davacının fiili çalışmaya başladığını gösterir bordro vs. belge yer almadığı, bu bakımdan bahsi geçen döneme dair işe giriş bildirgesi bulunmayan davacının söz konusu işyerinde fiili olarak çalışmadığının kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edilen görüş uyarınca eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayalı sigortalılıktan söz edilemeyeceği, yöntemince düzenlenen işe giriş bildirgesinin çalışmanın mevcudiyeti yönünden tek başına yeterli kabul edilemeyeceği, bu tür davaların kamusal niteliği itibariyle gerektiğinde resen araştırmayı gerekli kıldığı, bu nedenle işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak yasal belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar da aranmalı ve sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince belirlenmesi gerektiği, davacının açtığı davayı ispatlayabilmesi için Kurum kayıtlarının aksini ispat edecek derecede yazılı deliller ileri sürmesi gerektiği, resmi belge olan Kurum kayıtlarının aksinin ancak eş değer yazılı belgelerle ispat edilebileceği, davanın tanık beyanlarıyla ispatının mümkün olmadığını, Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairesinin muhtelif kararlarında kamu düzenini ilgilendiren bu tür hizmet tespiti davasının hâkimlikçe titizlikle incelenmesi gerektiğini, işyerinin açılış ve kapanış tarihlerinin araştırılması gerektiği, yazılı bir takım belgelerin araştırılması (ücret bordrosu, vizite kağıdı vb.) ve delillerin toplanması gerektiği ayrıca tanık deliline başvurulduğu takdirde dinlenecek tanıkların bordroda ismi geçen aynı veya komşu işyeri çalışanı kişiler olması gerektiği, söz konusu davanın açılmasına kurumun sebebiyet vermediği, Kurumun dava konusu ile ilgili işlemlerinde mevzuata ve hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığı beyan edilerek davanın reddi talep edilmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 1-Davacı ...'in (...) ...'a ait .... sicil nolu işyerinde 01.11.1985 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak 1 gün süre ile çalıştığının tespiti ile 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 27.10.1988 tarihi olduğunun ve sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, 2-Davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine...." karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tespitine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e48464152a0c06d3 41c67d5bad3404ea