Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/14846 E., 2025/4526 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14846 E., 2025/4526 K. (19.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14846
Karar No
2025/4526
Karar Tarihi
19.03.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/14846 E. , 2025/4526 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1574 E., 2024/1994 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/123 E., 2022/162 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının farklı işyerleri nezdinde çalışmaya başladıktan sonra 2010-2011 yıllarında prim gün sayısını ve yaş şartını karşılayarak emekli maaşı almaya hak kazandığı ve kendisine emekli aylığı bağlandığını, Kurum denetmenlerince davacının 13.03.2009 - 18.06.2010 tarihleri arasındaki toplam 467 günlük hizmetinin fiili olmadığının tespit edilerek iptal edildiğini ve buna bağlı olarak davacının emekli maaşı ödemesinin durdurulduğunu, akabinde ... SGK tarafından davacı hakkında düzenlenen borç bildirim belgesi ile emekli maaşının iptal edildiği tarihe kadar almış olduğu aylıkların iadesi kapsamında 156.004,88 TL asıl alacak ve 59.445,84 faiz olmak üzere toplam 215.450,72 TL'nin Kuruma ödenmesinin talep edildiğini, ayrıca yine davacı hakkında yersiz ödendiği ileri sürülen 6.000 TL bayram ikramiyesi ve 891,09 TL işlemiş faizi birlikte toplam 6.891,09 TL'nin Kuruma iadesinin talep edildiğini, yine aynı gerekçelerle yersiz sağlık giderleri ödemesi için 1.574,09 TL asıl alacak ve 1.584,83 TL faiz olmak üzere toplam 3.158,92 TL'nin Kuruma iadesinin talep edildiğini, üç borç bildirim belgesinin de davacıya tebliğ edildiğini, davacının ...'a ait işyerinde 13.03.2009-18.06.2010 tarihleri arasındaki 467 günlük çalışmasının fiili bir çalışma olduğunu, davacının ...'a ait mermer işi yapılan işyerinde çalıştıktan sonra emeklilik için gereken prim gün sayısını tamamladığını, emekli olduktan sonra da farklı işyerinde fiili olarak çalışmaya devam ettiğini beyanla davalı Kurum tarafından iptal edilen dönem olan 13.03.2009 - 18.06.2010 tarihleri arasında davacının çalışmasının gerçek ve fiili bir çalışma olduğunun tespiti ile davacı hakkında düzenlenen 18.02.2021 tarih 20544916 sayılı, 18.02.2021 tarih 20545403 ve 18.02.2021 tarih 20543953 sayılı borç bildirim belgelerinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının 2205277592 tahsis numarası ile 25.11.2010 - 25.12.2020 tarihleri arasında emekli aylığı almakta olduğu, Kurumun 23.01.2018 tarih ve 2018/ÖÖ/002 sayılı raporu ile ... sicil sayılı ... unvanlı iş yerindeki 13.03.2009 - 18.06.2010 tarihleri arasında geçen toplam 467 günlük hizmetinin fiili çalışmaya dayanmadığının tespit edildiğini, iptal edilen bu günler hizmetlerinden çıkartıldığında davacının emekliliğe hak kazanamadığının anlaşıldığı ve bu nedenle yaşlılık aylığının iptal edildiğini, davacıya yersiz olarak ödenen aylıklar, bayram ikramiyeleri ve sağlık yardımları için borç çıkartıldığını, bu nedenlerle davacıya yaşlılık aylığının iptal edildiğine dair 20.11.2020 tarihli 14203360 sayılı Kurum işlemi tebliğ edildiğini, davacı tarafın bu işleme itirazının Kurumca kabul edilmediğini, davacının almakta olduğu emekli aylığının iptal edilmesinin ardından 5510 sayılı Kanun'un "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlıklı 96. maddesi gereği davacıya yersiz olarak ödenen 156.004,88 TL yersiz aylık ödemesi, 6.000,00 TL bayram ikramiyesi yersiz ödemesi ve 1.574,09 TL yersiz sağlık gideri ile ilgili dava konusu borç bildirim belgeleri düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile raporda çalışması iptal edilmeyen bordro tanıklarının Kurum müfettişine vermiş oldukları ifadeler ile Mahkemece dinlenen bordro tanıklarının ifadelerinden davacının Kurum tarafından iptal edilen 13.03.2009 - 18.06.2010 tarihleri arasında dava dışı işyerinde fiilen çalışmadığı, Kurum tarafından düzenlenen raporun aksinin davacı tarafça ispat edilemediği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ayrıca tarafları ve konusu aynı olan, davalı Kurumun aynı dönemden kaynaklı zararının tahsilini talep ettiği ve bu dosya ile birleşen Düzce 2. İş Mahkemesinin 2021/247 Esas 2021/393 Karar sayılı dosya yönünden kısa karar verilirken sehven hüküm kurulmadığı değerlendirilerek birleşen dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, yargılama sırasında dinlenen bir kısım kamu tanıkları davacının mermer atölyesinde çalışırken görmediklerini beyan etmiş iseler de bu tanıkların ifadeleri incelendiğinde bir kısmının çalışma dönemleri ile davacının iptal edilen çalışma dönemlerinin farklı olduğunu, yine davacının ağırlıklı olarak mermer atölyesinde değil de mezarlıklarda mermer yapım (montaj) işlerinde, yani atölye dışında çalışması nedeniyle davacıyı görmemiş olmalarının mümkün olduğunu, davacının çalıştığı tarihlerin üzerinden 10 yılı aşkın süre geçmiş olması ve davacının çalışmasının çok uzun bir dönemi kapsamadığı düşünüldüğünde bu kamu tanıklarının davacıyı hatırlamama olasılığının da dikkate alınmasının gerektiğini, her ne kadar Kurum müfettiş raporunda davacının söz konusu işyerinde fiilen çalışmadığını ikrar ettiği bir ifadesine yer verilmiş ise de davacının söz konusu ifade tutanağı kendisine okunmadan imzalatıldığını ve davacının da rutin belgelerden olduğu düşüncesiyle tutanağı okumadan imzaladığını, davacının hukuka aykırı böyle bir eylemi soruşturma sırasında Kurum müfettişine bu şekilde anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava dışı ... unvanlı işyerinde 13.03.2009 - 18.06.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının gerçek olup olmadığı, Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işleminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Anılan 294. maddenin 4. fıkrası uyarınca zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tefhim edilebilir, ancak tefhimden itibaren bir ay içinde gerekçeli kararın yazılması gerekir. Yine aynı Kanun'un 298. maddesinin 2. fıkrası açık hükmü uyarınca gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir görevdir. 2.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli celsesinde davanın reddine karar verildiği, huzurdaki dava dosyası ile davacının dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının geçerli olduğunun tespiti ile davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işleminin iptalinin talep edildiği, anılan dosya ile birleştirilmesine karar verilen Düzce 2. İş Mahkemesinin 2021/247 Esas sayılı dosyasının ise yersiz ödeme sebebiyle asıl davada davacı sigortalı aleyhine açılan alacak davası olduğu, Düzce 2. İş Mahkemesince verilen birleştirme kararı üzerine her iki davanın birlikte görüldüğü, buna karşılık Mahkemece kısa kararda Kurum alacakları için başlatılan birleşen dava ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadığı, gerekçeli kararın yazımı sırasında eksikliğin fark edilerek hüküm kısmında birleşen dava yönünden tefrik kararı verildiği anlaşılmışsa da, el çekilen dosyada karar verilemeyeceği gözetildiğinde Mahkemece birleşen dava yönünden olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmeksizin yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6dc5341eae70fecb 0a4ed42bad4ff6fd

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı