Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/14513 E., 2025/3134 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14513 E., 2025/3134 K. (27.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14513
Karar No
2025/3134
Karar Tarihi
27.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/14513 E. , 2025/3134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2062 E., 2024/1312 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/404 E., 2022/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu ... Bilişim San. Tic. A.Ş.'den Bağ-Kur tescilinin yapılmadığını, ... A.Ş.'de hizmet akdine dayalı çalışıyor iken 31.01.2002'de bu işyerinden ayrılıp 01.02.2002'den itibaren ortağı olduğu şirkette çalışmaya başladığını, 29.05.2020'de aylık başvurusunda bulunduğunu, Kurumun 01.02.2002 tarihi itibariyle Bağ-Kur tescilini yaparak 4/a sigortalılığını geçersiz saydığını, Kurum işleminin 5510 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, genelge hükümlerine göre işlem yapılmasının normlar hiyerarşisine de aykırı olduğunu belirterek, Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin 29.05.2020 tarihi itibariyle SSK'dan aylığa hak kazandığının tespitine, mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gereken limited şirket ortaklarının kendi şirketlerinden 4/a sigortalısı gösterilmesine ilişkin hukuki mesnedi bulunmayan uygulamadan 24.04.2019 tarihinde geçmişe dönük vazgeçildiği, 4/a kapsamında sigortalı olması mümkün olunmayan bir dönemdeki sigortalılığa kanun gereği itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davacının 01.02.2002-30.11.2012 tarihleri arası 4/a sigortalılığının iptali ile aynı sürelerde 4/b sigortalısı sayılmasına ilişkin Kurum işleminin iptalinin mümkün görülmediği değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirket ile arasındaki ilişkinin iş akdi değil vekalet ilişkisi olduğu, bu şirketten yapılan 4/a bildirimlerinin iptali ile 4/b sigortalılığına aktarılması yönündeki Kurum işleminde hata bulunmadığı, davacının sigorta başlangıç tarihine göre 25 yıl 53 yaş 5600 prim gün şartını yerine getirmesi gerekli olup tahsis talep tarihinde 4/a hizmetlerinin tek başına aylık bağlanması için yeterli olmadığı, hizmet birleştirmesi yoluyla prim gün sayısını sağlayacak olan davacının son 7 yıllık süre içerisinde 1260 g��nden fazla 4/a bildirimi bulunmadığı, aylığa hak kazanamadığı, Mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, başvurunun reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle, müvekkilinin Kurumun 09.02.1993 tarihli 16-60 Ek sayılı genelgesine ve 28.09.2008 tarihli ve 27011 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğine güvenerek yaşamını buna göre oluşturduğunu ve 2020 yılında 4/a statüsünden emekli olacağını öngördüğünü, 2019/9 sayılı genelgeye göre yapılan işlemin 5510 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğunu, Anayasa'nın 2. maddesine göre hukuk devleti ilkesinin kişiler için öngörülebilirlik oluşturduğunu, müvekkilinin güvenerek işyerinden hic ayrılmadığını, genel düzenleyici işlemlerin kanuna aykırı olamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ortağı ve Yönetim Kurulu üyesi olduğu şirketten 4/1-a kapsamındaki sigortalılığının geçerliliği ile yaşlılık aylığı talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 2, 1479 sayılı Kanun'un 24, 25 ve 5510 sayılı Kanun'un 4, 7, 53 ve geçici 22. maddeleridir. Somut uyuşmazlıkta, 28.05.1967 doğumlu olan davacının 22.12.2000 tarihinde tescil edilen ... Bilişim San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucu ortağı olduğu, 4/a sigorta başlangıcı 14.09.1992 olan davacının 01.02.2002 tarihinden itibaren ortağı olduğu ... sicil numaralı ... Bilişim San. ve Tic. A.Ş.'den 4/a bildiriminin başladığı, bildiriminin 30.11.2012 tarihine kadar devam ettiği, toplam 7192 prim günü bulunan davacının 29.05.2020 tarihinde tahsis başvurusunda bulunduğu, Kurumun ortağı olduğu şirketten yapılan bildirimleri iptal ettiği, 01.02.2002 tarihi itibariyle Bağ-Kur tescilini yaptığı,4/a hizmetlerinin 3376, 4/b hizmetlerinin 3816 gün olarak güncellendiği ve aylık başvurusunun son 7 yılda 1261 gün 4/a hizmeti bulunmadığından reddedildiği, davacının Kurum işleminin iptalini talep ettiği işbu davada Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 2-) Öncelikle Kurum işleminin iptaline yönelik eldeki davada, davacının ... Şirkette ortaklığı sebebiyle 4/1-a hizmetlerinin re'sen 4/1-b hizmetine dönüştürülmesi işlemi değerlendirildiğinde, a.) Davacının 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar hizmet bildirimlerine yönelik olarak; Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanun'un 24/I-g maddesine göre ... Şirketin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. ... Şirket ortağının şirkette yürüttüğü işler dolayısıyla 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılabilmesi için şirketin hangi işinde ne kadar süre ve ne şekilde çalıştığının, buna dair bir kararın bulunup bulunmadığının, özellikle hizmet akdinin koşullarından olan bağımlılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, şirket ortağının, kimin buyruğunda ve kimden talimat alarak çalıştığının titizlikle araştırılıp incelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gerekir. Davacının, 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığına esas işi, şirket ortaklığının kendisine yüklediği işlerin yürütülmesine yönelik ise, bu taktirde şirketle davacı arasındaki hukukî ilişki vekâlet akdine dayandığından, şirket işlerini görmekten dolayı yukarıda anılan Kanun hükmü gereğince 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olması zorunlu olduğundan, aynı faaliyet dolayısıyla ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü mümkün değildir. Ancak, davacı, şirket ortaklığının yüklediği görev ve sorumluluğun dışında kalan, mesleki yönden özel ihtisas ve tecrübeyi gerektiren bir işi üstlenmiş ise, bu taktirde 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak bildirilen sürelerin geçerli olduğunun kabulü gerekecektir. b.) 01.10.2008 tarihi sonrasında bildirimlerine yönelik olarak; 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; 3) ... şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, sigortalı sayılırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un geçici 22. maddesinde yer alan “bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde belirtilen ... şirketlerin kurucu ortaklarından daha önce 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesine tabi olarak sigortalı olanlardan sigortalılıklarını devam ettirmek isteyenlerin bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde yazılı talepte bulunmaları halinde sigortalılıkları aynen devam ettirilir. Bu süre içerisinde talepte bulunmayanların sigortalılıkları ise bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle sona erer.” hükmü uyarınca davacının 01.10.2008 tarihi öncesinde ... şirket kurucu ortağı olup olmadığı ve anılan madde çerçevesinde Kuruma yazılı talepte bulunup bulunmadığı belirlenmeli, sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 53. maddenin 2. fıkrasındaki “4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.” hükmü gözetilmeli ve tüm kanıtlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 297409257690cd39 7e6ca775e97a2941

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı